GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:114
Tarih:23.07.2026

İYİ PARTİ GRUBU ADINA SELCAN TAŞCI (Tekirdağ) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; işgale karşı direniş üzere kurduğumuz yeni devletimizin, Türkiye Cumhuriyeti'nin bağımsızlığının tescil belgesi; cumhuriyetin, Türk vatanında Türk egemenliğinin tapu senedi Lozan Anlaşması'nın 103'üncü yıl dönümü arifesinde Sevr defaktosuna karşı yeni bir millî mücadele başlatmak zorunda olduğumuz için verdik bu önergeyi.

Lozan Antlaşması'na göre Fener Patrikhanesi Rum cemaatin dinî ihtiyaçlarını karşılamak üzere Fatih Kaymakamlığına bağlı olarak ve Türk yasalarına tabi şekilde faaliyet gösterecek bir dinî kurum olarak düzenlendi. Uygulama öyle mi? Fener Rum Patriği Papa'yı ekümenik sıfatıyla ağırlayebildiğine göre, aynı sıfatla uluslararası toplantılara katılabildiğine göre, devlet başkanlarıyla siyasi görüşmeler yapabildiğine göre, başkonsolosluk gibi Vatikan Evi alabildiğine göre İznik'te değil. Yeni Roma, Konstantinapol Başpiskoposu ve ekümenik patrik olarak anonslandığına göre gittiği her yerde değil. Yunanistan Patrikhane flamasını, Yunanistan ve Avrupa Birliği bayraklarıyla aynı sıra ve ebatlarda dalgalandırabildiğine göre değil. Soruyorum, aynısının Balat'ta Kin Kapısı'nda yapılmasını mı bekliyorsunuz bunun anlamını idrak edebilmek için? Soruyorum, Balkanları, Kafkasları kiliseler üzerinden ABD ve Yunanistan'ın siyasi çıkarları uyarınca tanzime kalkışmak bir ilahiyat çalışması mıdır?

Değerli milletvekilleri, hepinizin bildiği gibi Lozan Antlaşması İstanbul Rumları ile Batı Trakya Türklerinin aynı statü ve haklara sahip olmasının taahhüdüdür. Fiilî durum böyle mi? Rum cemaati patriği kendisi ve kendi yöntemleriyle seçebilirken Batı Trakya Türklüğü müftüsünü aynı şekilde seçebiliyor mu? Asla. Biz "Fener Rum cemaati" derken Müslüman azınlığın Türklerden oluştuğunu ifade mümkün mü Yunanistan'da? Asla. Diyorlar ki: "Müslüman azınlık, Aleviler ve Sünnilerden oluşur." Bu vesileyle Türk olmak suç ilan edildiğinde bile "Ben bir Türk'üm ve öyle kalacağım." demekten geri durmayan Batı Trakya Türklüğünün unutulmaz lideri Doktor Sadık Ahmet'i ölümünün 31'inci yılında rahmet, minnet, saygı ve mahcubiyetle anıyorum.

Daha birkaç gün önce 8 Türk okulunu daha kapattı Yunanistan, öğrenci yok diye. Rum cemaatinde ruhban okuluna gidecek öğrenci var mı? Batı Trakya'daki 307 Türk okulundan 76 adet kalmışken ruhban okulunu yükseköğretim seviyesinde üstelik de, üstelik de patriğin kavili ve Trump'ın emriyle, egemenliğimizi ayaklar altına aldırarak ve Lozan'da kaldırılan kapitülasyonları da geri getirircesine açmak nasıl bir gaflettir?

Yine, Lozan Antlaşması'na göre Ege'deki hangi adanın kimde kalacağı net iken, adalar gayriaskerî statüdeyken fiilî durum ne? Tamamını silahlandırdı Yunanistan adaların ve namlusu bize dönük o silahların. Değil silahlandırmak, 1995'te kara sularını 12 mile çıkarmak istediklerinde bunu savaş sebebi saymış, sayabilmiş bir ülkeyiz biz. O zaman İHA'larımız, SİHA'larımız da yoktu belki ama onurumuz vardı ve millî şuurumuz yaşıyordu. Yunanistan Lozan'da kendine devredildiği belirtilmemiş, Osmanlı'dan cumhuriyete intikal bütün ada, adacık ve kayalıklarda hak iddia ediyor, alenen işgal ediyor. Soruyorum: Sonuna "cık" ekleyince vatan olmaktan çıkar mı toprak? Aynı yayılmacılığı Güney Kıbrıs Rum kesimi yapıyor Doğu Akdeniz'de, küresel şirketlerle hem Türkiye'nin hem de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin deniz yetki alanlarını ihlal eden anlaşmalar yapıyor, ruhsat dağıtıyor ve buna yaptırım uygulayacağına Türkiye, o şirketlerle ödül gibi anlaşmalar imzalıyor. Yıllardır giremedikleri Karadeniz'i altın tepside sunuyor onlara. Türk devletleri ya; yer yarılsın, içine girsin müsebbipleri, Türk devletlerini ortaklaştıramıyoruz biz millî davamıza. Türk Cumhuriyetleri Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni değil, Rum kesimini tanıyor, Türkiye'yi işgalci saymış oluyor. Ayıp değil, utanç değil, bir kara lekedir bu üzerinize, temizleyin.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.

SELCAN TAŞCI (Devamla) - Biz büyük devletçilik oynarken NATO'da, aynı gün Strazburg'ta Türk Silahlı Kuvvetlerine de "tecavüzcü" iftirası atılarak işgalciliğimiz oylanıyor. Bütçe görüşmelerinde aynı iftira yüzüne atıldığında yalayıp yutan Millî Savunma Bakanından tavır namına hiçbir şey beklemiyorum bu konuda ama Türk milletine vekâlet eden milletvekillerinden Lozan ihlallerini araştırıp gerekli uluslararası hukuk önlemleri ve yaptırımlarını hayata geçirmeyi teklif eden bu önergeyi kabul ederek 2'nci Sevr'i yırtıp atmalarını bekliyorum.

Bugün, yani manda ve himayeyi reddeden Erzurum Kongresi'nin 107'nci yılında, Birleşmiş Milletlerin Türkiye'yi Kıbrıs'tan tasfiye planını da sömürge valisi Barrack'ın Hazar'dan Akdeniz'e kadar yeniden kurduklarını söyledikleri o satranç tahtasını da başlarına geçirmelerini bekliyorum.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)