GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:114
Tarih:23.07.2026

İYİ PARTİ GRUBU ADINA AYYÜCE TÜRKEŞ TAŞ (Adana) - Sayın Başkan, kıymetli milletvekilleri; 23 Temmuz 1919'da Erzurum'da cumhuriyetimizin ön sözünün yazıldığı kongrenin 107'nci ve Hatay'ın ana vatana katılışının 87'nci yıl dönümünü gururla kutluyorum ve aynı ruhla diyorum ki bugün Kıbrıs konusunda artık ezberleri tekrarlamanın değil, gerçekleri konuşmanın zamanıdır. Birleşmiş Milletler Genel Sekreterinin adaya gelmesiyle, yeni temsilciler atanmasıyla veya yeniden müzakere masaları kurulmasıyla Kıbrıs meselesinin çözüleceğini düşünmek gerçekçi değildir. Öncelikle şunları sormak istiyorum: Birleşmiş Milletler bugüne kadar hangi uluslararası krizi çözmüştür; Gazze'yi mi çözmüştür, Ukrayna savaşını mı bitirmiştir, İran merkezli krizleri mi sona erdirilmiştir? Bunları çözemeyen bir Birleşmiş Milletlerin Kıbrıs'ı çözeceğine nasıl inanacağız? Aynı şekilde, Avrupa Birliğinin Kıbrıs'a temsilci ataması da kabul edilemez. Çünkü Avrupa Birliği bu meselenin hakemi değil, maalesef, tarafıdır. Güney Kıbrıs yönetimini üye yaparak zaten taraf olmuştur. Taraf olan bir yapının ara bulucu veya temsilci sıfatıyla sürece dâhil edilmesi hukuken de siyaseten de doğru değildir. Bu nedenle, Avrupa Birliğinin atadığı temsilci muhatap alınmamalı, kendisiyle hiçbir resmî görüşme yapılmamalı ve Avrupa Birliğinin Kıbrıs meselesinin taraflarından biri hâline gelmesine de asla izin verilmemelidir. Bugün Türkiye'nin ortaya koyması gereken tutum son derece nettir. Egemen, eşitlik ve iki devletin varlığı kabul edilmeden hiçbir şekilde hiçbir ad altında görüşme yapılmamalıdır. Ne resmî müzakere ne gayriresmî toplantı ne de "temas" adı altında yeni bir süreç başlatılmamalıdır. Kaldı ki bize göre Türkiye ve Kıbrıs Türk halkı açısından Kıbrıs meselesi, 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı'yla çözülmüştür. O gün Kıbrıs Türk halkına yönelik katliam ve soykırım durdurulmuş, adaya barış gelmiş ve iki halkın güven içinde yaşayacağı bir düzen de kurulmuştur. Bugün Kıbrıs sorunu varsa bu Türkiye'nin veya Kıbrıs Türk halkının sorunu değildir, sorun Rum tarafının iki devlet gerçeğini kabul etmemesidir. Rum yönetimi hâlâ adanın tamamını kendi egemenliği altına alma hayalinden vazgeçmemiştir. Federasyon adı altında hedeflenen de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin tasfiyesidir. Bu sebeple artık "Kıbrıs sorununu" ifadesini kullanmaktan vazgeçmeliyiz. Türkiye'nin çözülmemiş bir Kıbrıs sorunu yoktur, konuşulacak tek konu, adadaki iki egemen devletin iyi komşuluk ilişkileri içinde nasıl yaşayacağıdır. Biz Hükûmetin bugüne kadar ortaya koyduğu iki devletli çözüm ve egemen eşitlik politikasını doğru buluyor ve destekliyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun tamamlayın.

AYYÜCE TÜRKEŞ TAŞ (Devamla) - Bu politikanın dış baskılar nedeniyle değiştirilmesi kesinlikle kabul edilemez. Kıbrıs politikası hükûmetlerin değil, devletin değişmez politikası olmalıdır. Türkiye'nin kırmızı çizgileri açıktır, federasyona dönüş yoktur. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin egemenliğinden taviz yoktur. Türkiye'nin etkin ve fiilî garantörlüğü kesinlikle tartışılamaz, Türk askerinin adadaki varlığı müzakere konusu yapılamaz. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti vardır, yaşayacaktır ve mutlaka tanınacaktır. Bu, sadece Kıbrıs Türklüğünün değil, Türkiye Cumhuriyeti'nin ve mavi vatanın vazgeçilmez millî davasıdır. (İYİ Parti ve YENİ YOL sıralarından alkışlar.