GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:113
Tarih:22.07.2026

YÜKSEL TAŞKIN (İzmir) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Konuşmamın başında tarihe küçük bir not düşmek istiyorum. Herkesin gördüğü bir şey var, biliyorsunuz, yargıya çöreklenen organize bir yapı var. Bu yapı âdeta bize dejavu hissi yaşatıyor çünkü daha önce de böyle yapıları gördük. Biz bu filmi daha önce de gördük, çok ama çok bayat bir film var, Filmin adı şu: "Seçilmişlere atanmışlar üzerinden nasıl darbe yaparız, nasıl sandığa ve millî iradeye darbe vururuz?" Bu kadar yıl seçim kazandınız, en son yerel seçimleri kaybettikten sonra millî iradeyle ve sandıkla hesaplaşmaya başladınız. Bu millet bunları kaydediyor, elbette hakem olarak bunun gereğini de yapacak. (CHP sıralarından alkışlar)

Bakın, her hafta bir belediyemize operasyon yapılıyor, sesiniz çıkmıyor. Yetkisiz bir mahkeme partimize genel başkan atamaya kalkıyor, bunu da kabulleniyorsunuz. Sizin bir siyasi hikâyeniz vardı, bunu bir mağduriyet üzerine kuruyordunuz. Şimdi failler yer değiştirdi, kendinizi devlet olarak görüyorsunuz ve başkalarını dövüyorsunuz. Türkiye'yi bu döngüden çıkarmak gerekiyor. Buna bir siyasi parti lideri "Nöbetleşe despotizm." diyor. Biz iktidara geldiğimizde Türkiye'yi bu ilkel, basit, korkakça siyaset anlayışından kurtaracağız. (CHP sıralarından alkışlar)

Şimdi, bu torba yasayla ilgili şunu söyleyeyim: Bu torba yasanın en önemli maddesi biliyorsunuz emeklilerle ilgili düzenleme; 20 bin liradan 23 bin küsura çıkan bir artırma söz konusu. Tabii ki bu, beklentileri karşılamayan bir artış. Bir kere gerçek enflasyon -siz de yüzde 26 olarak revize ettiniz ama- 30'ların çok çok üzerinde. Bu ülkede TÜRK-İŞ'e göre açlık sınırı 35 bin liranın üzerinde, yoksulluk sınırı 116 bin liranın üzerinde. Dolayısıyla, emeklileri bu çok küçük artışla tatmin etmeniz mümkün değil. Ayrıca vurgulamak istiyorum ki aslında bu bir zam da değil çünkü emeklilerin kök aylıkları değişmiyor. Dolayısıyla Türkiye, eğer Anayasası gereği bir sosyal devletse, yıllardır primlerini ödeyen, çile çeken bu insanların insanca yaşaması için gerekli düzenlemelerin yapılması bu Meclisin en temel görevlerinden bir tanesidir ama yine burada dejavu, çok alıştığımız bir durum var. Nedir o? Bu sene seçim yok, seçim yılında birkaç puan daha artırırız, emekliler de nasıl olsa bunu unutur, sineye çeker. Ama unuttuğunuz bir şey var: Türkiye'de yoksulluk algısı derinleşiyor. Emekliler kitleler olarak derin yoksulluğa sürükleniyorlar. Bakın, devletten maaş alan insanların derin yoksullukla cebelleştiği bir ülke hâline geldiğimize dikkat çekmek istiyorum. Dolayısıyla, efendim "Tünelin sonunda ışık var, sabredin." söylemleriniz bu sefer tutmayacak çünkü emekliler karanlığın gayet de farkında.

Bakın, 2015 yılında 11 milyon emekli varken emeklilerin millî gelirden aldığı pay yüzde 7'ye yakın; bugün emekli sayısı 16 milyonu aşmış, alınan pay yüzde 5'lere düşmüş. Yani, emekli sayısı artıyor, pastadan aldıkları pay küçülüyor. Bizim burada -elbette kendi başına yeteceğini düşünmüyorum ama- çok önemli bir önerimiz var, aslında basitçe şu formülü kurabiliriz: EEA=AÜ. Yani, en düşük emekli aylığını asgari ücrette sabitlersek belki bu derin yoksullukla ilgili bir çıpa, bir sabitleme, bir engelleme yaparız.

Tek başına yetmez çünkü yaşanan sorunlar sadece ücret artışıyla giderilemeyecek kadar çetrefildir, derindir. Örnek olarak bütün emekliler yoksullaşırken bir de kendi aralarındaki eşitsizliklerle mücadele ediyorlar, bu da rahatsızlıkları arttırıyor. Aynı prim günü veya benzer çalışma geçmişine sahip kişiler arasında maaşlar farklı, bu da rahatsızlık yaratıyor. Farklı emeklilik dönemleri ve güncelleme katsayıları nedeniyle maaş farklılıklarının büyümesi emeklilerin adalet duygusunun zedeliyor. Özellikle büyükşehirlerde kiracı olan emeklilerin kiraları neredeyse en düşük emekli maaşıyla eş değer durumda ve bu insanların ayakta kalması sosyal yardımlar olmadan imkânsız. Doğal gaz, elektrik gibi konut giderleri de giderek yükseliyor. Dolayısıyla şöyle düşünün: Emekli olmuşsunuz, Japon turistlere bakıyorsunuz, 80 yaşında Japon turist fotoğraf makinesiyle dünyayı gezerken bizim emekliler İstanbul'dan Ardahan'a gidip geri gelirlerse, orada bir haftalık da alışveriş yaparlarsa maaşlarının yarısı zaten gidiyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayın.

YÜKSEL TAŞKIN (Devamla) - Bu insanların dünyayı gezmesini bırak, Türkiye'nin bir sürü bölgesini görmeden hayata veda etmeleri aslında bir sosyal devlet olduğunu iddia eden Türkiye Cumhuriyeti'nin ve başta da bizim Meclisimizin utancıdır. Dolayısıyla, sorunlar çok ciddi, sadece şunu söyleyeyim: Öyle emekliler var ki kahvede sadece bir çay içip utandıkları için parkta beş saat oturup daha sonra eve gidip o meşhur gündüz programlarını izliyorlar. Dolayısıyla, öyle edilgeniler ki asla yaşayamayacakları hayatlarla ilgili sadece izleyici konumunda kalıyorlar. Bütünlüklü bir reform gerekiyor, bu iktidarın bunu yapamayacağı açık; biz bütün engellere rağmen iktidara geleceğiz ve bu değişiklikleri yapacağız.

Genel kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)