| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 113 |
| Tarih: | 22.07.2026 |
ŞERAFETTİN KILIÇ (Antalya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz torba kanun teklifinin 5'inci maddesi üzerine Grubumuz adına söz aldım. Genel Kurulu ve aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum.
Bu maddeyle birlikte Kültür ve Turizm Bakanlığınca yürütülen birçok işlem ücretli hâle getirilmektedir. Koruma kurulu kararlarına yapılacak itirazlardan sit alanının değişikliği taleplerine, proje incelemelerinden bilgi ve belge başvurularına kadar birçok işlem için vatandaşlardan yüksek tutarlarda ücret alınması öngörülmektedir. Üstelik bu ücretler her yıl yeniden değerleme oranında artırılacak, bazı işlemlerde ayrıca KDV uygulanacaktır. Dahası başvurunuz reddedilse bile ödediğiniz ücret size geri iade edilmeyecektir. Değerli milletvekilleri, Anayasa’nın 63'üncü maddesi tarihî ve kültürel varlıkların korunmasını devlete görev olarak vermiştir. Devletin asli görevi olan bu hizmeti vatandaşın cebinden finanse etmeye çalışmak sosyal devlet anlayışıyla bağdaşmaz. Türkiye'nin turizm başkenti Antalya'yı temsil eden bir milletvekili olarak ifade ediyorum: Antalya geçen yıl milyonlarca ziyaretçiyi ağırladı. Turist sayısıyla övünüyoruz. Elbette ülkemize gelen her misafir bizim için kıymetlidir ancak artık şu soruyu sormanın zamanı gelmiştir: Turist sayısı artarken turizmden kim kazanıyor? Bugün Antalya'nın esnafı kazanamıyor, küçük otel işletmecisi kazanamıyor, restoranı, pansiyonu, hediyelik eşya satıcısı kazanamıyor. Turizm çalışanı artan kira fiyatları nedeniyle çalıştığı şehirde barınmakta zorlanıyor. Sezonluk çalışanlar geçim sıkıntısıyla mücadele ediyor. Küçük işletmeler enerji maliyetleri, kira giderleri ve yüksek finansman yükü altında ayakta kalmaya çalışıyor. Bütün bunlar yetmezmiş gibi, şimdi kültürel mirasın korunmasına ilişkin işlemler için de yeni mali yükler getiriliyor. Oysa Antalya yalnızca deniz, kum ve güneşten ibaret değildir. Antalya Perge'dir, Aspendos'tur, Side'dir, Phaselis'tir, Myra'dır, binlerce yıllık medeniyetlerin bize bıraktığı eşsiz mi eşsiz mirastır. Bu mirası yaşatmaya çalışan vatandaşın, yatırımcının ve işletmecinin önüne yeni ücret tarifeleri koyarsanız, korumayı teşvik etmiş olmazsınız, tam tersine zorlaştırmış olursunuz. Tarihî eserlerin korunması gelir kapısı değildir, kültürel miras ticari bir işlem değildir, bu milletin ortak hafızasıdır. Devlet burada vatandaşın önüne engel koyan değil, kolaylaştıran tarafta olmak zorundadır. Aksi hâlde, kaçakçılık ve çürümenin önünü alamazsınız. Toplum yararına olana, legal olana erişimi zorlaştırırsanız kaçağı teşvik etmiş olursunuz.
Değerli milletvekilleri, bu torba kanunun farklı maddelerine baktığımızda ortak bir anlayış görüyoruz. Bir tarafta devletin sunması gereken hizmetlerin maliyeti vatandaşa yükleniyor, diğer tarafta kamu hizmetlerini yürüten çalışanların yıllardır beklediği haklar görmezden geliniyor. Bunun en somut örneklerinden biri de PTT'de görev yapan yaklaşık 10 bin 500 idari hizmet sözleşmesi personelidir. Bu insanlar KPSS'yle göreve alınmışlar, yıllardır devlet adına hizmet vermektedirler, depremde görev yapmıştır, pandemi de görev yapmıştır, en ücra köylere kadar kamu hizmetini ulaştırmıştır. Bugün, onların beklentisi yeni bir ayrıcalık değildir, tek beklentileri iş güvencesidir, tek beklentileri eşit işe eşit haktır, tek beklentileri kamu personel sisteminin temel ilkelerinin yönetmeliklere bırakılmaması, kanun güvencesi altında korunmasıdır çünkü hukuki güvenliğin olmadığı yerde çalışma barışı olmaz, çalışma barışının olmadığı yerde verimlilik olmaz, verimliliğin olmadığı yerde ise güçlü kamu hizmeti üretilemez. Yapılan küçük bir değişiklik belki bu torba kanunda ufak görünebilir ancak on binlerce çalışanın mağduriyetine sebep olabileceğini mutlaka göz önünde bulundurmalıyız. Bu bağlamda, teklifin 26'ncı maddesinin yeniden düzenlenmesi gerektiğini tekrar hatırlatmak istiyorum.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.
ŞERAFETTİN KILIÇ (Devamla) - Değerli milletvekilleri, bu torba kanun maalesef sorun çözen değil, yeni sorunlar üreten bir anlayışın ürünüdür. Kültürel mirası koruyacaksak vatandaşın önüne yeni ücret tarifeleri koyarak değil, koruma kurullarını güçlendirerek, doğru restorasyonu teşvik ederek koruyacağız. Kamu hizmetini güçlendireceksek bunu çalışanların haklarını belirsizleştirerek değil, onların emeğini güvence altına alarak başaracağız. Bizim ihtiyacımız vatandaşa yeni mali yükler yükleyen bir yönetim değildir. Bizim ihtiyacımız çalışanına güven veren, kültürel mirasına sahip çıkan, adaleti ve liyakati esas alan güçlü bir devlet anlayışıdır diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (YENİ YOL ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)