| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 113 |
| Tarih: | 22.07.2026 |
HÜSMEN KIRKPINAR (İzmir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan kanun teklifinin 2'nci maddesi üzerine Grubumuz adına, İYİ Parti Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
2'nci madde kamu idaresindeki kurumsal hafızanın ve liyakat ilkelerinin ne derece tahrip edildiğini ve ardından bu hatalarla nasıl yüzleşilmek zorunda kalındığını açıkça kanıtlamaktadır. Mevzuatta öteden beri süregele bir boşluk yoktur. 2018 öncesinde daire başkanlığı atama esasları nettir. Ne zaman ki yeni sistemde on yıllık kıdem şartı beş yıla indirildi, bürokraside tecrübe ve yetkinlik ikinci plana itildi. Sekiz yıl sonra bugün aynı tecrübe şartını tekrar on yıla çıkarmak bir mevzuat ihtiyacı değil, öngörüsüz yasa yapma anlayışının kamuya ödettiği ağır bir bedeldir. Bizler atılan bu geri adımı elbette destekliyoruz fakat sekiz yıldır bu makamları tecrübesiz kadrolara teslim etmenin faturasını kim ödeyecek? Çünkü yapılan bu hataların bedeli doğrudan devlete ve millete kesilmiştir. Peki, bozulan kurumsal hafızanın vebalini bugün kim üstlenecek? İsteseniz de tahrip edilen liyakati tek bir kanun maddesiyle geri getiremezsiniz. Asıl soru, devletin tüm çarklarını tek bir imzaya bağlayan 2018'deki o büyük hatanızla ne zaman yüzleşeceksiniz? Bütün bu yönetim zafiyetinin üzerini tek bir kanun maddesiyle kapatamazsınız.
Değerli milletvekilleri, mesele rakamlar ötesinde mali sistemin neye hizmet ettiği çerçevesinden bakmak zorundayız. İktidarın mali disiplin masalı milletin sırtına yüklenen ağır bir fedakârlık, sermayeye sağlanan devasa bir ayrıcalık düzenidir. Bütçeden sosyal güvenliğe ayırdığınız payın 2 katını faiz lobilerine aktarırken suçu demografik yapıya değil, kayıt dışılığı engelleyemeyen kendi politikalarınıza atın. "Mali disiplin" adı altında uyguladığınız bu acı reçete sadece dar gelirlinin, emekçinin boğazına basmaktır. İstanbul Finans Merkezinde transit ticaret kazançlarının vergisini sıfırlarken, trilyonlarca liralık muafiyetlerle sermayeyi ihya ederken sabahın köründe işe giden işçiyi yılın ortasında üst vergi dilimine sokuyorsunuz. Türkiye'de çocuklu ailelerin vergi yükünü yüzde 40'la OECD birincisi yaparken siz hangi adaletten bahsediyorsunuz? Uluslararası davalarda basiretsizliğiniz yüzünden yenen cezaları vergi mükellefine ödetip İşsizlik Fonu'nu patronlara dağıtırken bütçe disiplininden bahsedemezsiniz. Kamu borç stokunu 15 trilyon liraya, bireysel borçları 7,5 trilyon liraya dayandıran bu düzen iktisat biliminin gereği değil, kamusal kaynakları dar bir zümreye aktarma tercihidir. Kök aylıkları enflasyona ezdirip Hazine katkısıyla kapatmaya çalışarak da prim adaletini ve kıdem duygusunu tamamen cezalandırıyorsunuz. İYİ Parti olarak, bu adaletsiz ve sürdürülemez düzene karşı duruşumuz da çözüm öneriniz de nettir. İdarede devam eden bu yama mantığı derhâl terk edilmeli, en düşük emekli aylığı doğrudan net asgari ücret seviyesine sabitlenmelidir. Peki, yıllardır enflasyon altında ezdiğiniz emekçimizin hakkını nasıl teslim edeceğiz? SSK ve BAĞ-KUR emeklilerimize reva görülen bu yetersiz şartları derhâl revize ederek en az yüzde 40 refah payını sisteme dâhil etmek zorundayız. Bu hakkaniyet mücadelesini yürütürken bu iyileştirmeler hiçbir ayırım gözetilmeksizin memur emeklilerimize de yansıtılmalıdır. Çalışanların belini büken vergi tarife zulmüne bir an önce son verilmelidir. Ayrıca, kamu liyakati, kıdem adaletini ve çalışma barışını zedeleyen tüm haksız uygulamalar derhâl ortadan kaldırılmalıdır.
Türkiye Cumhuriyeti devletinin imkânları geniş, kaynakları da yeterlidir. Mesele, kaynağın olmaması değil, kaynağın birkaç ayrıcalıklı zümreye mi yoksa bu ülkenin harcında teri olan millete mi aktarılacağının tercihidir? Biz, İYİ Parti olarak, milletimizin helal kazancını ve devletimizin itibarını koruma sorumluluğumuzu sonuna kadar sürdüreceğiz.
Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)