| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 113 |
| Tarih: | 22.07.2026 |
YENİ YOL GRUBU ADINA İDRİS ŞAHİN (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Görüşmekte olduğumuz (2/3764) sayılı Kanun Teklifi bir kez daha torba kanun anlayışının geldiği noktayı gözler önüne sermektedir. Bakınız, sayın milletvekilleri, bu torba kanun teklifinde ne var? Artık "torba" demek dil alışkanlığı, ağız alışkanlığı hâline gelmiş. Bu, heybe, çuval ne tanımlarsanız ona girebilecek bir kanun teklifi. Çünkü, 21 ayrı kanun ve 2 kanun hükmünde kararnamede değişiklik öngören bir kanun teklifiyle karşı karşıyayız. Şimdi, buradan kanun teklifi sahibi arkadaşlara bu 21 kanun neyi ihtiva ediyor, 2 tane kanun hükmünde kararnamenin içeriği nedir desem, emin olun, birinci ve ikinci imza sahibi milletvekilleri dahi burada değişiklik öngörülen 21 ayrı kanunun ne olduğunun farkında değil ama siz, bir Temmuz ortasında yine alelacele işin içerisine emeklileri de sokmak kaydıyla bir torba yasa teklifini Meclis Genel Kuruluna sunuyorsunuz. Arkadaşlar, bu yol, yol değil; yanlış bir yoldasınız. Bir an önce artık bu yanlışlardan dönmeniz gerekiyor çünkü 34 maddeden oluşan bu teklif birbirinden tamamen farklı konuları tek bir metinde toplamakta. Siz bu anlayışla iş tutuşu bayağı bayağı içselleştirdiniz, artık alışkanlık hâline geldi, torba kanun sizin için artık istisna değil alışkanlık oldu. Böyle bir yasama yöntemi Meclisin denetim ve müzakere işlevini zayıflatmaktadır değerli milletvekilleri. Her biri ayrı ayrı değerlendirilmesi gereken düzenlemeler tek teklif altında görüşülmekte, milletvekillerinin sağlıklı değerlendirme yapma imkânı ortadan kaldırılmaktadır. Bu haksızlığı bu Meclise siz yapıyorsunuz; yapmayın arkadaşlar, lütfen, bu yanlış davranışınızdan bir an önce geri dönün.
Değerli milletvekilleri, teklifin bir kısmı Anayasa Mahkemesinin iptal kararları sonrasında yapılan düzenlemelerden ibaret ancak Anayasa Mahkemesinin kararlarını yalnızca şeklen yerine getirmek yeterli değil. Anayasa Mahkemesi hukuk devleti ilkelerinin belirlilik, öngörülebilirlik, ölçülülük ve temel hakların korunması ilkeleriyle anlam kazanabilir. Ne yazık ki bu teklifte ortak bir anlayış göze çarpmaktadır, birçok maddede düzenleme yetkisi doğrudan Cumhurbaşkanına bırakılmaktadır; vergide de öyle, idari düzenlemelerde de öyle, kamu personel sisteminde de öyle.
Aziz vatandaşlarımız, şu saat dilimi içerisinde iktidar grubu bizi dinlemediği için sizlere hitap etmek ve muhalefet sıralarına hitap etmek zorundayız. Anayasa'mızın 7'nci maddesi son derece açık "Yasama yetkisi devredilemez." diyor. Arkadaşlara defalarca söylüyoruz: Bu Parlamento niçin var arkadaşlar? Yasa yapmak için var. Bizim var olan hakkımızı Sayın Cumhurbaşkanına niçin tek tek devredersiniz? Kanunun belirlemesi gereken sınırlar yerine yürütmeye geniş takdir alanı tanınması hukuk devletini güçlendirmez; aksine, hukuki belirliliği zedeler. Bugün Sayın Erdoğan var ama yarın olmayacak, siz Parlamentonun yasama yetkisini bir kişiye vermekte niçin bu kadar cömert davranıyorsunuz, bunu anlamış değilim oysa milletimiz size "Kanunları siz yapın, yasama yetkisini siz kullanın." diye yetki verdi ve Parlamentoya gönderdi ama görünen o ki siz bu yetkinizi kullanmadığınız gibi muhalefete de bu yetkiyi kullandırmayı arzu etmiyorsunuz.
Sayın Başkan, bu teklifin vatandaşın hayatına en doğrudan dokunan düzenlemelerinden biri emekli aylıklarıyla ilgilidir. Teklifte en düşük emekli aylığının 20 bin TL'den 23.552 TL'ye çıkarılması öngörülmektedir. Bugün grup toplantımızda Sayın Babacan ifade etti; ya, bravo size arkadaşlar, bu hesabı nasıl yapıyorsunuz anlamak mümkün değil! Hani 23.550'yi gördük de bu 2'sini nasıl hesapladınız? Yani size borç para verenlere, yüksek faizle emaneten para verenlere karşı şunu diyorsunuz: "Biz enflasyon oranlarına göre bu artışı yapıyoruz, ona göre hesap edin, Türkiye'de bir sistem uyguluyoruz." Oysa kendinizi kandırıyorsunuz çünkü siz TÜİK'in makyajlı rakamları üzerinden emeklinin, kamu çalışanının, işçinin, asgari ücretlinin hakkına giriyorsunuz, kul hakkı yiyorsunuz çünkü gerçekleri ihtiva etmiyor. Önümüzdeki yıllara sari kamu borçlanmalarında hesapladığınız faiz oranları ve enflasyon verileri ile bugün emekliye, işçiye verdiğiniz enflasyon oranları arasında dağ gibi farklar var arkadaşlar, kendinizi aldatmaktan vazgeçin, milletle yüzleşin ve kul hakkına girmeyin, buradan özellikle size seslenmek istiyorum. İşte, TÜRK-İŞ her şeyiyle sizin kontrolünüzde, iktidarın kortunun kontrolünde bir sendika diyor ki: "Açlık sınırı 35.759, 2026ya göre; yoksulluk sınırı 116.478; bekâr bir çalışanın yaşama maliyeti 46.248 lira." E, sizin emekliye reva gördüğünüz rakam ne? 23.552.
Değerli milletvekili arkadaşlarım, bakın, bu kürsüye çıkmadan önce bir taksici esnafımız aradı beni, yıllara sâri tanıdığım birisi, avukatken beni de çok fazla yere, dava ve duruşmalara götüren bir şahıs, diyor ki: "69 yaşındayım, emekliyim ama aldığımla geçinemiyorum. 69 yaş sınırı getirilmiş ve 'Artık şoförlük yapamayacaksın.' diyorlar. Ben ekmeğimi nereden kazanacağım?" diyor. 69 yaşındaki bir emekliye siz çalışma mecburiyeti getiriyorsunuz, ona da yasal bariyerle sınır koyuyorsunuz. "Hiç olmazsa 75'ime kadar çalışayım. Ülkeyi yönetenlerin hepsi 70'in üstünde, 80'e merdiven dayayanlar bizimle alakalı karar veriyor. Ben hiç olmazsa şu direksiyon sallayayım, hiç olmazsa küçük araç kullanayım, taksi şoförlüğünde, dolmuş şoförlüğünde bize izin versinler." diyor. O yüzden, iktidar sahiplerine buradan sesleniyoruz: Bir taksi durağına girin, lütfen o emeklinin hâlini bir sorun. O emeklinin hâlini sormuş olsanız burada yapmış olduğunuz düzenlemede 23.552 TL'yi bu Parlamentoya getirirken utanırsınız ya, Allah için utanırsınız! (CHP sıralarından alkışlar) Ama sizde o yüz de kalmamış arkadaşlar, utanma yerine bizi dinleme nezaketinde bile bulunmuyorsunuz, umurunuzda bile değil.
MAHMUT TANAL (Şanlıurfa) - 4 kişi var, 4 kişi.
İDRİS ŞAHİN (Devamla) - O yüzden, değerli milletimiz, sizlere sesleniyoruz: İktidarla sizin gönül bağınız koptu, iktidar sizin sorunlarınızı bilmiyor. Eskiden "Biz garip gurebanın sofrasından iktidara geldik." diyorlardı ama bugün garip gurebayla işleri yok, zengin sofralarında ağırlanıyorlar, Ankara'nın, Türkiye'nin en geniş sofralarına onlar oturuyor. O yüzden, açlık sınırının 35.759 lira olduğu bir yerde emekliye taban ücret olarak 23.552 lirayı bu Meclise götürürken hiç arlanmıyorlar. O yüzden, buradan, çay, simit hesabı yaparak iktidara gelenlere soruyorum: Bu emekli, kirasını nasıl ödeyecek değerli milletvekilleri? İlacını nasıl alacak, elektriğini, doğal gazını nasıl ödeyecek? Torununa harçlık vermeyi bırakın, kendi mutfağını nasıl döndürecek? Biz, emeklinin daha fazla para istemesini değil, insanca yaşayabileceği bir gelire kavuşmasını istiyoruz; siz ise fakir sofralarından geldiniz ama zengin sofralarından artık ayrılmaz oldunuz; fakirin sofrasından, emeklinin sofrasından bihabersiniz.
Değerli milletvekilleri, teklifte dikkat çeken bir diğer düzenleme de nükleer enerji yatırımlarına yönelik vergi istisnalarıdır; bu düzenlemeler Komisyon aşamasında son dakika önergesiyle getirilmiştir. Madem bu yaptığınız iş, meşru bir iş, niçin son dakika önergesine bırakıyorsunuz? Plan ve Bütçe Komisyonunda bunun enine boyuna tartışılmasından, medya önünde, bağımsız yargı kuruluşları önünde, basın kuruluşları önünde konuşulmasından niçin korkup da son aşamada bir önergeyle bunu dâhil ediyorsunuz? Rusları bu kadar mı çok seviyorsunuz? Rusları sevdiğiniz kadar Mersinli esnafı, Ankaralı esnafı, Keçiörenli esnafı da sevin arkadaşlar. Onlara yapılandırma yaparken son derece cimrisiniz ama iş Ruslara gelince, BYD'ye, Çinlilere gelince son derece cömertsiniz; adrese teslim düzenlemelerle ülkeyi yönetmeye çalışıyorsunuz ki çok yanlış bir yoldasınız. Burada da yine ifade ediyorum, 86 milyonun hukukuna sizler gerçekten riayet etmiyorsunuz. O vatandaşın sizden taleplerini yerine getirmek yerine birkaç işverenin, birkaç sermayedarın sözcülüğüne soyunmuş durumdasınız.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, devam edin.
İDRİS ŞAHİN (Devamla) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
İşte, vatandaşın sorguladığı adalet duygusu tam da burada zedeleniyor. Vergi politikası ayrıcalık üretmenin değil, adalet sağlamanın aracı olmalıdır.
Sayın Başkan, teklifin ÖTV'ye ilişkin hükümleri de Cumhurbaşkanının takdir alanını genişletmekte. Yani biz burada, 600 kişi, Allah aşkına, bunları göremiyoruz da bir tek Sayın Erdoğan mı görecek? Yapmayın arkadaşlar, yoruldu, Sayın Erdoğan da yoruldu, iktidarınız da yoruldu. Burada 600 kişinin gözünden kaçanı bir kişinin kontrolüne bırakmak demek milletin bize vermiş olduğu emanete ihanet etmek demektir çünkü işte şu duvarda yazıldığı gibi hakimiyet kayıtsız şartsız milletinse, milletin temsilcileriyle yasama faaliyeti yapılıyorsa bu yasama hakkını bir kişiye devretmek, emin olun, milletin vermiş olduğu yetkiye ihanet etmektir diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (YENİ YOL, CHP ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)