| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 113 |
| Tarih: | 22.07.2026 |
DEM PARTİ GRUBU ADINA ÖZGÜL SAKİ (İstanbul) - Teşekkürler.
Önergemizde turizm emekçilerinin sorunlarını konuşacağız ve bu konuda mutlaka bir araştırma önergesi olması gerektiğinin bu Meclisin sorumluluğu olduğunun altını da tekrar tekrar çiziyoruz.
Peki, neden? Bakın, Türkiye'de turizm sektörü iktidar ve sermaye tarafından sürekli "Şu kadar döviz girdisi oldu, büyüme oranları çok fazla." denilerek bu kapsamda değerlendiriliyor; emekçilerin esamesi bile okunmuyor bu değerlendirmelerde. 15 Temmuz 2026'da yayımlanmış Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Örgütü verilerine göre Türkiye 60,6 milyon uluslararası ziyaretçi ve 56,3 milyar doları aşan turizm geliriyle dünyanın en çok ziyaret edilen 4'üncü ülkesi. TÜİK verileri de: "2025 yılında 65 milyar 230 milyon dolar turizm geliri elde ettik." diye açıklıyor övünerek. Peki, bu övünülen veriler, bu yüksek veriler ne pahasına elde ediliyor, biraz o manzaraya bakalım. Sektör, en fazla kayıt dışı çalışmanın olduğu sektör ve burada en az 3 milyon çalışan olduğu biliniyor ve turizm emekçileri haftada kırk sekiz saat çalışması gerekirken yetmiş iki saat çalışıyor, üstelik de bu çalıştıklarını, fazla mesaileri de tabii ki alamıyorlar, çok büyük bir çoğunluğu asgari ücret ve altında çalışan emekliler. Bakın, düşük ücret, güvencesiz çalışma meselesi turizm emekçileri için artık yaşamsal bir mesele olmuş vaziyette. Kadın işçiler, göçmen işçiler ise hem ayırımcılık hem cinsel şiddet nedeniyle de sektörde çok ağır koşullarda yaşam mücadelesi veriyorlar. Bakın, hatırlarsanız, geçen yıl 9 Temmuzda Genel Kurula turizm emekçileriyle ilgili bir kanun teklifi verdi iktidar ve izin haklarını, dinlenme haklarını gasbetti, 14 Temmuzda Resmî Gazete'de bu yayınlandı. Ve diyor ki DEV TURİZM-İŞ Sendikası raporları: "Ömrü boyunca işsizlik sigortası primi ödese bile turizm emekçileri işsizlik sigortasından faydalanamıyor çünkü son üç yılda devamlı 600 gün prim ödeme şartı var, yedi ay kesintisiz çalışma şartı var. Bu şartların karşılanması ise bu sektörde neredeyse imkânsız." Bunu herkes biliyor, Turizm Bakanı da biliyor ama bu konuda herhangi bir adım atıyor mu? Hayır, atmaz. Neden atmaz, bakalım: Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy patron çünkü, Etstur'un, Maxx Royal'in, Voyage'nin kurucusu ve sahibi yani o patronların çıkarına göre bir sektör düzenlemesi yaptığı için ne iş sağlığı ne iş güvenliği ne işçi katliamları onun gündeminde değil; varsa yoksa kendi şirketlerine teşvik primlerini almak.
Bakın, İSİG verileri ne diyor: Sektör bazında 2025 için yiyecek ve içecek hizmetinde 39, konaklama sektöründe 34 işçi hayatını kaybetti. Bu rakamlar çok çarpıcı çünkü bu sektörler "düşük riskli grup" diye tanımlanıyor. Düşük riskli olan yerde ölümlerin sayısına bir bakın. Yine, 2026 verilerine -2026 bitmedi- göre şubatta 4, martta 4, nisanda 8, mayısta 10 olmak üzere 26 turizm işçisi iş cinayetlerinde hayatını kaybetti. Bu arada patronlar kârlarına kâr katmaya devam ediyor. Bu güvencesiz çalışma koşullarında elektrik çarpmaları, düşmeler, zehirlenmeler, kesikler, barınma ihtiyacı...
Bakın, DEV TURİZM'in raporu diyor ki: "Beş yıldızlı otellerde çalışan turizm emekçilerinin kaldığı yerlere bakın, onlara verilen yemeklere bakın. Kapının bir tarafında lüks, şatafat, diğer tarafında rutubetli korkunç yerlerde üst üste kalan turizm emekçileri, çocuklar." Bakın, bu barınma meselesi o kadar korkunç boyutlardaki, en son, Süleyman Tuna Ergüler ve Eymen Enes Aygece'yi hatırlarsınız, çocuklar, MESEM kanalıyla patronlara peşkeş çekilen öğrencilerden ikisi, personel lojmanında,
lojman dediğimize bakmayın, korkunç koşullarda kaldıkları konteyner gibi yerlerde hayatlarını kaybettiler.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.
ÖZGÜL SAKİ (Devamla) - Bu sektörde, hizmet sektöründe en fazla kadınların çalıştığını biliyoruz ve en düşük ücretlerle, güvencesiz çalıştığını biliyoruz. Göçmen kadınlar çalışma izni sorunları nedeniyle -patronların iki dudağı arasında- her türlü ayrımcılığa, tacize uğruyorlar ama Bakan dâhil olmak üzere iktidarın tümü bunlara tamamen gözünü kapamış vaziyette ve asla tek bir tedbir almıyor.
Şimdi, biz diyoruz ki tüm bu yaşananları göz önünde bulundurarak turizm başta olmak üzere, tüm sektörlerde çalışma koşullarının iyileştirilmesi, güvencesiz ve insan yaşamına aykırı bulunan ortamların ortadan kaldırılması, taciz, mobbing, ayrımcılığın önlenmesi için bir araştırma komisyonu kuralım. Artık çocuklar MESEM'de ölmesin, artık işçiler her gün iş cinayetlerinde hayatını kaybetmesin. Onurluca bir çalışma yaşamının sağlanması için bu araştırma önergesine "kabul" oyu vermenizi istiyoruz. (DEM PARTİ ve CHP sıralarından alkışlar)