GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:113
Tarih:22.07.2026

TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Teşekkür ediyorum, Sayın Başkan.

Saygıdeğer milletvekilleri, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Bugün gündemimde bazı önemli konular vardı ancak Sayın Ekmen çok önemli bir konunun altını çizdi. Ben de buna ilave olarak ve katkı olarak bazı yorumlarda bulunacağım, bazı değerlendirmelerde bulunacağım.

Şimdi dedi ki: "AK PARTİ neden bu günaha katlanıyor? Neden bu günahı çekiyor?" 78 kişinin çatır çatır yandığı bir otelle ilgili Kültür ve Turizm Bakanı sorumluların hesap vermesine niye engel oluyor, niye mâni oluyor, niye bunların yargılanmasına müsaade etmiyor? Söyleyeyim, niye müsaade etmediğini ben size söyleyeyim. Bunlardan biri Neşe Çıldık'tır. Neşe Çıldık kimdir? Neşe Çıldık, Sayın Bakanın kendi şirketinden, Etstur'undan getirip Bakanlığa Genel Müdür yaptığı bir kadındır, bir kişidir. Peki, Neşe Çıldık bu işte sorumlu mudur? Elhak sorumludur. Peki, Sayın Bakan niye izin vermemiştir? Söyleyeyim ben size niye izin vermediğini: Çünkü Neşe Çıldık birçok evrakın altına imza altmıştır. Bunlardan bir tanesini söyleyeyim: Bodrum'da Kissebükü Koyu vardır, dünyanın en güzel koyu. Halikarnas Balıkçısı'nın mavi yolculuğu başlattığı yerdir. Bu koyu görseniz âşık olursunuz.

Bu koyda Orman Bakanlığına bağlı araziler alınmış, Kültür ve Turizm Bakanlığına aktarılmıştır, Kültür ve Turizm Bakanlığından da daha sonra Sayın Bakanın kendi Maxx Royal otellerine aktarılmıştır ve bu devir teslim işlemlerinin altında Neşe Çıldık'ın imzası vardır, Sayın Bakanın eski şirketlerinde çalışan bir kadının imzası vardır. Onun için, Sayın Bakan bu kadının bu oteldeki sorumluluğunu örtbas etmek için yargılanmasına mâni olmuştur. Sayın Bakan sadece bununla da kalmadı; Yunus Emre Vakfı... Yunus Emre Vakfı soyuldu, 100 milyonlarca lira soyuldu, çalındı, çırpıldı. Kaç kere söyledim burada, kaç defa belgelerini ortaya koydum; sahte faturaları, naylon faturaları ortaya koydum. Bu adamlar, Yunus Emre Vakfını soyanlar 1.458 tane banka hesabı açtılar ve bu paralarla, sahte faturalarla bu devleti, çaldılar, soydular dedim; defalarca Sayın Başkanım, defalarca soru önergesi verdim, iki buçuk yıl önce soru önergesi verdim, bir yıl önce soru önergesi verdim, birçok soru önergesi verdim, hiçbirine cevap vermediler. Sonra çıktım, dışarıda konuştum, milletime şikâyet ettim, hakkımda davalar açıldı, şu anda Mecliste bekleyen fezlekelerim var. Bu kepazeliği, bu rezilliği, bu alçaklığı, bu namuzsuzluğu ifşa ettim diye hakkımda fezlekeler var. Gelip burada hesap vermesi lazım o Bakanın. 78 kişi çatır çatır yanarken Sayın Bakan Ankara'da Marriott Hotelde keyif yapıyordu, keyif yapıyordu Sayın Bakan ve kendi personeline, kendi Bakanlığından kendi şirketlerine o milyarlarca liralık arazileri aktaran, onları tahsis eden kişiye elbette vermeyecek. Soruyorsunuz Sayın Ekmen "Niye bu günahı çekiyor?" Çünkü hepsi gırtlağına kadar günaha battılar, hepsi çünkü boynuna kadar günaha battılar. Niye versinler? Bu kepazeliklerin mahkemelerde kayıt altına alınmasını mı isteyecekler? İstemeyecekler tabii ama hiç kimse zannetmesin ki bunların hesabı sorulmayacak. Hiç kimse merak etmesin; bu iktidar değiştiğinde bu alçaklıkların, bu hırsızlıkların, bu soygunun, bu rantın ve talanın tek tek hesabını soracağız, her birini tek tek takip ediyoruz. "Zanzibar'da inşaat yaptık." diye yalan söylemişler, "Irak'ın kuzeyinde binalar aldık." diye yalan söylemişler, "Efendim, bilmem hangi ülkede okçuluk eğitimi verdik." diye yalan söylemişler, "Sırbistan'da kitaplar tercüme ettik, yemek kitabı tercüme ettik." diye milyonlarca lirayı, bu milletin, fakir fukaranın hakkını götürüp birilerine peşkeş çekmişler, Ankara'da açtıkları bir şirket üzerinden birilerine peşkeş çekmişler. Allah ile kandırıp Yunus Emreyle çaldınız ve bunlarla ilgili hesap vermek istemiyorsunuz. Yunus Emre davasında da Yunus Emre Vakfıyla ilgili davada da ilgili Bakan ilgililerin ve muhatapların hesap vermesini istemiyor. Daha neler var elimizde, kaç kere konuştuk. Yunus Emrenin paralarını çaldılar, Almanya'da çuvallarla yakalandılar. Bakanlıkta çalışan su tesisatçısını getirdiler, Bakanlıkta müdür yaptılar, ondan sonra o müdür de dünyanın parasını çaldı. Hangi birini anlatayım size? Soru önergesi veriyoruz, cevap yok. Onlarca soru önergesi verdim, nerededir bu Bakan Allah aşkına? Niye cevap vermiyor? Veremez, verse altında kalacak. Yaptığı bir tek şey var: Eline geçirdiğiniz devlet gücüyle bizi mahkemeye veriyorsunuz, verin, istediğinizi yapın. Bakalım, o mahkemeler bir gün adaletli çalıştığında bu günahın altında kalacak mısınız, kalmayacak mısınız, hepimiz göreceğiz. Kusura bakmayın, biraz heyecanlandım çünkü öfke doluyum, öfke doluyum çünkü çalıyorlar! Hırsızlık var, soygun var, talan var ve bu Parlamentoda hesap soruyoruz, bir Allah'ın kulu bile cevap vermiyor. Sayın Başkanım, Bakanlık yaptınız, Grup Başkan Vekilisiniz, açın, Bakanlarınız da bunlara cevap versinler. Onlarca soru önergesi var, hırsızlıkların belgesini koyduk oraya. Saklanamazsınız, gizlenemezsiniz; bir gün bunların hepsi tek tek ortaya çıkacak!

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, devam edin.

TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Efendim, emeklilerden bahsedeceğim, Türkiye'nin asıl gündemi olan açlık ve sefaletten bahsedeceğim. Sokağa çıkmıyorsunuz, biliyoruz. İnsanlarla oturup konuşmuyorsunuz. Emeklinin derdini dinleyecek yüzünüz yok, onlarla el ele, gönül gönüle olup "Derdiniz nicedir?" diye sormuyorsunuz, soramıyorsunuz çünkü alacağınız cevaptan endişe ediyorsunuz. Bugün akşam saat beşte, altıda çarşıya pazara çıksanız göreceksiniz emeklinin hâlini; ezilmiş, çürümüş ürünleri toplayan emeklileri göreceksiniz. Akşam kapıları çalsanız yatağına aç yatan çocuklara tanık olacaksınız ama "Kimsesizlerin kimsesi, sessiz yığınların sesi olacağız." diye yola çıkan sizler geldiğiniz ve yola çıktığınız insanları unuttunuz, zevküsefaya daldınız, ranta ve talanın içerisine daldınız.

Şimdi son on beş gün içerisinde Türkiye'nin değişik yerlerinde emeklilerle yaptığım ziyaretlerden edindiğim intibaları paylaşacağım çünkü siz bunlarla yüzleşecek cesarete sahip değilsiniz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, devam edin.

TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Emeklilerin meselesini konuştuğumuz zaman diyorsunuz ki: "E ne yapalım, günah bizde mi? Çok yaşıyor bunlar." Geçen sene öyle dedi milletvekilleriniz. Sonra da dediniz ki: "Sayıları çok, çok arttılar, nereden para bulalım bunlara? Çok yaşamasalar para vereceğiz." Sonra da sanki vicdanınızı temizleyecek gibi "İyi baktık bunlara, sağlık hizmeti verdik; ondan dolayı iyi yaşıyorlar." dediniz. Komisyonlarda bunların hepsinin belgeleri var, tutanakları var; öyle baktınız meseleye. Hâlbuki geçtiğimiz günlerde Gönen'deydim, Gönen'de emekliler kahvehanesinde emeklinin birisi ne dedi biliyor musunuz? "Sayın Vekilim, AKP iktidara gelmeden önce ben bir emekli maaşımla 12 tane çeyrek altın alıyordum, şimdi 2 tane çeyrek altın ancak alıyorum. Nerede benim 10 tane çeyrek altınım?" dedi. 10 tane çeyrek altını rantiyecilere verdiniz, hırsızlara verdiniz, talancılara verdiniz, çetelere verdiniz, etrafınızdaki şebekelere verdiniz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, son dakikayı veriyorum.

TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Şimdi sizlere emeklilerin fotoğrafını göstereceğim, dolaştığım yerlerde karşılaştığım emeklilerin fotoğrafını göstereceğim çünkü kendiniz dolaşmaya cesaret edemiyorsunuz. Bakın, Bakırköy'de geçen hafta, kazı kazan satıyor "Geçinemiyorum." diyor 60 küsur yaşında. "Geçinemiyorum vekilim, kazı kazan satıyorum." diyor. Bakırköy'de "Motokuryelik yapıyorum sayın vekilim, 60 yaşına geldim, emekliyim, çoluğuma çocuğuma bakmam lazım. Açım." diyor. Büyükçekmece'de 67 yaşında, oksijen tüpüyle gelmiş, hastaneden çıkmış, 67 yaşında domates satıyor. "Açım vekilim." dedi, yanında oksijen tüpü var, burnunda oksijen maskesi var, onunla satış yapıyor. Susurluk'ta 75 yaşında, içiniz acır, 75 yaşında, konuşamıyor çünkü gırtlak kanseri. "Vekilim, satmak zorundayım, açım." dedi. Afyon'da "Tırnak makası satıyorum. Çocuğumu okutacağım. Emekliyim, maaşım yetmiyor." dedi. Manyas'ta 76 yaşında "Pazarcılık yapıyorum." dedi. Manyas'ta 70 yaşında "Sarımsak satıyorum Vekilim, açım." dedi. Gönen'de "Çaycılık yapıyorum. Emekliyim, geçinemiyorum Vekilim." dedi. Bolu'da "Tuvalet temizliyorum Vekilim, bu yaşıma geldim, karnımı doyuramıyorum." dedi.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Bitireceğim, biliyorum söz vermeyeceksiniz ama bitireceğim Sayın Başkanım.

Bunlardan kurtulmanın bir tek yolu var, bu ülkenin doğru düzgün yönetilmesi. Bu ülkenin doğru düzgün yönetilmesi için de ranttan, talandan uzak duracak, demokrasinin kurum ve kurallarını işletecek, hukukun üstünlüğünü tesis edecek ahlaklı bir yönetime ihtiyaç var. (İYİ Parti ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)