| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 113 |
| Tarih: | 22.07.2026 |
HAKAN ŞEREF OLGUN (Afyonkarahisar) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün, bu kürsüde, hem emeğinin karşılığını alamayan Afyonkarahisar'ın üreticilerinin, iş bulamadığı için memleketinden ayrılmak zorunda kalan gençlerin ve yıllardır çözüm bekleyen hemşehrilerimizin hem de atanamayan diş hekimlerinin sesi olmak için söz aldım.
Afyonkarahisar'ın, Sultandağı ve Çay ilçelerinde kiraz üreticimiz bu yıl ürün bolluğu yaşamaktadır ancak bereket üreticiye kazanç olarak dönmemektedir. İhracatlık kiraz için açıklanan düşük alım fiyatı mazot, gübre, ilaç, elektrik, sulama, işçilik ve nakliye giderlerini karşılamaktan uzaktır. Üretici bahçesinde aylarca emek veriyor, riski üstleniyor, kazanan ise yine aracılar oluyor. Ürün bolken fiyatın düşmesi çiftçinin alın terinin değersizleştirilmesi demektir. Mazotun fiyatı üreticinin belini bükmüş, gübre ve zirai ilaç maliyetleri katlanmış, sulama ve nakliye giderleri dayanılmaz hâle gelmiştir. Kiraz üreticisi ürününü dalında bırakmak ile zararına satmak arasında sıkıştırılamaz. Devlet, taban fiyat, alım garantisi, ihracat desteği, soğuk hava deposu, kooperatifleşme ve pazarlama imkânlarıyla üreticinin yanında durmalıdır. Çiftçinin borçları ertelenmeli, uygun faizli kredi sağlanmalı ve üreticinin pazarlık gücünü artıracak kooperatifler kamu desteğiyle güçlendirilmelidir çünkü üretici kaybederse yalnız Afyonkarahisar değil, Türkiye kaybeder. Afyon'un sorunları kirazla da sınırlı değildir, Eber Gölü su kaybı ve kirlilik tehdidi altındadır. Akarçay'dan taşınan kirliliğin önlenmesi, arıtma yatırımlarının tamamlanması ve kaçak su kullanımının denetlenmesi artık ertelenemez. Tarımsal sulama altyapısı güçlendirilmeden ne göl korunabilir ne de çiftçi geleceğe güvenle bakabilir. Başta merkeze bağlı Beyyazı ve Çıkrık beldelerinde olmak üzere etkili olan dolu yağışı binlerce dönüm tarım arazisini kullanılamaz hâle getirmiştir. Çiftçilerimizin bir yıllık emeği birkaç saat içinde yok olmuştur. Bu, yalnızca ekonomik bir zarar değildir, gelecek planlarının ve geçim kaynaklarının yok olması anlamına gelmektedir. Bölgenin afet bölgesi ilan edilmesi için gerekli adımların bir an önce atılmasını, zarar tespit çalışmalarının ivedilikle ve gerçeği yansıtır biçimde tamamlanmasını, çiftçilerimize yapılacak desteklerin geciktirilmeden hayata geçirilmesini talep ediyoruz.
Afyonkarahisar'da genç işsizliği büyüyor, nitelikli gençlerimiz başka şehirlere göç ediyor, sanayi ve üretim yatırımları yetersiz kalıyor. İlçelerimizin yol, içme suyu, sulama, sağlık ve eğitim ihtiyaçları yıllardır aynı cümlelerle geçiştiriliyor, tamamlanacağı söylenen projeler uzadıkça uzuyor. Afyon, verilen söz değil, tamamlanan iş görmek istiyor. Afyonkarahisar seçim dönemlerinde hatırlanacak bir şehir değildir. Bu şehir ürettiği kadar yatırım, ödediği vergi kadar hizmet ve gençlerine kendi memleketlerinde insanca yaşayabilecekleri iş imkânı istemektedir.
Değerli milletvekilleri, Türkiye'de diş hekimliği eğitimi plansız biçimde büyütülmüş ancak mezunların istihdamına yönelik gerçekçi bir politika geliştirilememiştir. Her yıl yeni fakülteler açılıyor, kontenjanlar artırılıyor, binlerce genç mezun ediliyor; buna karşılık kamu kadroları aynı ölçüde artırılmıyor. Bu yıl diş hekimlerine yeterli atama yapılmaması, gençlerimizi ve ailelerini bir kez daha hayal kırıklığına uğratmıştır. Beş yıl boyunca çocuklarını okutabilmek için borçlanan, bütün imkânlarını seferber eden aileler bugün evlatlarının diplomalarıyla iş aramasını izliyor. Kamuda kadro bulamayan genç diş hekimleri, özel sektörde düşük ücretlere, uzun çalışma saatlerine ve ağır iş yüküne mahkûm ediliyor. Kendi kliniğini açmak isteyenler ise yüksek kira, cihaz, sarf malzemesi ve finansman maliyetleri nedeniyle daha mesleğe başlamadan borçlandırılıyor. Burada Sağlık Bakanlığına açıkça soruyorum: Madem istihdam oluşturmayacaktınız neden kontenjanları artırdınız? Madem kamuya ihtiyaç yoktu, neden gencin ve ailesinin umutlarıyla oynadınız? Çözüm bellidir, aile diş hekimliği modeli vakit kaybetmeden hayata geçirilmelidir. Koruyucu ağız ve diş sağlığı hizmetleri yaygınlaştırılırken genç diş hekimlerine yeni istihdam alanları açılmalıdır. Ailelerinin binbir fedakârlıkla beş yıl boyunca okuttuğu ilk diş hekimliği öğrencilerine aile diş hekimliği çok görülmemelidir.
Gençlerimiz lütuf değil emeklerinin karşılığını istemektedir diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)