GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:112
Tarih:21.07.2026

SİBEL SUİÇMEZ (Trabzon) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygılarımla selamlıyorum.

Türkiye ilk imzacısı olarak İstanbul Sözleşmesi'ni 2011 yılında imzalamış, sözleşme 2014 yılında yürürlüğe girmiş ancak bir gece aniden Cumhurbaşkanı kararıyla birlikte 20 Mart 2021 tarihinde hukuka aykırı bir şekilde İstanbul Sözleşmesi'nden çekilinmiştir. Bizler, hukukçular ve kadın çalışan sivil toplum örgütleri bu hukuksuz olayı kabul etmiyoruz, çekilmeyi kabul etmiyoruz; İstanbul Sözleşmesi'nin hâlâ yürürlükte olduğunu iddia ediyor ve çalışmalarımızı da ona göre yapıyoruz.

Değerli milletvekilleri, İstanbul Sözleşmesi'nden çekilindikten sonra yani 2021 yılından sonra kadın cinayetleri hızlı bir şekilde artmıştır, tıpkı çocuk ölümlerinde olduğu gibi. 1 Ocak-31 Aralık 2025 tarihleri arasında 391 kadın erkekler tarafından katledilmiş, bunun 297'si kadın cinayeti olarak verilere girmiş, 94'ü de şüpheli ölüm olarak ele alınmıştır. 2026 yılında ise 150 kadın öldürülmüş, ayrıca 151 kadın da şüpheli ölüm olarak kayıtlarda yer almıştır. Baktığımız zaman, İstanbul Sözleşmesi'nden çekilindikten sonra gerek kadın cinayetleri gerek çocuklara yönelik cinayetlerde artışların olduğu bir vaka olarak önümüzdedir.

Şimdi, elimizde, ailenin korunması ve kadına karşı şiddetin önlenmesine dair kanunda değişiklik yapılmasına ilişkin bir kanun teklifiyle karşınızda bulunmaktayım. Biliyorsunuz ki 6284 sayılı Kanun, İstanbul Sözleşmesi'ni temel alarak hazırlanmış bir kanundur ve bu kanunun 20'nci maddesinde Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına gerek gördükleri takdirde kadına yönelik şiddet, çocuğa yönelik şiddet ve aile bireylerine yönelik şiddet vakalarında soruşturma ve kovuşturma aşamalarında davalara katılma hakkı tanınmıştır ama baktığımız zaman -ben bugün verileri aldım- Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının 30 tane avukatı bulunmaktadır. Bir taraftan da 31/12/2025 tarihli verilere göre de Türkiye'de 206.678 avukat bulunmaktadır. Verdiğim bu kanun teklifiyle birlikte, Ailenin Korunmasına ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun Teklifi'nin 20'nci maddesinde Bakanlığa verilen gerekli gördükleri hâlde kovuşturmada davaya katılma yetkisinin biz, Türkiye Barolar Birliğine, Türkiye Barolar Birliği Çocuk Hakları Komisyonuna, Kadın Hakları Komisyonuna, yine, Türkiye'de 81 ilde etkin bir biçimde hak savunuculuğu yapan çocuk hakları komisyonlarına, kadın hakları komisyonlarına ve 81 baromuza da aynı yetkinin verilmesi için bu teklifi vermiş bulunmaktayız.

Şimdi, değerli milletvekilleri, Türkiye Barolar Birliği ve 81 ildeki baroların çocuk hakları komisyonları ve kadın hakları komisyonları kendi alanlarında iyi yetişmiş gönüllüler olarak kadına ve çocuğa ikincil olarak örselenmemek üzere mahkemeler önünde gönüllü olarak yardım etmeye hazırdırlar. Dolayısıyla, Bakanlığın avukat sayısına baktığımızda, Türkiye'deki avukat sayısına baktığımızda ve baroların çocuk hakları ve kadın hakları komisyonlarındaki gönüllü avukat sayısına baktığımızda, bu konuda eğitim almış avukatların kadınların yanında mahkemelerde yer almasının mağdurların, kadınların ve çocukların ikinci kez örselenmelerinin önüne geçecek önemli bir katkı sağlayacağını düşünüyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.

SİBEL SUİÇMEZ (Devamla) - Değerli milletvekilleri, kadına yönelik şiddet sadece o kadına karşı yapılmış bir olay değildir, tüm topluma karşı yapılmış bir suçtur. Bu nedenle, mağdurun mücadelesi bireysel bir mücadeleye hapsedilemez. Kamusal alanın en önemli güvencelerinden biri olan barolarımızın bu davalara resmen katılması kadına güç verecek, iddia makamını güçlendirecek, mahkemeleri güçlendirecek, örtbas edilmek istenen olayların üstünü açacak ve en önemlisi, şiddet mağduru kadınlara, çocuklara "Benim yanımda hukuk var." dedirtecektir.

Bu duygularla, bu kanun teklifime destek vermenizi temenni ediyor, saygılarımı sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)