GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:112
Tarih:21.07.2026

YENİ YOL GRUBU ADINA MEHMET KARAMAN (Samsun) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; dünya fındık üretiminin yüzde 60'ından fazlası bu toprakların üzerinde, Karadeniz'in yamaçlarında yetişiyor. Yüz binlerce ailenin ekmeği, geçimi, geleceği bu üründedir. Elimizde dünyanın en büyük kozu var ama masaya oturduğumuzda fiyatı biz değil, İtalya'daki bir şirket belirliyor. Arkadaşlar, bu bir başarı değil, kendi bahçesinde misafir muamelesi gören bir milletin hikâyesidir. Soruyorum: Arzın yarısından fazlası bizim elimizdeyken Ferrero denen şirket nasıl bu piyasanın patronu kesiliyor? Onlar da kim oluyor? Geçen sezon bu şirket "Alım yapmıyorum." dedi ve tek bir açıklamayla fiyatları aşağı çekti, öyle ki Rekabet Kurulu 45 bin tonluk alım taahhüdünü 30 bin tona indirmek zorunda kaldı. Peki, üretici bu devin karşısında kime dayansın? FİSKOBİRLİK etkisini yitirmiş, üreticimiz örgütsüz ve korumasız kalmıştır. Yıllardır bize hep aynı oyun oynanıyor, değişmeyen tek şey bu masada kaybedenin hep aynı isim olmasıdır, o da fındık üreticisi. Peki, devletin regülatörü nerede? Toprak Mahsulleri Ofisi piyasayı üretici lehine düzenlemesi gerekirken üreticiyi zarara sokan bir işleyişin parçası olmuştur. Takvim temmuzun ortasını gösteriyor, haftalar sonra hasat başlayacak, üretici gübresini, ilacını, mazotunu, işçiliğini çoktan ödedi ama elindeki ürünü kaça satacağını hâlâ bilmiyor çünkü Toprak Mahsulleri Ofisi hâlâ alım fiyatını açıklamadı. Bir çiftçi ürünü daha dalındayken, ne kazanacağını bilmeden nasıl hesap yapsın, geleceğini nasıl kursun? Fiyatı bilerek geciktirmek, alım satımı şeffaflıktan uzak yürütmek, piyasayı düzenlemek değil üreticinin üzerindeki baskıyı artırmaktır. Fiyatın bir an önce, 350 TL'den aşağı olmamak kaydıyla açıklanması üreticinin en temel hakkıdır ama sorun yalnızca kilo başına fiyatta da değil değerli milletvekilleri, asıl kaybımız daha derinde. Biz fındığı hep çuvalla, ham madde olarak sattık, asıl kazancın olduğu markayı, kavanozu, işlenmiş ürünü başkalarına bıraktık. Bunun en acı örneği de bir Türk markasının hikâyesidir. Ben Sagra battı demiyorum ama Kahraman Sağra'nın kurduğu o eski Sagra artık yok. Hani raflarında 200'den fazla çeşit fındık kreması, fındık ezmesi olan, Ferrero'nun karşısına dikilebilecek o gururlu marka vardı ya, o Sagra'nın ahı alınırken, o marka elimizden kayıp giderken sizler neredeydiniz? Ham maddeyi ucuza verip işlenmişini kat kat pahalıya aldık. Oysa, bu ülkenin bir değil, 30 tane Sagra'ya ihtiyacı vardır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, devam edin.

MEHMET KARAMAN (Devamla) - Marka bizde olsaydı güç de bizde olurdu. Kimileri de "Amerika'da, Şili'de dev bahçeler kuruluyor, fındığı kaybedeceğiz." diyor. Buradan net olarak sesleniyorum: Hodri meydan, kim nerede bahçe kurarsa kursun, Giresun'un ekolojisini, o sessiz yağ oranını, o aromayı bir fanusun içinde yetiştirsin de görelim! Türk fındığı taklit edilemez ama Türk fındık piyasası sonuna kadar manipülasyona ve vurguna açıktır. Asıl tehdit bahçede değil, masadadır.

Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (YENİ YOL ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)