GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:112
Tarih:21.07.2026

İYİ PARTİ GRUBU ADINA LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün burada sadece bir helikopter kazasını değil on yedi yıldır vicdanlarda kapanmayan bir dosya üzerinde konuşuyoruz; Muhsin Yazıcıoğlu dosyasını. Bu kürsüden kimseyi peşinen suçlamak istemiyorum ama bu kadar tesadüf artık tesadüf olmaktan çıkar. 25 Mart 2009'da bir helikopter düştü, kırk sekiz saat enkaza ulaşılamadı; kırk sekiz saat sonra aradan bir kırk sekiz saat daha geçti, bu sefer sadece ve sadece 6 şehide ulaşıldı. Enkaz hep başka yerlerde arandı, en sonunda köylüler ulaştı yani devletin hiçbir organı ulaşamadı. Bu kadar teknolojinin geliştiği bir dünyada helikoptere köylüler ulaştı. Bugün hâlâ çok karanlık olan bu dosyada önemli gelişmeler yaşanıyor. O bölgede, o gün helikopterin bulunduğu bölgede uçan savaş uçaklarının pilotları gözaltına alındı. Bu sıradan bir gelişme değil önemli bir gelişme çünkü iddialara göre Merzifon ve Malatya'dan kalkan F-4 ve F-16, 2 tane uçak kendi bölgeleri olmayan, eğitim sahası olmayan bir bölgede helikopterin üzerinde uçuyorlar ve yarattıkları türbülans neticesi helikopterin düştüğü iddia ediliyor. F-4 uçağını kullanan pilotun da radar izini kaybettirdiği ve helikoptere yaklaşarak kendisinin türbülans yaptığı iddiaları dosyada var. Dosyanın en vahim meselesi de kaza kırım dosyası, kaza kırım süreci. Helikopterin navigasyon cihazı yok, önce fotoğraflarda var, sonraki fotoğraflarda görünmüyor navigasyon cihazı. Heyet üyeleri bu cihazın rapora yazılmasını istediklerini ifade ediyorlar, Heyet Başkanı Feridun Seren diyor ki: "Savcılığa bildirdik, rapora yazarsak spekülasyon olur, o yüzden herhangi bir şey yazmaya gerek yok." Daha da ilginci bu raporu hazırlayan ekip mahkemede bir şey söylüyor: "Bizim kaza kırım konusunda eğitimimiz ve sertifikamız yok." Feridun Seren kimya mezunu. Yani, bugün "kaza" diyen raporun altında imzası bulunan kişiler o tarihte böyle bir raporu hazırlayacak teknik yeterliliğe sahip olmadıklarını kendileri de ifade ediyorlar. Feridun Seren bu Meclisin tanıdığı bir isim. Kim? 2007 yılında Isparta'da düşen 57 yolcunun öldüğü kazanın kaza kırım heyetinin de Başkanı, o heyetin de Başkanı aynı kişi. O zaman da diyor ki: "Karakutunun incelenmesi için biz Lufthansa Tekniğe gönderdik." Lufthansa Teknikle yapılan araştırmalarda öğreniliyor ki böyle bir rapor oraya gönderilmemiş incelenmek üzere.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Devamla) - Elbette herkes için masumiyet karinesi esastır ama aynı ismin 2 büyük havacılık faciasında da bu kadar ağır soru işaretlerinin merkezinde bulunması düşündürücü. Dosyada kayıp cihazlar yok yalnız, delilleri söktüğü iddia edilen MAK mensupları var; binbaşı birisi, 2'si hapishanede şu anda. Marmaris'teki suikast davasının da sanıklarından 2'si bunlar, aynı kişiler. "Marmaris'teki suikast davası" derken Cumhurbaşkanına yapılması istenen o 15 Temmuzdaki suikasttan bahsediyorum. 27 kişi gözaltına alındı, işlem yapıldı, 19'u tutuklu ama bu iddiaların merkezindeki Feridun Seren tutuklanmadı, hâlâ dosyada gariplik devam ediyor. İşte, asıl cevap bekleyen soru da bu: Altındaki isimler tutuklanırken heyetin başındaki kişi neden tutuksuz yargılanıyor? 2015'te kaybettiğimiz Fidan annenin son sözü: "'Bu devlet her çağırdığında ben gittim anne.' dedi ama devlete bir kere 'Gel.' dedi, devlet ona gitmedi."

Teşekkür ediyorum. (İYİ Parti ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)