| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 112 |
| Tarih: | 21.07.2026 |
MHP GRUBU ADINA İSMAİL ÖZDEMİR (Kayseri) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türk Silahlı Kuvvetleri personelinin Somali'deki görev süresinin iki yıl daha uzatılması talebiyle Meclisimize gönderilen tezkere hakkında Milliyetçi Hareket Partisi Grubumuz adına söz almış bulunmaktayım. Gazi Meclisimizi ve çalışmalarımızı takip eden aziz milletimizi sevgi ve saygılarımla selamlıyorum.
Afrika Kıtası'nın en güneyinde yer alan ve son derece stratejik bir konuma sahip olan Somali ülkemiz açısından dost, kardeş, stratejik ortak ve müttefik bir ülkedir. Uzun yıllar boyunca istikrarsızlık ve terör belasıyla muhatap kılınan, ardından büyük insani trajedilerin yaşandığı bir ülke olarak öne çıkan Somali nihayetinde bütünlüğünün kaybolması senaryolarıyla da karşı karşıya kalmıştır. Sömürgeci zihniyetin beslediği vahşet kıtanın geri kalanı gibi Somali'nin de acılarla dolu bir süreç yaşamasına sebebiyet vermiştir. İç savaş şartları ve çatışmaların paralelinde terör örgütü Eş Şebab'la devam eden kan ve vahşet dolu girişimler en son kertede ülkenin Kızıldeniz'e ve Babülmendep Boğazı'na açılan kıyı şeridinin bölünmesi tehdidine sebebiyet vermiştir. Benzer şekilde komşu ülkelerle de ilişkileri bozulan Somali Etiyopya'yla ciddi sıkıntılar yaşamış ve askerî seçeneğe dayalı senaryolar yer yer gündeme gelmiştir. Yokluk ve açlıkla yaşamaya mahkûm edilen Somali halkı süregelen bu gelişmeler nedeniyle içerisinden çıkılması zor olan bir kısır döngüye hapsedilmek istenmiştir. Dahası, bölgede var olan istikrarsızlık sadece Afrika'nın diğer alanlarına terör merkezi yayılmacılığı beslemekle kalmamış, deniz korsanlığıyla uluslararası su yollarını hedef alarak küresel istikrarı tehdit eden bir boyuta ulaşmasına zemin hazırlanmıştır. Soykırım tehdidiyle yüz yüze kalan, devlet otoritesi giderek kaybolan Somali 20'nci yüzyılı ne yazık ki acı hatıralarla geride bırakmıştır. Böylesine ağır imtihanlarla uğraşan Somali'nin kaderi Türkiye ile ilişkilerini geliştirmesinin ardından değişmiş ve umut vadeden bir geleceğe açılmıştır. 2011 yılında temelleri atılan iki taraf arasındaki ilişkilerin geliştirilmesi çabaları, aradan geçen on beş yılın akabinde çok geniş bir kapsam ve sahayı içeren, stratejik derinliği ve anlamı bulunan, en önemlisi karşılıklı saygı ve çıkar odaklı anlayışa sahip politikaları hayata geçirmiştir. Ülkemizin sosyal, kültürel ve ekonomik anlamda başlayan destekleri ilerleyen aşamalarda sağlık, eğitim ve güvenlik gibi çok daha geniş bir aşamaya ulaşarak insanca yaşam koşullarını Mogadişu'ya kazandırmıştır. Afrika'ya baktıklarında petrol, altın ve uranyum gören sömürgeci zihniyete karşın Türkiye'nin Somali'de sergilediği ve insanı merkez alan anlayışıyla beraber pekiştirdiği politikaları dünya üzerinde onuruyla yaşayabilmek için umut bekleyen tüm mazlumlar nezdinde ülkemizin kıymetini artırmıştır. Somali'nin eğitim, sağlık, ulaştırma, enerji gibi çok geniş bir alanda var olan potansiyeli ülkemizin desteğiyle gelişmiş, kaybolmaya yüz tutan devlet otoritesi yeniden ayağa kaldırılmıştır. Bununla beraber, güvenlik alanında yaptığımız paylaşım, personel yetiştirme, iaşe ve doğrudan destek olanakları da Somali'nin terörle mücadelede başarılı neticeler alması sonucunu doğurmuştur. Özellikle bu ülkede kurduğumuz askerî üs sadece Somali askerlerinin yetiştirilmesine değil, aynı anda Sahra Altı Afrika ile beraber Nil havzası ve Kızıldeniz'in istikrar ve güvenliği açısından da küresel çapta önem arz eder hâle gelmiştir. Dost ve kardeş Somali halkının huzuruna katkı sağlayan askerî eğitim faaliyetlerimiz, güvenlik alanındaki iş birliklerimiz ve Mogadişu'daki askerî eğitim merkezimiz de Türkiye'nin bölgeye bakışının insani ve stratejik bir perspektife dayandığının somut yansımasıdır. Mehmetçik'in ay yıldızlı al bayrağımızı dalgalandırdığı üssümüz Katar'da konuşlu bulunan askerî üssümüzle beraber düşünüldüğünde, neredeyse beş yüz yıl sonra Hint Okyanusu'ndaki mevcudiyetimizin yeniden ve daha güçlü şekilde vasat bulduğunu göstermektedir. Belki ülkemizdeki çoğu kişi farkında değildir ama Somali'de yaşayan milyonlarca insan Türkiye'ye bu sebeple besledikleri minnetin yanında âdeta ülkemizi kendi vatanları olarak da görmektedir. Gerek Osmanlı gerekse de Cumhuriyet Dönemi'nde Türk milletinin mazlumların ümidi olma sıfatını taşımasının 21'inci yüzyıldaki somut örneği bizzat Somali'nin kendisi olmuştur. Bu sebeple, Somali'de yaptığımız her ne varsa insanlık onur ve haysiyetinin müdafaa ve muhafazasına hizmettir.
Muhterem milletvekilleri, tarih boyunca denizler gerek ekonomik gerek ticari gerekse de askerî stratejiler açısından belirleyici mücadele alanlarının başında gelmiştir. 21'inci yüzyılın kendini haiz şartları altında aynı sahalar hâlen önemini korumakta, denizlerdeki hakimiyet alanlarının güvenliğinin sağlanması yine her devletin öncelikli gündemleri arasında yer almaktadır. Küresel ticaretin yaklaşık yüzde 90'ının deniz yolu üzerinden gerçekleştiği, enerji arz güvenliğinin deniz ulaştırmasına bağlı olduğu, ülkelerin ekonomik refahı kadar millî güvenliklerinin de denizlerde vasat bulan gelişmelerden doğrudan etkilendiği her çevrenin bugünlerde kabul ettiği bir hakikat hâline gelmiştir. Hâlihazırda küresel şartlar altında denizler, devletlerin ekonomik rekabetlerinin, askerî caydırıcılıklarının, enerji politikalarının ve küresel güç mücadelelerinin merkezinde yer alan stratejik alanlar hâline gelmiştir. Bu çerçevede, Hint Okyanusu, Aden Körfezi, Babülmendep Boğazı ve Kızıldeniz hattı dünya ticaretinin en hassas damarları olmayı sürdürmektedir. Nitekim, geride bıraktığımız yıllarda Somali açıklarında meydana gelen korsanlık faaliyetleri, silahlı soygun girişimleri, ticaret gemilerine yönelik saldırılar ve mürettebatların rehin alınması gibi hadiselerin sonuçları deniz güvenliğinin önemini bir kez daha ortaya koymuştur. Yaşanan bu olaylar yalnızca ekonomik kayıplara yol açmamış, deniz ulaştırma maliyetlerini artırmış, sigorta bedellerini yükseltmiş, küresel tedarik zincirlerini sekteye uğratmış ve milyonlarca insanı dolaylı olarak da etkilemiştir. İşte, bu kapsamda, Somali'deki mevcudiyetimiz verdiğimiz destekten çok daha öte bir mahiyete erişmiş durumdadır. Çabalarımız, bir yandan ülkenin kendi kaynaklarını ve imkânlarını kullanarak yine kendi ayakları üzerinde durmasına yardımcı olurken diğer yandan Türkiye'nin etkinlik ve potansiyelinin gelişimine de katkı sunmaktadır.
Küresel hedeflerimiz açısından imkân ve kabiliyetimizi sergilediğimiz alanların başında Somali gelmektedir. Bugün, denizaşırı enerji kaynakları arama, tarama, çıkarma ve işleme gibi geniş bir operasyon ağını yine bu ülkede her iki tarafın lehine olacak şekilde başarıyla sürdürmekteyiz. 8 Şubat 2024 tarihinde imzalanan Türkiye ile Somali arasında Savunma ve Ekonomik İşbirliği Çerçeve Anlaşması kapsamında Somali kara sularının güvenliğini on yıl boyunca ülkemiz sağlayacaktır.
Anlaşmanın bir diğer konusu ise aynı sahayı ve süreyi kapsayan dönemde Türkiye, bölgede hidrokarbon kaynaklarını keşif ve ekonomiye kazandırma hakkını da elde etmiştir. Anlaşma genel çerçevede Türkiye'ye Somali kara sularında deniz güvenliği operasyonlarını denetleme yetkisi de vermektedir. Bu kapsamda Türkiye, Somali donanmasının yeniden inşasını desteklemeyi, Somali'nin münhasır ekonomik bölgesinde yasa dışı ve düzensiz faaliyetlerle mücadele kapasitesinin geliştirilmesini ve Somali münhasır ekonomik bölgesinden elde edilecek ekonomik kaynakların yine Somali donanmasının gelişiminde kullanılmasını hedeflemektedir. Böylelikle Somali'nin önümüzdeki yıllarda devlet otoritesini tam manasıyla kurması, kendi egemenliğini korurken, refah ve kalkınma anlamında da Afrika Kıtası'nda ve belki de dünyada Türkiye desteğiyle yeni bir model olarak ortaya çıkması sağlanabilecektir.
Anlaşmanın iki ülkedeki onay sürecinin tamamlanmasının ardından Somali semalarında savaş uçaklarımız ile SİHA'larımız, denizlerde donanmamız, karadaysa kuvvetlerimizin diğer unsurları boy göstermeye başlamış; böylelikle Somali üzerinde hesap kuran çevrelerin gayretleri boşa çıkmıştır. Duruşumuz bir kez daha Türkiye umudu taşıyan taraflara güven vermiştir.
Diğer yandan, petrol arama ve sondaj gemilerimiz de yine donanma ve Hava Kuvvetlerimizin himayesinde Somali kara sularında kendilerine verilen görevleri icraya koyularak Somali'nin, denizdeki zenginliklerinin her iki taraf için ekonomik getiriye dönüştürülmesi gayretine başlamıştır.
Bu gelişmelerin tamamı dikkate alındığında, ortaya karşılıklı menfaat ve çıkarların örtüşmesinden daha öte bir anlam çıkmaktadır, o da Türkiye ve Türk milletine olan güven, itibar ve itimadın 21'inci yüzyılda çok yüksek bir seviyeye ulaşmış olmasıdır. Bu kazanım başka hiçbir ülkeye nasip olmayacak kadar büyük, önemli ve değerlidir. Başı sıkışanın "Türkiye var ve bize gereken desteği o sağlar." güvenini hissetmesi ve bunun somut hâle dönüşmesi, devlet felsefemiz ve ülkülerimiz açısından hep birlikte taşıdığımız yüksek ideallere ulaşıldığını göstermektedir. Nitekim bu durum, Cumhur İttifakı'nın da kuruluş gayesi ve hedeflerinden bir tanesidir. Cihana dair beslediğimiz mefkuremizin, İlayıkelimetullah çerçevesinde samimi duruşumuzla pekişen politikalara dönüşerek kendisini Suriye ve Libya'nın ardından Somali'de de göstermiş olması hepimiz için gurur ve mutluluk kaynağıdır. Dünyanın neresinde olursa olsun, Türkiye'nin dostluğunun arandığı bir iklimi hayata geçirebilmek Türk ve Türkiye Yüzyılı'nın hangi anlama geldiğinin açık bir tezahürüdür.
Türkiye, sahip olduğu binlerce yıllık birikimini baskı, tehdit ve sömürge anlayışıyla değil, insanı yaşatma arzusuyla şekillendirmektedir. Gerek bugün gerekse yarınlar için bize kalan en büyük miras da kuşku yoktur ki bu kazanımımız olacaktır. İçerisinde bulunduğumuz çağda artık Türkiye'yle beraber olan devletlerin kazanımlarının artacağı, böylelikle insanlık için yüksek vasıflı ideallere ulaşılacağı gerçeğinin yaşanarak tecrübe edilmesi mazlumlar için umut, zalimler için kâbus olmuştur.
Yine, aynı dönemde Gazze'de soykırıma soyunan, Lübnan, Suriye, Yemen ve İran'da katliamlar yapan terör devleti İsrail'in Somali'nin egemenlik ve toprak bütünlüğünü hedef alarak bu ülkenin doğu bölgesini sözde bağımsız bir devlet olarak tanıdığını açıklaması da elbette tesadüf değildir. Bu girişim, dünün tabiriyle küfrün imana karşı beyhude uğraşı, bugünün izahıyla zulmün insanlık değerleri, küresel barış ve istikrara karşı bozgunculuk yapma çabasıdır. Reel politikadaki karşılığı ise İran'la süregelen savaşta küresel ticaretin en stratejik alanlarının başında gelen Hürmüz Boğazı'nın istikrarsızlık ve çatışmalar sebebiyle kapalı kalması sonrasında stratejik önemi artan Babülmendep Boğazı üzerinde kontrol sağlama uğraşıdır ancak maksat bölgenin istikrarı değil, tıpkı Hürmüz Boğazı gibi sorunlarla boğuşması, böylelikle Hindistan, İsrail ve Yunanistan geçişli yeni bir ticaret ve enerji nakil güzergâhını dünya kamuoyuna tek seçenek olarak sunma hedefidir. Siyonist akıl bu uğurda hiçbir insani değeri ve Orta Doğu'yla beraber Körfez ile Kızıldeniz sahilleri boyunca uzanan diğer ülkelerin egemenlik haklarını umursamamakta, hepsini hedef almakta, kaos, kargaşa ve bölünme senaryolarıyla meşgul olmalarını sağlayarak yol alma niyeti taşımaktadır. Bu rezil girişimin karşısında Türkiye'nin Akdeniz, Kızıldeniz ve Basra Körfezi'ni kapsayan alan içerisindeki insan merkezli politikaları ise karanlık oyunların tamamını bozan ana güç unsuru olmuştur. Ülkemize karşı bazı çevrelerin başlattığı hazımsızlığın ana kaynağı da bizlere göre budur.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Somali'yle süregelen ilişkilerimizin bir başka önemli ve stratejik ayağı bu ülkede hayata geçirdiğimiz uzay üssü inşasıdır. 21'inci yüzyılın küresel rekabetteki en mühim alanlarının başında gelen uzay rekabeti ülkemizin de etkinlik, erişim ve kontrolünü sağlamak istediği alanlardan bir tanesidir. Uzaya erişim imkânlarımızın millî olanaklarla gerçekleştirilmesi ise aynı rekabet koşullarında ayrı bir başka değerdir. Somali'nin küresel coğrafi konumu uzaya erişim imkânı açısından son derece değerli olan ve başka ülkelerle mukayese edildiğinde önemli avantajlar sunan tabii koşullara sahiptir. Söz gelimi, bu ülkeden fırlatılacak uzay araçları ve roketler coğrafyanın getirdiği imkânlarla beraber hesap edildiğinde uzaya erişimin çok daha ekonomik ve hızlı olmasına olanak tanımaktadır. Durum böyle olunca, Türkiye ve Somali'nin uzay alanında da iş birliğini geliştirmek üzere Somali'de bir uzay üssü inşa etme çabaları ilişkilerin stratejik önemini daha da artırmıştır. İlave olarak bu çabamız, ülkemizin Afrika'ya bakış açısını önemli kılan ve diğer hiçbir ülkenin yapamadığı hem kalıcı hem de değeri her yönden büyük bir yatırım alanı olarak öne çıkmaktadır. Türkiye nasıl ki diğer alanlarda iş birliğini geliştirdiği ülkelerle ortak bir gündem ve gelecek inşası için mücadele ediyorsa, küresel rekabette üstün olanları tayin edecek uzay sahasındaki çalışmalar için de Somali merkezli olmak üzere Afrika'da kalıcı ve sağlam temellere dayanan kararlı politikalara ağırlık vermiştir. Milliyetçi Hareket Partisi olarak, Hükûmetimizin bu yöndeki politikalarının tamamını olumlu buluyor ve küresel güç olma hedefimizle uyumlu olması sebebiyle de güçlü biçimde destekliyoruz. Aynı gerekçelerle Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından Meclisimize gönderilen ve Türk Silahlı Kuvvetlerinin Somali'deki görev süresini iki yıl daha uzatmayı hedefleyen tezkereye olumlu yönde oy vereceğimizi belirtiyoruz. Temennimiz, müspet bir zeminde ilerleyen stratejik hedeflerimizin amacına ulaşması ve Türkiye'nin sadece kendi coğrafyasında değil, dünyanın neresinde olursa olsun, var olan zulümleri ortadan kaldırırken ortaya çıkan güç boşluklarını sömürgeci anlayışla doldurmaya çalışan, böylece küresel barışa zarar veren tüm girişimleri engellemesi ve insana insanca, insanlığa yaraşır yaşam koşullarının Türklük'ün yüksek vasıflarıyla himaye edilerek sunulmasıdır. Gelinen noktada gerek güvenlik gerekse de istikrar açısından sadece Afrika'da değil, Orta Doğu, Asya ve Avrupa da dahil çoğu ülkenin Türkiye'yle iş birliği imkânlarını daha da fazla geliştirme arayışında olmaları hedeflerimize doğru emin adımlarla ilerlediğimizi göstermektedir. Türkiye, her çevrenin saygı duyduğu ve güvendiği bir ülke olarak küresel liderlik için ne derecede yüksek bir potansiyele sahip olduğunu yaşanan her gelişmeyle tekraren gösterirken devletimizin kudret ve kuvveti ile aziz milletimizin feraset ve basiretine gösterilen derin muhabbet de hepimiz açısından gurur vesilesidir.
Bu vesileyle sözlerime son verirken görevlerini büyük bir özveri ve fedakârlıkla yerine getiren kahraman Deniz Kuvvetleri personelimize, dünyanın neresinde olursa olsun ay yıldızlı al bayrağımızı gururla temsil eden Silahlı Kuvvetlerimizin bütün mensuplarına şükranlarımızı sunuyor, görevleri başında şehit düşen kahramanlarımızı rahmetle yad ediyor, gazilerimize sağlıklı uzun ömürler diliyorum.
Gazi Meclisimizi sevgi ve saygıyla selamlıyor, tezkereye aziz Meclisimizin de güçlü bir iradeyle olumlu yönde oy vereceği inancıyla hepinize hürmetlerimi sunuyorum. (MHP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar)