| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 111 |
| Tarih: | 16.07.2026 |
METİN ERGUN (Muğla) - Yüce heyetinizi saygılarımla selamlıyorum.
Muhterem milletvekilleri, esasında konuşmam büyük oranda Sayın Lütfü Türkkan'ın konuşmasının devamı niteliğinde olacak.
Bu görüştüğümüz teklifin ismi yargının etkin ve verimli işlemesine yönelik kanun teklifidir ancak milletimizin beklentisi, yargının hızlı işlemesinin yanında esas olarak bağımsız ve tarafsız işlemesidir. Yargının hızlı işlemesi iyidir, güzeldir, hoştur ama yargının hızlı işlemesi tek başına adalet duygusunu güçlendirmez. Adalet, yalnızca mahkeme salonlarında verilen kararlarla değil o kararların tarafsızlığına duyulan inançla anlam kazanır. Ne yazık ki ülkemizde yıllardır tartışılan temel mesele budur.
Gerçeğimiz şu: Türkiye'de hukuka duyulan güven her geçen gün zayıflamaktadır, uluslararası kuruluşların hazırladığı raporlarda da bu gerçeğe işaret edilmektedir. Mesela, 2025 yılı Hukukun Üstünlüğü Endeksi'nde Türkiye 143 ülke arasında 118'inci sıraya gerilemiştir; Hükûmetin Yetkilerinin Sınırlandırılması Endeksi'nde son on yılda 38 basamak gerileyerek ülkemiz 136'ncı sıraya düşmüş durumdadır. Bu tablo, hukukun üstünlüğünün değil, üstünlerin hukukunun egemen olduğunu göstermektedir. Hâlbuki hukukun üstünlüğü ekonominin, yatırımın, demokrasinin ve toplumsal huzurun ortak zeminidir. Hukuka güvenin olmadığı bir ülkede ekonomik güven de olmaz. Zira yatırımcılar önce teşvik paketlerine değil, sözleşmelerin bağımsız mahkemeler tarafından korunup korunmayacağına bakarlar. İşte, bu nedenle hukuk devleti kalkınmanın temel şartıdır.
Muhterem milletvekilleri, görüşülmekte olan teklif ise maalesef bu temel sorunlara karşı kayıtsız bir tekliftir. Çoğunlukla Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarından doğan boşlukları doldurmaya çalışan teknik düzenleme niteliğindedir. Dolayısıyla bu teklifte yargıya duyulan güvensizliğe ilişkin herhangi bir çözüm yoktur. Bu teklifte hâkim bağımsızlığını güçlendirecek yapısal düzenlemeler yoktur. Bu teklifte uzun tutukluluk sorununa kalıcı çözüm yoktur. Teklifte Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının eksiksiz uygulanmasına ilişkin güvence yoktur. Cezaevlerindeki kapasite sorununa ilişkin hiçbir yapısal adım öngörülmemektedir. Üstelik teklifin bazı hükümleri vatandaşın hak arama özgürlüğünü daha da zorlaştırmaktadır. Mesela, teklifin 1'inci maddesindeki mahkemede haklılığı kesinleşen vatandaşın hakkını alabilmek için yeniden idareye başvurmak zorunda bırakılması hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmaz. Devletin kendi alacağını gecikmeden tahsil etmesi, vatandaşın alacağını ise bürokratik süreçlere mahkûm etmesi eşitlik ilkesine aykırıdır. Yine, tek hâkim tarafından görülecek davaların kapsamının genişletilmesi de yargısal güvenceleri zayıflatmaktadır. Keza, teklifle Danıştay denetiminin daraltılması ise hukuki denetim mekanizmalarını güçlendirmemekte, aksine sınırlandırmaktadır.
Kısacası, bu teklif yargının asıl sorunlarına çözüm üretmekten uzaktır. Milletimiz artık yeni paketler değil yeni bir hukuk anlayışı beklemektedir; ihtiyacımız olan hukuk anlayışı da şudur: Kayıtsız ve şartsız hukukun üstünlüğünü sağlamak ve herkesi hukuk önünde eşit hâle getirmektir. Hiçbir makamın, hiçbir kişinin ve hiçbir siyasi iradenin hukukun üzerinde olmadığını fiilen gösterebilmektir...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Bir dakika vermiyoruz.
Tamamlarsanız lütfen...
METİN ERGUN (Muğla) - ...bu şekilde milletimizin yargıya güvenini yeniden tesis etmektir.
Bu duygu ve düşüncelerle konuşmama son verirken hepinizi saygılarımla selamlıyorum. (İYİ Parti ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)