GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:111
Tarih:16.07.2026

CEMALETTİN KANİ TORUN (Bursa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; geçtiğimiz hafta NATO Zirvesi kapsamında birçok ülkenin devlet ve hükûmet başkanı Ankara'da ağırlandı. Zirveyi iç politikada bir zafer hikâyesine dönüştürerek dünya liderliğinin göstergesi gibi sunarak ya da diplomatik bir dönüm noktası olarak takdim ederek Türkiye'de bunu iç politikada kullanamazsınız. Dış politika hamasetle değil, somut kazanımlar üzerinden değerlendirilir. Peki bu zirvenin Türkiye açısından somut çıktıları nelerdir? En önemli beklentilerinden biri olan F-35 programı konusunda ülkemiz beklediği sonucu alabildi mi? Hayır. Daha da önemlisi zirve devam ederken ABD Başkanının komşumuz İran'a yönelik ateşkesin bozulduğunu açıklaması ki bu kabul edilemez. Bölgemiz hakkında kararların Ankara'nın iradesi gözetilmeden alınmaya çalışılması dış politikamız açısından üzerinde düşünülmesi gereken ciddi bir uyarıdır.

Değerli milletvekilleri, Türkiye'nin dış politikası tek bir merkeze endekslenemez. Elbette NATO'nun güçlü ve vazgeçilmez üyelerinden biri olarak bu konumumuzu koruyabiliriz, korumalıyız. Ancak aynı zamanda Avrupa Birliğiyle ilişkilerimizi yeniden canlandırmak, komşumuz Rusya ile karşılıklı çıkar temelinde diyaloğu sürdürmek ve küresel ekonominin yükselen gücü Çin ile ticari ve ekonomik iş birliklerini geliştirmek de millî menfaatlerimizin gereğidir. Günümüz dünyasında başarılı devletler farklı güç merkezleriyle aynı anda sağlıklı ilişkiler kurabilen, denge siyasetini başarıyla uygulayabilen devletlerdir. Fakat böylesine etkin ve çok yönlü bir dış politikanın da vazgeçilmez bir şartı vardır, güçlü bir Türkiye. Güçlü Türkiye yalnızca askerî kapasiteyle kurulamaz; güçlü Türkiye güven veren hukuk sistemiyle, istikrarlı ekonomiyle, dış yatırımla, üretim ve toplumsal huzurla inşa edilir. İç tahkimatını tamamlayamamış bir ülkenin dış politikada güçlü olması da mümkün değildir. İşte, tam bu noktada önümüzde tarihî bir fırsat bulunmaktadır. Barış ve demokratik toplum süreci yalnızca toplumsal barışın değil Türkiye'nin demokratikleşmesinin, hukuk devletinin güçlenmesinin ve ekonomik toparlanmanın da anahtarıdır. Bunlar birbirinden bağımsız başlıklar değildir, birbirinin sebebi ve sonucudur. Türkiye bu zincirin bütün halkalarını birlikte güçlendirmek zorundadır. Ne yazık ki bu tarihî fırsat siyasi kaygılar nedeniyle yavaşlamaktadır. İktidar partisi içinde süreci samimiyetle destekleyenler kadar siyasi hesaplarla geciktirenler de var. Sayın Devlet Bahçeli'nin ortaya koyduğu iradeye ve Sayın Cumhurbaşkanının talimatlarına rağmen gerekli yasal düzenlemelerin hâlâ hayata geçirilmemesi düşündürücüdür. Artık vakit kaybetme lüksümüz yoktur. Meclis tatile girmeden çerçeve yasa bu Genel Kurula getirilmeli ve milletin temsilcileri olarak bu tarihî sorumluluğu hep birlikte yerine getirmeliyiz. İktidar grubunun günlük kısır tartışmalar ve korkularla bu süreci geciktirmesi kabul edilemez. Türkiye'nin geleceği üç beş kariyeristin kaprisine feda edilemez. Çerçeve yasa çıkmadan da Meclis tatile girmemelidir.

Sözlerime son verirken her konuşmamda yinelediğim çağrıyı bir kez daha ifade etmek istiyorum: Bugün yaşadığımız sorunların temelinde Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemi bulunmaktadır. Bu sistem siyaseti ve sivil toplumu etkisizleştirerek her geçen gün kendi içine kapanan, denge ve denetim mekanizmalarını zayıflatan bürokratik bir yapıya dönüşmüştür. Bu sistemle gidilecek her seçim yeni gerilimler üretmeye adaydır. Ya mevcut iktidar kazanacak ve otoriterleşme daha da kurumsallaşacak ya da muhalefet kazanacak ve ülke derin bir rövanşizm tartışmasının içine sürüklenecek. Çözüm iktidarıyla, muhalefetiyle herkes için güvence sağlayacak güçlendirilmiş parlamenter sisteme geçmektir. Bu sistemi değiştirecek olan da bu Meclistir. Gelin, yine bu Meclisin seçeceği tarafsız bir Cumhurbaşkanıyla tüm siyasi mahkûmların özgür olduğu adil ve demokratik bir seçim ortamını hep birlikte inşa edelim ve gençlerimizi bu karanlık tünelin ucunda bir ışık olduğuna ikna edelim.

Heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (YENİ YOL sıralarından alkışlar)