GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:111
Tarih:16.07.2026

NECMETTİN ÇALIŞKAN (Hatay) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ne yazık ki içi boş bir yargı paketiyle daha karşı karşıyayız. Getirilen teklifin gerekçesi hoş, içeriği boş; hayaller Paris, gerçekler AK PARTİ adaletti. Adalet paketinden bahsettiğimiz bugünde Anayasa Mahkemesinin iptalleri dikkate alınmıyor, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin ihlal kararları uygulanmıyor ve öyle apar topar yasa getiriliyor ki Genel Kurul aşamasında bazı maddeler çekilmek zorunda kalıyor. Neden? Sihirli bir sözcük var: "Mahkemelerin iş yükünü azaltmak, davaları hızlandırmak." Arkadaşlar, hız ölümdür, hız felaket getirir; eğer siz altını doldurmadan işi hızlandırırsanız, işte, bugünkü gibi bir durumla karşı karşıya kalırız.

Ne yazık ki yargı paketinin içerisinde mahkûmların yakınlarını ilgilendiren düzenleme sıfır derecesinde ama bu paket içerisinde Adli Tıbba nasıl üye atanacağı, hâkimlerin atama, disiplin yönetmeliği nasıl gerçekleşeceği, bilirkişilerin görevlendirilmesi, görev alanı, miras hukuku var, başka bir şey yok ama başka bir şeyler daha var. Ne var biliyor musunuz? İşkencecilere af var, sigorta şirketlerinin ödeme yükümlülüğünü hafifleterek vatandaşın aleyhine sigorta şirketlerini savunma var. Neymiş? Duruşmalar üç aydan fazla uzun olmayacakmış, sanki talimatla iş yapıyorlar. Oysa, böyle bir hususta önce bir mahkemenin hızla sonuçlandırılması için iş yükünün hafifletilmesi, bütçe tahsisi, personel takviyesi, hatta suçun işlenmemesi için önleyici tedbirler, kamunun cevap vermesi gereken hususlarda aylardır bekletme, keşif gecikmesi. "Benzer hiçbir duruma tedbir almadan hâkim üç aydan fazla karar vermeyecek." demekle bir şey çözülmez. Bugün kötü bir durum daha görüyoruz, bugüne kadar hani mali yükümlülükleri denetlemeden kaldırmak üzere pek çok kanunda Sayıştay denetimi kaldırılmıştı, bugün de Yargıtay ve Danıştay denetimi hafife indiriliyor, azaltılıyor. 3 hâkim yerine 1 hâkim, sonrasında da "Ne yapar yapar bu insanın daha üst mahkemede hak aramasını nasıl önleriz?" Ne olacak? Sonuçta mahkemelerin yükü hafifleyecekmiş. Bunun daha kolayı var, meşhur tarihteki Millî Eğitim Bakanına atfedilen "Şu okullar olmasıydı Millî Eğitimi ne güzel yönetirdim." diye, mahkemeleri kapatın, vatandaş hiç adliyeye bile gitmesin, çok daha hızlı bir şekilde iş çözülmüş olur.

Değerli milletvekilleri, yasa teklifinde vatandaşın özel hayatını ihlal eden dijital verilere el koyma maddesi var ki saatlerden beri bunun mücadelesi veriliyor ama "Ne yok?" derseniz, bu yasa teklifinin içerisinde KHK'liler yok, hasta mahkûmlar yok, Covid mağdurları yok, ehliyet affı bekleyenler yok, çek davasını bekleyenler yok; TCK 158 kısmen, zorla girdi. Dolayısıyla, bir yargı paketi değil -bu olsa olsa- Adalet Bakanlığının iç yönetmeliğinin belli bir çerçevesiyle karşı karşıyayız. Onun için, şu yazın ortasında "yargı paketi" diye getirdiğiniz şey, hele de içerdiği dijital verilere el koyma noktasıyla, tam bir zehir yükünden öte bir şey değildir.

Aziz milletimiz, bilesiniz ki AK PARTİ yargı paketini yazın ortasına, işte bugünlerde getirdi ki beklentilerin boş olduğu anlaşılmasın. İnsanların daha fazla itiraz edemeyeceği... Aylarca insanlar yargı paketi bekledi, temmuzun ortasında, işte, bugün gelen yargı paketi de bu. Hâkim 3 yerine 1 olacak ve üste gidişler engellenecek.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

NECMETTİN ÇALIŞKAN (Hatay) - Zenginlerin iktidarı olduğu için de 486 bin liranın altındaki davaların da hiçbir önemi yok, onlar Yargıtaya bile gidemeyecek.

Bu açıdan aklımızı başımıza alalım, aziz milletimizin beklentilerine cevap verelim. (YENİ YOL ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)