GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:111
Tarih:16.07.2026

YENİ YOL GRUBU ADINA BÜLENT KAYA (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 1990'lar maalesef Türkiye'nin karanlık günleri ve Türkiye'nin karanlığa gömülmek istendiği yıllar olarak toplumsal hafızamızda yer alan yıllardı. 1990 ve 1991 yılında 42 olan faili meçhul cinayetlerin sayısı 1992'de 210'a, 1993'te ise 510'a çıkmıştı ve aynı yıllarda Uğur Mumcu, Eşref Bitlis, Vartinis köyü katliamı, Sivas Madımak, Başbağlar ve son olarak da 28 Şubat süreci olmak üzere gerçekten Türkiye'nin gayrinizami bir usulle demokratik yollardan çıkarıldığı, hukuk devletinin askıya alındığı yıllardı. Bu yıllarda gözaltında kaybolan veya yakınları faili meçhul cinayetlere kurban giden kişilerin aileleri 27 Mayıs 1995'ten bu yana her cumartesi günü Galatasaray Meydanı'nda oturma eylemleri düzenleyerek yakınlarının akıbetleri hususunda gerekli yasal ve idari adımların atılmasını bekledi. Otuz bir yıl geçti -Sayın Meclis Başkan Vekilimiz Pervin Buldan Hanımefendi de bu Cumartesi Annelerinden bir tanesiydi- maalesef, aradan geçen otuz bir yıla rağmen hâlâ gözaltındaki kayıplar ve hâlâ o faili meçhul cinayetlerin asıl failleri ve onların arkasındaki güç odakları ortaya çıkarılamadı. Dolayısıyla, burada aslında karanlıkta kalan her şey, faili meçhul kalan her olay ve cinayet aslında yenilerini işlemek isteyen odaklara ve kişilere cesaret vermekten başka hiçbir amaca hizmet etmez. Aradan geçen otuz üç yıla rağmen, belki bunların bugün faillerini ortaya çıkardığımız zaman, birçok fail belki hayatta da olmayabilir ama ifade ettiğim gibi, bu tarz gayrinizami usulle hukuk düzenine yeltenecek kişilerin cesaret almaması için ve yine hukuk devletinin bir gereği olarak bu cinayetlerin ortaya çıkarılması lazım. İşte, geçen hafta katliamının üzerinden 33'üncü seneidevriyesini geçirmiş olduğumuz Erzincan'ın Kemaliye ilçesine bağlı Başbağlar köyündeki 28 kişinin kurşuna dizilmesi, biri kadın, biri çocuk 5 kişinin ise yakılmak suretiyle 33 kişinin hunharca katledildiği bir katliamın 33'üncü seneidevriyesini hep beraber üzüntüyle idrak ettik ve orada özellikle, aileleri şehit edilenlerin devletten tek bir talebi vardı: "Otuz üç yıl geçti; adalet gecikiyor, adalet yerine gelmedi. Dolayısıyla yakınlarımıza kavuşma imkânımız artık yok ama hiç olmazsa bu acılarımızı hafifletin ve bu olayın arkasındaki esas failleri ortaya çıkarın."

Burada özellikle -bu 5 Temmuzdaki Başbağlar katliamının 2 Temmuz 1993 yılındaki Sivas Madımak katliamından hemen üç gün sonra meydana gelmiş olması da- toplumsal huzurumuzu hedef alan bu ve benzeri katliamların bir daha yaşanmaması için mutlaka kapsamlı bir şekilde incelenmesi, ilgili kamu kurum ve kuruluşların bilgi ve belgelerinin değerlendirilmesi, uzmanlar, akademisyenler ve mağdur yakınlarının görüşleri alınarak tarihin bu utanç sayfasının karanlıkta kalan yönlerini aydınlatmamız gerekiyordu. Devlette devamlılık esastır; bu faili meçhul cinayetlerin hangi hükûmet, hangi bakan döneminde olduğuna bakılmaksızın Türkiye Cumhuriyeti'nin işbaşında olan her hükûmetinin bu ve benzeri olayları aydınlatmayla ilgili üzerine düşen vazifeyi yapmak sorumluluğudur ve vazifesidir.

Dolayısıyla, otuz bir yıl geçmiş ama hâlâ Taksim'deki Galatasaray Meydanı'nda insanlar kendi yakınlarının akıbetlerini aramak zorunda kalıyorlarsa yirmi beş yıldır iktidarda olan Adalet ve Kalkınma Partisinin de bu otuz bir yılın yirmi beş yılının kendi devriiktidarlarında olduğunu göz önüne alarak şapkayı önlerine koyup, oturup düşünmesi lazım. Bu ve benzeri olayların ortaya çıkmaması için nasıl bir irade engel oluyor? Bazı gazeteci ve yazarlar yeni Adalet Bakanını methetmek için "Sayın Akın Gürlek olmasaydı şu olay ortaya çıkmazdı." diyor. Ne demek? Yirmi beş yıllık Adalet ve Kalkınma Partisi yirmi beş yıldır bu faili meçhul cinayetleri örtmek için mi işbaşındaydı? Hangi hükûmetin adalet bakanları bugüne kadar görev yaptı ve bunları ortaya çıkarmamak için ne tür ihmaller yaptı da bugün Sayın Akın Gürlek'e methiyeler diziyorsunuz? Bunları oturup konuşmamız lazım; kaldı ki bir Adalet Bakanı yargısal faaliyetleri yürüten kişi değildir, yargısal faaliyetlerin kolaylaştırılması için idarece alınması gereken tedbirleri ortaya koyar. Bu münasebetle, Adalet Bakanlığında bir faili meçhul cinayetleri araştırma daire başkanlığı kurulması önemli olmakla birlikte bu, yargının işi.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.

BÜLENT KAYA (Devamla) - Bir Adalet Bakanı failli meçhul cinayetlerle ilgili yargısal faaliyetler yapılmamasından ve bunların ortaya çıkarılmamasından gurur duymaz; şundan gurur duyar: Yargının faili meçhul cinayetleri araştırmayla ilgili önündeki engelleri, idari engelleri, siyasi engelleri ortadan kaldırmakla övünebilir.

Bu açıdan, bu soruşturmaları yürüten değerli savcılarımıza teşekkür etmekle birlikte, otuz bir yıldır Cumartesi Annelerinin, otuz üç yıldır Sivas Madımak ve Başbağlar'da yakınları katledilen insanların acılarını dindirmek için bu hususları etraflıca değerlendirmemiz lazım.

Maalesef, Başbağlar'la ilgili ne bir Meclis araştırma komisyonunun detaylı bir çalışması oldu ne de bu hususta Devlet Denetleme Kurulunun görev alarak yapmış olduğu incelemenin raporu kamuoyuyla paylaşıldı. Bu münasebetle, başta Adalet ve Kalkınma Partisi ve Milliyetçi Hareket Partisi olmak üzere bütün siyasi parti gruplarından önergemize destek beklediğimizi ifade ediyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (YENİ YOL, CHP ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)