GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:111
Tarih:16.07.2026

SELÇUK ÖZDAĞ (Muğla) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; dün, 15 Temmuzun yani darbe girişiminin 10'uncu yıl dönümüydü. Kime, hangi amaçla yapılırsa yapılsın darbe, millet iradesine yapılmış demektir ve yapılmış bir eylemdir. Hiç kimse darbelerden de medet ummamalıdır. Bu darbeler demokrasimize, adaletin yerleşmesine, hukuk devletine, ekonomimize ve milletleşmemize yapılmıştır. 15 Temmuz kaostur, darbedir, inanıyorum ancak darbeler demokrasiyi güçlendirmenin vesilesi olmalıdır, hukuk üstünlüğümüzün ve şeffaflığın vesilesi olmalıdır. Kimse kişisel iktidarını güçlendirmek için kullanmamalıdır. Darbe korkusu ve tehdidi üzerinden antidemokratik yasalar çıkarmaya kimse teşebbüs etmemelidir. Darbeler bize demokrasinin, özgürlüğün, adaletin ne kadar gerekli ve önemli olduğunu göstermiştir. Darbelere karşı olmanın en güçlü yanı demokrasiyi, adaleti güçlendirmektir, özgürlüğün alanını genişletmektir.

Darbenin üzerinden on yıl geçti; bugün mevcut hâlimize baktığımızda, gerekli derslerin çıkarıldığını söylemek maalesef mümkün değildir. Devlet ortaklık kabul etmez, şirk kabul etmez. Devlet cemaatler, dernekler, vakıflar, mezhepler veyahut da etnik gruplar arasında paylaştırılamaz. Böyle bir şey ülkeyi bölünmeye götüreceği gibi yeni toplumsal sorunlara da sebebiyet verir ve kucağımıza alır.

Bugün, yine devletin bazı kurumlarında iktidarda kalmak ve oy almak uğruna bazı grupların, bazı dernek ve vakıfların etkili hâle getirildiğini görüyoruz. 15 Temmuzdan ders almak bu mudur? Kamu gücüyle büyütülen her yapı sonunda gücünü devleti ele geçirmek için kullanmaktadır, ülkeyi yönetenlerin buna dikkat etmesi gerekmektedir.

Bir diğer husus, darbe on yıl boyunca siyasetimizi dizayn eden bazılarının ikbal aracı hâline getirilmiştir. Darbeyi bir asansör olarak kullanmak yanlıştır. Değerli milletvekilleri, darbe bir hukuksuzluktur, onu kullanarak başka türlü hukuksuzluk yapılmamalıdır, sadece yasalarımızın suç saydığı iş ve eylemlerin üzerine gidilmelidir. Darbeye karşı olmak, her türlü hukuksuzluğa cevaz verme hakkını vermez. Siz darbeyi kendiniz için yapmamalısınız, başkaları için de yapmak doğru değildir. Kişisel ikbalinizi, demokrasiyi ikbalinizi güçlendirmek için değil demokrasimizi güçlendirmek için vesile yapmalısınız. Unutmayın, hukuksuzluk karşı hukuksuzluğu doğurur. Darbenin bizi yönetmesine izin vermeyeceğiz, tüm darbelere karşı olacağız ve Türkiye'de silahlı darbeye de silahsız darbeye de karşı olduğumuzu deklare ediyoruz. Hem darbenin karşısında olacağız hem de darbenin istismar edilerek bizi yönetmesine de asla izin vermeyeceğiz. O nedenle, dün burada, Mecliste yapılan törenler önemliydi ve darbelere karşı bir anlam geliştirildi burada, o nedenle herkese de teşekkür ediyorum fakat o gün, o darbe Türkiye Cumhuriyeti devletinin bütünlüğüne yapılmıştı, o nedenle herkesi bir kez daha düşünmeye davet ediyorum. Ne bir partiye yapıldı, ne bir kişiye yapıldı, millet iradesine yapıldı o nedenle millet iradesi gereğini yaptığı için de bugün kalkıp oralardan da rant devşirmek, siyaset devşirmeyi doğru bulmuyorum.

İsrail Hükûmetinin sözde 1915 olaylarına ilişkin aldığı karar şimdilik askıya alınmış vaziyette gözüküyor ve bugünlerde özellikle Azerbaycan, Ermenistan, Türkiye arasındaki ilişkiler özellikle Azerbaycan Devlet Başkanının, Başbakanın yapmış olduğu girişimlerden sonra İsrail Hükûmetinin veya İsrail Parlamentosundaki Bakanlar Kurulunun böyle bir karar alması da calibidikkattir. Türkiye bu noktada hassasiyetle üzerinde durmalı; tarihçileriyle, coğrafyacılarıyla birlikte, beraberce yeniden bir çalışma içerisine girmelidir.

Mehmet Özhaseki Bey eskiden beraber çalıştık, kendisiyle birlikte Genel Başkan Yardımcılığı yaptık ve dün bir kebap lokantasının açılışında, bir salonun açılışında şöyle bir ifade kullandı kendisi, nihayetinde işletme sahibine döndü ve dedi ki: "Nihayetinde burada et pişirilecek, kokacak bu; bir fakir gelip de bakmışsa onun karnını doyur, öyle gönder, parasını da gel bizden al." diye ifade etmiş. Ya, hani siz yolsuzluğu ortadan kaldırmıştınız? Hani yoksulluğu ortadan kaldırmıştınız? Hani yasakları ortadan kaldırmıştınız? Kendi kendinize mefhumumuhalif bu cümleden itiraf ediyorsunuz ki Türkiye'de hâlâ fakirlik var, yoksulluk var. "Gel bizden parasını al." Eğer sosyal devleti inşa etmiş olsaydınız vatandaş böyle bir fakirliği veya bir et kokusu aldığı zamanda etini rahatlıkla alıp yiyemez miydi? Yiyebilirdi. O nedenle, ben buradan Mehmet Özhaseki'ye diyorum ki: Yolsuzluk, yoksulluk ve yasaklar devam ediyor, bir de yalanlar devam ediyor ve geldiğimiz yer de 2002 yılının çok gerisinde. Hele 2018'den sonra ise Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemiyle beraber o parlamenter sistemde yaptıklarınızı bile arar hâldeyiz değerli arkadaşlar.

PTT üzerinden yapılan sosyal yardım ve aylık ödemelerinin Halkbanka devredilmesi hususu var değerli milletvekilleri. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının PTT üzerinden yapılan sosyal yardım ve aylık ödemelerini 1 Temmuz itibarıyla Halkbanka devretme kararının ardından şubelerde oluşan uzun kuyruklar plansızlığın yeni bir örneğidir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, devam edin.

SELÇUK ÖZDAĞ (Muğla) - Milyonlarca vatandaşı ilgilendiren bir uygulamada kademeli geçiş, ilave personel, mobil hizmet noktaları veya randevulu hizmet sistemi hiç mi düşünülmedi? Sosyal yardım alan vatandaşlarımızı, yaşlılarımızı ve engellilerimizi saatlerce banka önlerinde bekletmek sosyal devlet anlayışıyla bağdaşır mı? Bakanlığı yaşanan mağduriyetleri giderici acil tedbirleri almaya ve bu plansız geçişin gerekçesini kamuoyuna açıklamaya davet ediyorum.

Uyuşturucuyla mücadele çalıştayı yapmıştık biz Gelecek, Saadet, DEVA Partileri olarak Genel Başkanlarımızla beraber. Uyuşturucuya müptela olmuş kişilerin anneleriyle, babalarıyla ve uyuşturucu müptelası olmuş kişilerle beraber değerli çalıştaylar yaptı 3 parti de. Daha sonra da hep beraber birlikte bir değerlendirme yapmıştık ve bununla ilgili hazırlamış olduğumuz raporumuzu da geçen haftalarda Türkiye Büyük Millet Meclisinde basın toplantısıyla Sayın Necmettin Çalışkan'la, Sayın, Elif Esen'le ve aynı zamanda Grup Başkanımız Sayın Mehmet Emin Ekmen Bey'le beraber kamuoyuna deklare etmiştik.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, devam edin.

SELÇUK ÖZDAĞ (Muğla) - Türkiye'nin en önemli sorunlarından bir tanesidir arkadaşlar. Neden en önemli sorunlarından bir tanesidir? 2 milyon kişi bugün uyuşturucu bağımlısı, 10 milyon kişi uyuşturucu kullanıyor. Bunlar resmî rakamlar değerli arkadaşlar ve bu devam edecek. Cezaevlerinde yatanların, yaklaşık 430 bin kişinin üçte 1'inin uyuşturucu nedeniyle yattıkları söyleniyor ve resmî rakamlar da böyle söylüyor. Gelin, Türkiye'ye uyuşturucu sokmayacak hâle getirmemiz gerekiyor. Yoksa ileride askere gidecek insan veyahut da öğrenci bulamayacağız, ailelerimizi kaybedeceğiz. Bununla ilgili olarak "Efendim, şu kadar torbacıyı yakaladık. Bu kadar işte, mafyayı yakaladık. Bu kadar bilmem, işte, sokaktaki insanları yakaladık." demek, ara sıra da sanatçılar üzerinden de operasyonlar yapmayı doğru bulmuyorum. Önce kaynağı kurutmanız gerekir. Bataklık kurumadığı sürece sivrisinekler üremeye devam edecek, tabirimi mazur görsün vatandaşlarım. O nedenle Hükûmeti de uyarıyorum buradan. Hükûmetin de bu noktada daha dikkatli çalışması gerekmektedir.

Öğrenci affı teklifimiz, evet, bir süredir bu konuyu gündeme getiriyorduk, bu konu gündeme geldi.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayın lütfen.

SELÇUK ÖZDAĞ (Muğla) - Tamamlıyorum efendim.

O nedenle gündeme getirenlere de teşekkür ediyorum ben. Bu konu hemen hemen herkesi kapsıyor. Komisyonda da doğru kararlar alındı. Neydi o? Daha önce faydalanmış olanlar bu aftan faydalanamazlardı, kaldırıldı. Faydalanmış olanlar da faydalansın. Öğrenciler, vatandaşlarımız tekrar yeniden imkân bulabilirlerse, maddi imkân bulabilirlerse, kendilerini de psikolojik olarak hazır hissediyorlarsa okullarına gelsinler, yabancı öğrencilerden Türkiye'de öğrenciliklerine devam edenlerle ilgili de bir kısıtlama getirmediğiniz için de burada Komisyon üyelerine de teşekkür ediyorum.

İstanbullu bir barınma kriziyle boğuşuyor değerli arkadaşlar. İktidar belediye başkanı, milletvekili devşirme hesaplarıyla, muhalefet ise kendi iç çekişmeleriyle meşgulken 16 milyonluk İstanbul derin bir kira kriziyle boğuşuyor; Esenyurt'ta ve Beylikdüzü'nde dahi kiralar 25 bin liradan başlıyor. Bir şehirde sosyal adaletten ve fırsat eşitliğinden söz etmek artık mümkün değildir. Asgari ücretin yaklaşık 2 katına ulaşan kiralar, özel sektör çalışanını, işçiyi, öğrenciyi ve emekli aynı çıkmazın içine yani barınma krizinin tam ortasına itmiştir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SELÇUK ÖZDAĞ (Muğla) - Tamamlıyorum efendim.

BAŞKAN - Tamamlayın, buyurun.

SELÇUK ÖZDAĞ (Muğla) - İstanbul çalışanların yaşadığı değil ayakta kalmaya çalıştığı bir metropolüne dönüşmektedir. Barınma hakkı lüks değil, anayasal bir haktır; Meclisin ve tüm siyaset kurumunun önceliklerinden biri de bu kriz olmalıdır. Ayrıca, özellikle turizm merkezlerinde çok ciddi şekilde fahiş kira artışları var Türkiye'de; Bodrum'da, Marmaris'te, Alanya'da, Manavgat'ta, Çeşme'de. O nedenle, buralarla ilgili de TOKİ özel hassasiyet göstermeli. Buralara orada çalışan memurlarla ilgili... Çünkü memurlar oraya gitmek istemiyorlar, gitseler bile orada aynı zamanda sosyal patlamalara sebebiyet veriyoruz veya toplumsal kırılmalara sebebiyet veren olaylarla karşılaşıyoruz. Buralara da TOKİ'nin özellikle hassasiyet göstererek özellikle turizm beldelerinde yeni toplu konut alanları oluşturmaları gerekmektedir eğer oluşturmazsak da ilgili sıkıntılar yaşayacağız diyoruz.

Teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum efendim.