| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 111 |
| Tarih: | 16.07.2026 |
ELİF ESEN (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri ve ekranları başında bizi izleyen kıymetli vatandaşlarımız; sizleri saygıyla selamlıyorum.
Ahbap ve Haluk Levent'in isminin karıştığı vahim olay bize yeniden yaşadığımız bazı kötü deneyimleri hatırlattı ve vicdanlarımızı sızlattı. Asıl üzüldüğüm, son yıllarda bu ülkenin kodlarında var olan dayanışma, yardımlaşma, yardımseverlik ve yüce gönüllülük özelliklerinin aldığı yıkıcı darbe, hem de gelir adaletinin bu kadar bozulduğu, yardıma ihtiyacı olan yoksul ailelerin bu kadar arttığı bir dönemde yardımlaşma duygumuzun âdeta katledilmesi.
Ahbap soruşturmasında, özellikle 6 Şubat depremlerinin ardından toplanan bağışların kullanımı ve dernek çalışanları arasındaki yüksek tutarlı para transferleri inceleniyor. Dosyaya yansıyan iddialar arasında bazı çalışanların banka hesaplarının para transferlerinde kullanılması, maaşlarının çok üstünde transferler gerçekleşmesi ve yüksek miktarlarda bahis işlemlerinde kullanılması var. Bunlar henüz kesinleşmiş mahkeme kararları değil elbette ancak Haluk Levent'in kendi kabul ettiği işlemler dahi halkın bağışlarının nasıl suistimal edildiğini gösteriyor bizlere.
Şimdi hem nalına hem mıhına konuşalım ve toplumun asırlık yardım kuruluşlarına güveninin nasıl sarsıldığına bir bakalım. Özellikle, deprem zamanı kamu yararına çalışan asırlık yardım kuruluşu Kızılayın çadır satmasının tatmin edici bir açıklaması yapılamadı. Neden? Dönemin kurum yöneticisi aylarca görevine devam etti, ardından istifa etti, yöneticiler hakkında yürütülen soruşturma ise takipsizlikle sonuçlandı. Toplumun vicdanını rahatlatacak bir hesap, bir ceza neden verilemedi? Yine, o dönemde televizyonda, devlet kanalında neredeyse açık arttırma gibi bağış vaatleri alındı ama ne kadarının vaat edenlerden toplanılabildiği, kimlerin sözünü tutup tutmadığı açıklanmadı. Neden? Yardımların nerelere aktarıldığı, hangi derde derman olduğu da açıklanmadı; bunu da soruyoruz. Neden? Şimdi, sıra yeniden Ahbapta. CHP sıralarındaki arkadaşlarıma soruyorum: Deprem günlerinde vatandaşı Ahbapa yönlendirirken milyarlarca liralık bir mali yapının tek kişiye bağlı yönetimini hesap verilebilirliğini ve risklerini yeterince sorguladınız mı yoksa bir sanatçıya duyulan güven kurumsal gereklerin denetiminin yerini aldı?
ASU KAYA (Osmaniye) - Kızılay o dönem çadır satıyordu!
ELİF ESEN (Devamla) - AK PARTİ sıralarına da soruyorum: Fatih Altaylı'nın sezdiği, söylediği riski devleti himaye eden iktidar olarak nasıl göremediniz? Bir gazeteci Haluk Levent'e "Geçmişte yaptıklarını tekrar etmiyorsun değil mi?" diye sormak ve sabıkasını hatırlatmak zorunda kalırken İçişleri Bakanlığı ne yapıyor Allah aşkına? Sabıkalı bir kişi nasıl dernek yönetebiliyordu? Ahbapın çeklerinin kişisel teminat olarak kullanılmasını, mali yetkinin tek kişide toplanmasını neden zamanında tespit edemediniz, neden denetlemediniz? Üstelik olayda bir başka karanlık nokta daha var medyaya yansıyan, Haluk Levent Emniyet ifadesi sırasında şimdinin AK PARTİ Milletvekili, eski İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'dan ve bazı siyasetçilerden söz etmek istediğini, ancak bu sözlerin sorguyla ilgisiz olduğu gerekçesiyle tutanağa geçirilmediğini söylüyor. Avukatları da savunma hakkının kısıtlandığına ilişkin tutanak düzenliyor. Şimdi soruyorum: Haluk Levent Süleyman Soylu hakkında ne anlatmak istiyordu? Dönemin İçişleri Bakanı sabıkalı bir kişi milyarlarca paranın hesaplarından geçtiği bir hayır kurumuna nasıl başkanlık yapabildi? Nasıl denetim dışı kalabildi? Tabii sormamız gereken asıl soru şu: Vatandaş neden Kızılay gibi köklü bir yardım kuruluşu dururken milyarlarca lirayı geçmişinde karşılıksız çek mahkûmiyeti ve ciddi mali sorunları bulunan bir sanatçının tek mali yetkili olduğu derneğe nasıl emanet etti, neden ona daha çok güvendi? Bunun cevabını yalnızca halkın saflığında arayamazsınız değerli milletvekilleri; arayacağınız yer vicdanlarınızdır. Soruyorum: Rahat mı vicdanlarınız? Yaşananlar, devlet kurumlarının kaybettiği güvenin sonucudur. Vatandaşın yardımlaşma duygusu devlete güveni yeniden tesis edilerek sağlanır. Şeffaf ve hesap veren bir sistemle gerçek ve adaletli işleyen bir devlet güvencesiyle.
BAŞKAN - Tamamlayın.
ELİF ESEN (Devamla) - Dernek kurma özgürlüğü elbette korunmalı ancak yüksek miktarda bağış yöneten kuruluşlarda aynen bankacılık sisteminde olduğu gibi zorunlu bağımsız denetim, kamuya açık mali raporlama ve mali güven suçlarına ilişkin ölçülü yöneticilik sınırlamaları getirilmelidir. Denetim, soruşturma başlayınca değil halk parasını emanet etmeden yapılmalıdır.
Son olarak, toplumda vatandaşın zihnini kurcalayan bir soru daha sizlere: Yoksa Ahbap yapılanması, suç dünyası, iş dünyası ve siyaset üçgeninde bir kara para aklama durağı mıydı? Adalet mekanizmasını hakkıyla işletirseniz bunu da hep birlikte görürüz ve anlarız inşallah diyerek sözlerimi tamamlıyorum, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti, YENİ YOL, DEM PARTİ sıralarından alkışlar)