| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 110 |
| Tarih: | 14.07.2026 |
UĞUR BAYRAKTUTAN (Artvin) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ben de yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Şahsım adına söz aldım.
Özellikle buna ilişkin düzenlemelerde ben de Adalet Komisyonunda görüşmeleri yakinen izledim. Değerli arkadaşlarım, özellikle 3'üncü maddede noterlikle ilişkin düzenlemelerde Noterlik Kanunu'ndaki düzenlemede Noterler Birliği Başkanı geldi, çekincelerini ortaya koydu, kaygılarını ileri sürdü ama ne yazık ki Komisyon bunları dikkate almadı. Bakın, bundan önce, yine Noterlik Kanunu'nda yapılan düzenlemede, tapu kayıtlarının gayrimenkul satışlarına ilişkin düzenlemede kusursuz sorumluluğunun aynı tapu memurları ne yapıyorsa noterlerde de aynı olsun diye burada sevgili Süleyman Bülbül de ben de defalarca konuşmalar yaptık; ne yazık ki Adalet Komisyonundaki arkadaşlarımız bunu dikkate almadılar, "Yanlış hesap Bağdat'tan döner." misali yanlış hesap Anayasa Mahkemesinden döndü. Buradan bir kere daha bunu anlatıyoruz: Buradan bir yanlışlık var; kurumun içerisinde olan, sanki adaletin gecikmesine neden olan kurum noterlikmiş gibi kalkıp burada Noterler Birliği Başkanını ve noter meslek mensuplarının gerekli tavsiyelerini dinlemeden bu şekilde bir düzenleme doğru değil.
Değerli arkadaşlarım, on ikinci yargı paketine ilişkin bir düzenleme yapıyoruz. Eğer böyle gidersek on üç olacak, on dört olacak, on beş olacak, on altı olacak, devam edecek. Bu düzenlemelere ilişkin sıkıntılar var; bakın, birkaç somut örnek vermek istiyorum. Bir hemşehrim var, Sevgi Saymaz; geçen burada da konuşma yaptım, 1992 yılından beri cezaevinde yatıyor arkadaşlar; bir daha söylüyorum, 1992 yılından beri cezaevinde yatıyor, Kocaeli 1 Nolu F Tipi Cezaevinde yatıyor. Ne yapıyorlar? Eften püften şeylerle infazına ilişkin şartlı salıverme hükümlerini ortadan kaldırıyorlar. Ya, bir suç işlemiştir, cezasını çekmiştir. Buradan soruyorum: Ya, Türkiye'nin cezaevlerinde otuz beş yıldır yatan kim vardır arkadaşlar ya? Kaç kişi vardır ya? Cezanın amacı ıslah etmek değil midir? Bize hukuk fakültelerinde böyle öğrettiler. Ne yapıyorlar oradaki görevliler, cezaevi görevlileri? Sırf orada ölsün, çürüsün diye Sevgi Saymaz'ı orada çürütmeye çalışıyorlar değerli arkadaşlarım. Bakanlık yetkililerine onlarca soru sordum Sayın Başkan, hiçbir tanesine cevap vermediler. Bunu buradan Türkiye kamuoyuna şikâyet ediyorum.
Danışmanım var, benim daha önce, iki yıl öncesine kadar, iki-üç yıl öncesine kadar yanımda danışmanımdı değerli arkadaşlar; yanımdan ayrıldı, kalktı gitti Şile Belediye Başkan Yardımcısıyken Şile Belediyesine geçen yıl operasyon yaptılar, biraz önce sevgili Taşkın Özer de konuştu. Değerli arkadaşlarım, aradan bir yıl geçti, bakın, bir yıl bir gün oldu; savcıyı merak ediyorum, ne iş yapıyor bu savcı ya? On üçüncü aya girdi, ortada iddianame yok Sayın Başkan. Komisyon Başkanımız, on üç aydır iddianame olmaz mı ya? Bu savcılar ne iş yapıyorlar ya? Ben savcıları ikiye ayırıyorum; bir cumhuriyetin savcıları var, bir de cumhuriyetin avcıları var değerli arkadaşlarım ya! Görevini yapmayan savcı olur mu ya? On üç aydır insan o evraka bakmaktan bıkar ya! Kendi odasına dosya koyun, ona bakmaktan der ki: "Şuna niye bakıyorum?" diye kalkar davayı açar değerli arkadaşlarım. "Türkiye'de yargı bağımsız." deyince gülüyorum değerli arkadaşlarım. 2018 yılını hatırlayın. Ya, bir diplomatik misyonda Cemal Kaşıkçı'yı asidin içinde erittiler değerli arkadaşlarım. Sizin Genel Başkanınız, Cumhurbaşkanı ne dedi? "Suçun işlendiği mahal mahkemesi yetkilidir." dedi. Ya, bırakın adamları salıvermeyi, dosyayı gönderdik katillere ya! Dosyayı katillere göndermedik mi arkadaşlar, hiç vicdanınız sızlamadı mı ya?
GÖKHAN GÜNAYDIN (İstanbul) - "Bu can bu bedende oldukça..."
UĞUR BAYRAKTUTAN (Devamla) - Suudi Arabistan'da bir operasyon timi geldi, Cemal Kaşıkçı'yı asit kazanı içerisinde eritti ya! Yazıklar olsun ya! Buna sesimiz çıkmadı bu ülkede ya! (CHP sıralarından alkışlar) Siz neyin yargısının bağımsız olmasını anlatıyorsunuz.
Bakın, bugün Selçuk Bey de konuştu, arkadaşlarımız konuşuyor. Ya, Trump'ı dinliyorum, vicdanım kurudu ya! Trump'a bir çeviri hatasıdır diyorum. Cumhurbaşkanının yanında konuşma yapıyor, Trump diyor ki: "Ben gerekeni yaptım. Kırmadı, Rahip Brunson'ı serbest bıraktılar." Neyi anlatıyorsunuz Sayın Başkan, hangi yargı bağımsızlığı ya! Neyin yargı bağımsızlığını anlatıyoruz! Anayasa 138 ne diyor? "Hiçbir kişi, organ veya makam yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere tavsiye, telkin, emirde bulunamaz." Nerede diyor? Anayasa'da diyor. Çerçeveletin, gidin, evlerinize asın değerli arkadaşlarım. Şunu anladık ki iddianameleri düzenleyenler savcılar, tahliyeyi yapanlar, Trump talepte bulunacak, Cumhurbaşkanı da bırakacak. Birinizden bir ses çıktı mı değerli arkadaşlarım? Biriniz de çıkıp "Ya, bu Trump ne diyor? Kimi serbest bırakıyor?" denildi mi arkadaşlar? Ne diyorsunuz: "Yargı bağımsızdır."
SÜLEYMAN BÜLBÜL (Aydın) - Para vermeden halletmiş, para vermeden.
UĞUR BAYRAKTUTAN (Devamla) - Efendim?
SÜLEYMAN BÜLBÜL (Aydın) - Eski başkanlar para vererek de hallediyorlardı.
UĞUR BAYRAKTUTAN (Devamla) - Sevgili Süleyman Bülbül doğru diyor.
Şimdi, arkadaşlar, böyle bir tabloyla karşı karşıyayız. Şimdi kalkıp burada neyi birbirimize anlatıyoruz, hangi on ikinci yargı paketi? Savcılar iddianame düzenlemiyorlar, savcılar görevinin gereğini yapmıyorlar. On üç ay, on dört ay... "Tutuklama tedbirdir." diyoruz, çağdaş ceza hukukunda bize böyle öğrettiler, cezalandırma amacını geçti öbür tarafa doğru, diyorlar ki: "Düşman ceza hukuku uygulanıyor." Arkadaşlar, ben "düşman ceza hukuku" terimini kullanmıyorum, bu yanlış bir terim. Arkadaşlarıma diyorum böyle bir terim kullanmayın.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Devam edin, buyurun tamamlayın.
UĞUR BAYRAKTUTAN (Devamla) - Teşekkür ederim Başkanım.
Düşman ceza hukuku kavramının içinde hukuk vardır. Düşman ceza hukuku kavramını kullanıyorken bir hukuk terminolojisi o kelimeye yakışmıyor arkadaşlar. Düşman ceza hukuku diye bir kelimeyi kullanmıyoruz. Burada kan gütme saikiyle adam öldürme suçu vardır ya, açık açık ifade edeyim. Eğer duruşmalar, davalar sallanıyorsa, iddianameler açılmıyorsa, savcılar bunun gereğini yapmıyorsa bu nedir? Suçtur. Adalet Bakanı Mahmut Esat Bozkurt cumhuriyet savcılarına demiş ki: "Meriç kıyılarında çalışan Türk köylüsünün sabanından tutunuz da bu vatanda yaşayanların uğrayacağı en ufak haksızlıktan hatta Bingöl dağlarının ıssız kuytularında nafaka bekleyen öksüzlerin gözyaşlarından siz sorumlusunuz." Kime demiş biliyor musun bunu? Cumhuriyetin savcılarına demiş, avcılarına dememiş değerli arkadaşlarım.
Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)