| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 110 |
| Tarih: | 14.07.2026 |
MHP GRUBU ADINA YÜCEL BULUT (Tokat) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 280 sayılı Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin birinci bölümü üzerinde MHP Grubu adına söz almış bulunuyorum. Gazi Meclisi saygıyla selamlıyorum.
Konuşmamın başında, Sayın Adalet Bakanımız Akın Gürlek ve tüm yargı mensuplarımıza, faili meçhul cinayetlerin ve toplum vicdanında bir hayal kırıklığı olarak hâlen yer almaya devam eden ve karanlıkta kalmış dosyaların yeniden ele alınması ve aydınlatılması konusunda göstermiş oldukları irade, cesaret ve kararlılık nedeniyle şükranlarımı sunuyorum.
Bu minvalde, son dönemde önemli görmüş olduğum bir gelişme yaşandı, Adalet Bakanlığı bünyesinde Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı -tam ismi sanıyorum böyle- adı altında bir Daire Başkanlığı kuruldu. Tabii ki bu son dönemde adalet teşkilatı içerisinde kanaatimce atılmış en önemli adımlardan bir tanesiydi. Kimilerine göre sembolik bir değeri olabilir ama bu, en azından bu konuda bir farkındalık yaratılması için gerçekten etkili bir adım oldu çünkü "faili meçhul" kavramı yaklaşık yarım asırdır Türkiye'de politik tartışmaların merkezinde yer alan, merkezini işgal eden önemli bir tartışma noktasının siyasi iktidar tarafından dikkate alınmak suretiyle bir idari birim adı altında örgütlenmesine sebebiyet verdi ve şimdi, inşallah, bu birim, bu Daire Başkanlığının sevk ve idaresinde, koordinasyonunda kararın karanlıkta kalmış faili meçhul bütün suçların aydınlatılması konusunda esaslı ve etkili soruşturmalar birbiri ardına gelecek. Adalet Bakanımızın beyanına göre Daire Başkanlığı bünyesinde şu ana kadar 638 tane dosya toparlanmış durumda. Tabii, bu Daire Başkanlığının ilk derecedeki hâkim ve savcıların yetkisini üzerine alması gibi bir durum söz konusu değil. Savcı ve hâkimlere yeni bir bakış açısı kazandırmak, onlara teknik destek sağlamak amacıyla, onlara yeni bir motivasyon sağlamak amacıyla merkezî bir yönetim anlayışıyla faaliyet gösteren bir birim. Şimdilik 638 tane dosya var, bunların her birinin aydınlatılması mümkün mü? Kanaatimce mümkün değil ama anlatılan, meşhur bir hikâye var, az evvel de bu konuşmaya çıkmadan evvel de AK PARTİ Vekilimiz Abdulkadir Özel Bey bana hatırlattı, onu da paylaşmak istiyorum: Yaşlı bir adam bir gün sahilde yürürken bir sabah binlerce deniz yıldızını sahile vurmuş şekilde görmüş. Birkaç adım ileride bir gence rastlamış ve o genç bıkmadan sahile vurmuş binlerce denizyıldızını tekrar denize atmakla meşgulmüş. Yaşlı adam kendisinin yanına yaklaşarak ne yaptığını sorunca bu genç, denizyıldızlarının birazdan güneş doğacağı için öleceğini, bu yüzden de onları tekrar denize atmak suretiyle ölümden kurtarmaya çalıştığını ifade edince yaşlı adam "Kilometrelerce sahil, milyonlarca denizyıldızı var. Senin bu yaptığın hangi birisini değiştirecek?" deyince oradan genç, eline bir denizyıldızı alıp tekrar denize fırlatmak suretiyle o yaşlı adama şu cevabı veriyor: "En azından bir tanesi için şu anda her şey değişti." Gerçekten bu Daire Başkanlığının faaliyetleri çerçevesinde, Adalet Bakanımızın ortaya koymuş olduğu bu güçlü iradeyle en azından bir tane dahi ailenin yüzünü güldürmek demek bir denizyıldızını tekrar hayatla buluşturmak demek. İşte, bu çerçevede, o denize atılan denizyıldızlarından bir tanesinin örneğini biz Tunceli'de yaşadık ve Gülistan Doku kızımızın cinayetine ilişkin soruşturmada önemli bir merhaleye doğru ilerleniyor ve Allah nasip ederse de önemli ölçüde de bu cinayet aydınlatılmış olacak.
Yine, Adalet Bakanımızın ortaya koymuş olduğu bu iradenin bir devamı şeklinde, geçtiğimiz günlerde yine kamuoyunda travmatik bir şekilde, dramatik bir şekilde hayatını kaybeden ve hepimizin vicdanında da önemli bir yer teşkil eden merhum Muhsin Yazıcıoğlu ve aynı kazada hayatını kaybetmiş arkadaşlarına ilişkin dosyanın tekrar açıldığını gördük ve 29 kişi gözaltına alındı. Şimdi, bu 29 kişinin peşinen suçlu olduğuna ilişkin bir hüküm cümlesi kurmak hem ahlaki değil hem mümkün değil ama en azından ortada güçlü bir iradenin tekrar tesis ve tecelli ettiğini görüyoruz. İlk etapta bu dosya Kahramanmaraş vilayetinden Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının yetkisi dahiline alındı yani bunu bir hayırlı gelişme olarak görüyoruz. En azından mevcut dosyaya ilişkin yeni bir bakış açısı temin ve tesis edilmek suretiyle inşallah soruşturmanın bundan sonraki aşamalarında siyasi iktidarın, siyasi iradenin de güçlü desteğiyle önemli bir şekilde yol alınacağı kanaatindeyiz.
Şimdi, Muhsin Yazıcıoğlu suikastı elbette ki tam on sekiz yıldır toplum vicdanında kanayan bir yara olarak duruyor. Yani bir kaza mıydı? Bir sabotaj mıydı? Ortada ihmaller mi vardı yoksa bir kasıt mı vardı? Sürekli vicdanları ve zihinleri kemiren bu sorunun cevabını maalesef etkili bir soruşturmayla bulamadığımız için travmatik bir şekilde toplum gündeminde on sekiz yıldır yerini almaya devam ediyor. Şimdi, benzer bir tartışmayı Eşref Bitlis'in hayatını kaybetmiş olduğu uçak kazası için de yaşadık ve maalesef zaman aşımı süresi içerisinde etkin bir soruşturma yapılamadığı için, bugün artık yeniden gündeme getirmemiz mümkün olmadığı için ancak ve ancak yüzlerce makale, yüzlerce belgesel ve yüzlerce kitabın konusu olarak bunları tartışmaya devam edeceğiz. Dolayısıyla, bu travmalara artık bir son verebilmek için hâkim ve savcılarımızın kahramanca ortaya koymuş oldukları bu tavırları da el birliğiyle ve hep birlikte desteklemek mecburiyetimiz var. Muhsin Yazıcıoğlu kazası üzerinden, onun hayatını kaybetmesi üzerinden bu faslı açtık ama şunu ifade etmek istiyorum ki: Türkiye Cumhuriyeti'nin, özellikle birinci yüzyılının, özellikle son yetmiş yılının çok önemli gündem maddelerinden bir tanesi faili meçhullerdir. Neden faili meçhullerdir? Çünkü Türkiye'de çok partili demokratik hayata geçtiğimiz günden bugüne kadar, özellikle 1960'ların ortasından bugüne kadar Türk siyasetinin bütün kırılma noktaları maalesef bugün hâlâ aydınlatılamamış olan bu faili meçhul cinayetler, faili meçhul suikastlar ve toplumu provokasyonlarla iç çatışmaya sürüklemeye dönük alçak girişimlerin üzerine inşa edilmiştir. Bütün kırılma noktalarımızı bunlarla beraber yaşadık. Bu faili meçhul cinayetlerle, hâlen aydınlatılamamış suçlarla Türkiye Cumhuriyeti birkaç defa darbeye zorlandı ve darbeyle yüzleşmek mecburiyetinde kaldı, darbe sonrası işlenen suçların failleri de hiçbir zaman yargılanamadı.
Şimdi, cumhuriyetin ikinci yüzyılına kapı araladığımız şu günlerde, artık, Türkiye'de iç kaleyi tahkim etmek konusunda herkesin elini taşın altına koymuş olduğu şu günlerde kardeşlik duygularını yeniden tesis edebilmenin en etkili yolunun Kürt'üyle, Türk'üyle, Laz'ıyla, Çerkez'iyle; köküne, kökenine bakmadan, suçun mağdurunun mezhebine, meşrebine bakmaksızın, mutlak surette devletin hukukuna, anayasal düzene emanet olduğunu bilmek suretiyle her faili meçhulü aydınlatacak bir hukuk düzenini inşa etme konusunda hep beraber gayret göstermekten geçtiğini bilmek zorundayız. Dolayısıyla, cumhuriyetin birinci yüzyılından almış olduğumuz dersler ile cumhuriyetin ikinci yüzyılının ufkunu birlikte inşa etmek ve özellikle adalet teşkilatını yeni baştan, etkili soruşturmalara hayat verebilecek ölçüde tüm ihtiyaçlarını giderebileceğimiz yargı reformlarına ve paketlerine ihtiyacımız var.
İşte, bugün huzurda görüşülmekte olan yargı paketi de kamuoyunda "on ikinci yargı paketi" olarak bilinen, belki bütün ihtiyaçlara karşılık vermeyen, belki bütün ihtiyaçları karşılamayan ama bu konuda önemli bir merhale olan bir paket.
Bu yönüyle, Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına elbette ki bu kanun teklifini destekliyoruz. Bundan sonrasında da özellikle sahadan gelen yani yargı teşkilatının içerisinden gelen, hâkim ve savcılarımızın beklentilerine uygun, onların ihtiyaçlarına uygun, uygulamayı bilen ve yargıda sürati temin edecek, yargıda iradeyi temin edecek, yargıda sonucu temin edecek düzenlemeleri de birbiri ardına bu Meclisin bir an evvel hayata geçirmesi en asli görevlerinden bir tanesi çünkü artık hepimizin de bildiği üzere, gerçekten, bir devlet teşkilatının temeli adalet teşkilatı üzerine inşa ediliyor ve o adalet teşkilatının tüm yurttaşlarına hakça, eşit bir şekilde davranabilmesi, cumhuriyetin gerçekten kimsesizlerin kimsesi olduğunu ortaya koyabilmesi için yeterli kadroyla, etkin bir mevzuatla, gerekli siyasi destekle, gerekli siyasi iradeyle birlikte sahada hakça, adil bir mücadelenin yılmaz savunucusu olarak bu kadrolara, bu düzenlemelere ihtiyacı var. Dolayısıyla burada iktidarıyla ve muhalefetiyle Allah nasip ederse cumhuriyetin ikinci yüzyılını hep beraber ortak akılla inşa etmek konusunda inşallah bu Meclisin üzerinde çok tarihî bir sorumluluk var. Bu yargı paketinin ben şimdiden milletimize, adalet teşkilatımıza hayırlar getirmesini diliyorum. En kısa zamanda ihtiyaca uygun yeni yargı paketlerinin de burada el birliğiyle görüşeceğimiz günlere de kavuşmayı Cenab-ı Allah nasip etsin.
Bir kere daha Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Çok teşekkür ediyorum. (MHP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar)