| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 110 |
| Tarih: | 14.07.2026 |
CHP GRUBU ADINA SİBEL SUİÇMEZ (Trabzon) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; konuşmama üç yüz doksan gündür Çorlu Karatepe Yüksek Güvenlikli Cezaevinde tutuklu bulunan meslektaşım avukat Mehmet Pehlivan'ın mahkemedeki sözleriyle başlıyorum. "'Kuyu tipi hapishane' deniyor ya, hiç duydunuz mu kuyu tipi hapishaneyi Sayın Başkan? 5 metrekare avluyu 13 metre çevreleyen duvarlar var yani güneş en dik zamanda temmuz ayında bile avluda zemine düşmüyor, sadece duvara yaslanıyor. Etrafındaki o uzun duvarlar nedeniyle kendinizi hep kuyunun dibinde hissediyorsunuz. Akşam olduğunda da o kuyunun kapağını kapatılmış gibi hissediyorsunuz yani güneşten yararlanma imkânınız güneşin en çok ve en dik açıyla geldiği yerde bile yalnızca duvardan nasiplenerek günde sadece bir saat Sayın Başkan. O etki size kuyu hissiyatı verdiği için oraya da kuyu tipi hapishane deniyor. Ben orada kalıyorum. Ben böyle bir yerden geliyorum."
Albert Camus'un "Bir ülkeyi tanımak istiyorsanız o ülkede insanların nasıl öldüğüne bakın." sözüne "cezaevlerine de bakın"ı eklemek lazım.
Cezaevleri bir ülkenin insan hakları karnesinin ve hukuk devleti kimliğinin en önemli aynasıdır. Haziran 2026 verilerine göre ülkemizde 304.390 kapısı kapasiteli 405 hapishanede 421.583 mahpus bulunmaktadır. Buna göre hapishanelerde doluluk oranı yüzde 138 buçuktur yani hapishanelerde kapasite üstü 117.193 mahpus bulunmaktadır. Bu ne demek biliyor musunuz? Yerlerde yatmak, nöbetleşe uyumak, yetersiz temizlik, yetersiz yemek, yetersiz banyo yapmak, yetersiz su, yetersiz hava, yetersiz sağlığa erişim. Fazla söz söylemeye gerek yok. Bu tablo bile hapishanelerdeki insan onuruna yakışmayacak infaz sistemini ortaya koymaktadır. Buna sayıları 43'ü bulan S, Y tipi ve yüksek güvenlikli cezaevlerindeki onur kırıcı ve aşağılayıcı muameleler eklendiğinde karanlık tablonun ağırlığı daha da artmaktadır. Hukuk devletinde ceza infazının amacı, insan onurunu yok etmek değil adaleti tesis etmektir. Ancak "kuyu tipi" olarak adlandırılan bu mekânlar mimari tasarımlarından uygulanan infaz rejimine kadar mahpusları âdeta diri diri mezara koyan, sosyal ve duygusal bir tecrit üzerine inşa edilmiştir. Mahpuslar günün neredeyse tamamını hiçbir insani temas kurmadan, ortak alanları kullanmadan sürekli elektronik gözetim altında geçirmektedir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayın.
SİBEL SUİÇMEZ (Devamla) - Bu durum, artık bir güvenlik tedbiri olmaktan çıkmış, doğrudan ruhsal ve fiziksel bir cezalandırmaya, yapısal bir hak ihlaline dönüşmüştür. Bu nedenle, kuyu tipi cezaevlerinin kapatılması için başlatılan açlık grevleri de devam etmektedir. Türkiye Barolar Birliği İnsan Hakları Merkezi tarafından hazırlanan çalışma raporunda, kuyu tipi cezaevlerinin insan onuruyla bağdaşmadığı ve kapatılması gerektiği belirtilmiş ve bu cezaevlerinin fiziksel koşullarının ve uygulanan izolasyon politikalarının mahpusların temel haklarını ihlal ettiği saptanmıştır. Devletin görevi, idaresi ve gözetimi altındaki her bireyin yaşam hakkını, fiziksel ve ruhsal bütünlüğünü korumaktır. İnsan onurunu ve yaşam hakkını savunmak milletvekillerinin temel görevidir.
Bu düşüncelerle Cumhuriyet Halk Partisi olarak hukukun üstünlüğünü ve insan onurunu korumak adına bu araştırma komisyonuna destek veriyoruz. (CHP, DEM PARTİ ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)