GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:110
Tarih:14.07.2026

SELÇUK ÖZDAĞ (Muğla) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Bu darbe ve bu darbeyi önleyenler kimler? Bu darbeyi önleyenler önce Türk Silahlı Kuvvetlerindeki hakikaten demokrasiye ve cumhuriyete bağlı subaylar. İkinci olarak Emniyet teşkilatında bulunan kişiler, yine aynı şekilde demokrasiye ve cumhuriyete bağlı olan kişiler, üçüncü olarak da yargı mensupları ve de aynı zamanda gazeteciler ve siyasetçiler arkadaşlar. Milletimiz sokağa davet edildikten sonra da milletimiz gereğini yapmıştır. Şimdi, bize düşen görev şudur: Bu tür darbelerden ders almaktır, daha çok demokrasiyi, daha çok insan haklarını nasıl oluşturacağımız konusunda kafa yormaktadır ama gördüğüm şu ki aynı şekilde yine oy almak ve iktidarda kalmak adına bazı kişilere zaman içerisinde ahlak mayalamaktan fazla devleti ele geçirmek ve devletin imkânlarını kullanarak söz sahibi olmak adına çalışan bazı vakıf ve derneklere yine aynı şekilde bunlara destek verildiğini gözlemliyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, devam edin.

SELÇUK ÖZDAĞ (Muğla) - Devlet bir kişinin değildir arkadaşla, devlet bir partinin değildir, devlet bir mezhebin değildir, devlet bir etnisitenin değildir, devlet bir aşiretin değildir; devlet 86 milyonundur, orası milletin devleti olmak istiyorsa, orası demokratik devlet olmak istiyorsa 86 milyon olması gerekmektedir. Geçmişte Yugoslavya parçaladıktan sonra orada Boşnaklar büyük bir direniş sergilediler. Bosna Hersek devleti kuruldu, kurulmadan önce de Srebrenitsa'da çok ciddi bir katliam yapıldı hem de Birleşmiş Milletlerin kuvvet komutanların önünde yapıldı burada ve 8 binin üzerinde Boşnak öldürüldü. Ben kendilerine rahmet diliyorum, Aliya İzzetbegoviç'i de bir kez daha minnetle, şükranla, o bilge kralı da anıyorum arkadaşlar.

Ali Hamaney'in cenazesine katıldık. Buradan milletvekilleriyle beraber gittik, aynı zamanda da Hükûmet adına Sayın Cevdet Yılmaz ve bazı Adalet ve Kalkınma Partisi milletvekilleri gittiler.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, devam edin.

SELÇUK ÖZDAĞ (Muğla) - Keşke devletimizin uçağıyla hep beraber gitmiş olsaydık ama bunu yapmadınız. Her zaman olduğu gibi "Biz ayrıyız ve biz başkayız." diyerek takdim etmek istiyorsunuz. Türkiye Büyük Millet Meclisi bir bütündür, beraberce gitmemiz gerekirken parça parça gittik, doğru olmadı.

Ali Hamaney bir din adamıydı. Dünya tarihinde ilk defa bir din adamı kendi evinde acımasızca ve hunharca katledildi. Tarih okumuş birisi olarak söylüyorum: Dünyanın hiçbir yerinde yapılmamış bir eylemdi bu. Utanmadan hâlâ daha Trump denen bir adam Türkiye'ye geliyor ve Türkiye'de çok ciddi şekilde, büyük iltifatlarla karşılanıyor, ben utandım şahsen. Hâlâ da diyor ki: "Nükleer silah için yaptık biz bunu, şimdi nükleer silah yapmayacaklar." Yok ki onların nükleer silahı, senin nükleer silahın var, İsrail'in var. İkinci olarak "Bunları petrol için yaptık." diyorsunuz. Üçüncü olarak da diyorsunuz ki: "Biz burada rejim değiştirmek istiyoruz." Hadi oradan be! Şimdi de kalkmışsınız "Hürmüz Boğazı'ndan zengin ülkelerin gemilerinden para alacağız." diyorsunuz. Bakın, İran'a bunu yaptıklarında Türkiye'ye ne yapmazlar bu insanlar?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayın.

SELÇUK ÖZDAĞ (Muğla) - Tamamlayacağım efendim.

Şimdi, Türkiye'ye gelirken müjdelerle geliyordu değil mi? Müjdelerle gelirken de iktidarı destekleyen gazeteler âlâyıvalayla "Trump geliyor." Ya, bu Trump sabıkalı bir adam kardeşim; Venezuela'da sabıkalı, Grönland'da sabıkalı, Avrupa Birliğinde sabıkalı, Irak'ta sabıkalı, Suriye'de sabıkalı, Mısır'da sabıkalı, Libya'da sabıkalı, Vietnam'da sabıkalı, Japonya'da sabıkalı bir adamı, siz, adamın devletinin geliyorsunuz burada âlâyıvalayla... Müjdeymiş (!) Ben müjdeyi söyleyeyim size, Trump gelince şöyle söyledi: "Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti devletini tanıyorum. Tanıyorum, bundan sonra herkes tanıyacak. İki, bu adalarda bu Yunan ile Türkler anlaşma yapmışlardı Lozan'da. Yunan bu 18 tane adayı sen niye aldın? Lozan Anlaşması'nı niye iptal ediyorsun? Derhâl bundan vazgeç." Ardından döndü, dedi ki: "Bu İsrail durduk yerde Gazze'ye niye girdi, ne zaman girdi? Gazze'den çıkması gerekir. Lübnan'da ne işi var? Suriye'de, Golan Tepelerinde ne işi var?" Bunları söyledi ve ardından da bu müjdeyi verdi, bu müjdeyi verdikten sonra da...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Devam edin, toparlayın.

SELÇUK ÖZDAĞ (Muğla) - Teşekkür ederim.

Ve ardından, Gazze'de, Irak'ta, Lübnan'da çıktılar buralardan bu insanlar. İşte müjde böyle olur, bu müjdeleri verdiler. Sonra "CAATSA'yı kaldırdım. Bu ambargoyu kaldırdık, size F-35leri veriyoruz." dedi. F-35leri verecekler. "F-16'larla ilgili haraçları da geri vereceğiz sizlere." dedi. Doğru mu Necmettin Vekilim?

NECMETTİN ÇALIŞKAN (Hatay) - Bunların hiçbiri olmadı.

SELÇUK ÖZDAĞ (Muğla) - Gene mi kandırıldım ben! Gene mi yanıldım ben! Gene yanıldık, gene kandırıldık demek ki. Bunların hiçbiri olmadı arkadaşlar. Bugün, eğer biz S-400'leri almasaydık... S-400'ler doğru değildi. Kalkıp şimdi NATO'ya güzellemeler yapıyorsunuz, bu NATO'nun da sabıkaları var arkadaşlar, S-400'leri aldıktan sonra F-35'leri sizden aldılar ve aldıkları paraları da haraç olarak kendilerine aldılar, sizlere vermediler, F-16'ların parasını da vermediler, CAATSA yaptırımlarını yaptılar sizlere. Şimdi de geriye dönüyorsunuz değil mi? Ya, kusura bakmayın -amiyane tabirle- bir fıkra var ama anlatmayacağım, anlatırsam ayıp olur diye düşünüyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayın, lütfen.

SELÇUK ÖZDAĞ (Muğla) - Tamamlayayım efendim, teşekkür ederim.

Değerli arkadaşlar, Trump Brunson için ne söyledi? Ya, bir düşünün ne olur ya. Ne olur, Ecevit'e bunu söyleyebilir miydi? Bunu Demirel'e söyleyebilir miydi? Bunu Türkeş'e, Erbakan'a -Başbakan Yardımcısı iken bu insanlar- söyleyebilir miydi? Söyleyemezdi arkadaşlar ve ardından, Erdoğan Trump'a çalışma arkadaşlarını tanıtırken fonda ne çalıyordu, biliyor musunuz? Ahmet Kaya'nın şu şarkısı çalıyordu: "Kum Gibi" çalıyordu yani "Şehirlere bombalar yağardı her gece/ Biz durmadan sevişirdik." diyor. O sırada, dost ve kardeş İran'a bombalar yağıyordu, biliyor musunuz sizler? O nedenle, değerli arkadaşlar, yeniden değerlendirmeye sizi davet ediyorum; dış politikanızı yeniden gözden geçireceksiniz ve aynı zamanda da hukukunuzu gözden geçireceksiniz ve de artık parti devleti değil de milletin devletini inşa edeceksiniz. Partiler gelir ve geçer, iktidarlar gelir ve geçer ama aziz Türkiye Cumhuriyeti devletini düşünüyorsanız Türkiye Büyük Millet Meclisini bir bütün kabul edeceksiniz ve de devletimizi ve milletimizi de bir bütün kabul edeceksiniz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SELÇUK ÖZDAĞ (Muğla) - Ben inanıyorum ki o tür demokratik hamleler de yapılacaktır.

BAŞKAN - Tamamlayın Sayın Özdağ.

SELÇUK ÖZDAĞ (Muğla) - Tamamlıyorum efendim, çok teşekkür ederim.

Değerli arkadaşlar, Avrupa Parlamentosunun kabul etmiş olduğu Kıbrıs tasarısı da doğru değildir. Avrupa Parlamentosu üç hafta önce yine aynı şekilde bir rapor yayınlamıştı, biliyorsunuz. Orada eleştirilerimizi yaptık, aynı zamanda da doğru söyledikleri kısımları şey yaptık ama tam kırk iki yıl önce olmuş olan bir olayda kalkıp orada Türk askerleriyle ilgili iftiralarda bulunmasını kınıyoruz ve takbih ediyoruz. Oraya 1959 yılında Londra Anlaşması'yla Menderes ve Fatin Rüştü Zorlu'yla girdik, garantörlük anlaşmasını kullandık. Siz soykırım yapıyordunuz, siz zulmediyordunuz, siz küvetteki çocukları ve kadınları öldürüyordunuz yani Rumlar için söylüyorum, o günkü Enosisler için söylüyorum, o günkü Sampsonlar için söylüyorum değerli arkadaşlar.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, inşallah, bir gün gerçek bir iktidarın, gerçek bir demokrasinin inşa edildiği Türkiye'de de bütün dünyanın tanımış olduğu bir devlet olacaktır diyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Teşekkür ederim.