GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:110
Tarih:14.07.2026

SELÇUK ÖZDAĞ (Muğla) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 15 Temmuz 2016 yılından bugüne on yıl geçti. 15 Temmuz hain bir darbe girişimiydi. Peki, darbeler bize ne zarar verdi? 1960 darbesi, 71 darbesi, 1980 darbesi, 1997 postmodern darbe, 27 Nisan e-muhtırası ve 15 Temmuz 2016 yılında yapılan FETÖ darbesi; bir, demokrasimize zarar verdi, demokrasiyi içselleştirmemizi geciktirdi. İki, ekonomimize zarar verdi. Ekonominin en iyi olduğu zamanlarda bu darbeler yapıldı. Bakabilir arkadaşlar, rakam olarak enflasyona bakabilirler; faizlere veyahut da büyüme rakamlarına bakabilirsiniz. Üçüncü olarak da milletleşmemize engel oldu yani kültürel dokumuzun geri kalmasına neden oldu.

15 Temmuz hain darbe girişimine baktığımız zaman, eğer siz bir devlet içerisinde birilerini güçlendirirseniz, şu dernek, bu vakıf veya şu cemaat, bu cemaat diyerek bunları güçlendirirseniz, onlar bir süre sonra Hacı Bektaş'ın ahlak mayaladığı iklimden uzaklaşırlar, Hacı Bayram'ın ahlak mayaladığı veya Şahı Nakşibendilerin veyahut da başkalarının ahlak mayaladığı, Mevlânâların ahlak mayaladığı iklimden vazgeçerler, önce gelirler devlete ortak olmak isterler, daha sonra da devleti ele geçirmek isterler. Bakın, bu cemaat -bunu tırnak içinde söylüyorum- önce yürüyen arabaya bindi, duran arabaya binmediler. Son zamanlarda ise herkesle teşrikimesaide bulundular. Herkesle diyorum bakın. Gayriahlaki dergileri dahi satın aldılar ve buralarda yine aynı şekilde kendi adamlarına yazılar yazdırdılar ve 15 Temmuza doğru giderken de önce 17-25 Aralığı yaptılar, ardından da -orada iki boyutlu bir yol vardı- bununla ilgili mücadele başlamış oldu. Daha sonra da bunlar bir darbe girişiminde bulundular. Bu darbe girişimiyle beraber devleti ele geçirme çalışması yaptılar. MİT'i, Emniyeti, askeriyeyi, yargıyı veya çeşitli kurumları ele geçirmek istediler. Sadece MİT'i, ondan daha büyük bir teknolojiyle MİT'in kenarında tutmuş oldukları bir bina üzerinden denetlediler. Peki, bunları yaparken bizim MİT'imiz neredeydi, bizim istihbaratımız neredeydi; bizim ordumuz, Jandarma İstihbaratımız neredeydi, Emniyetimiz neredeydi? O nedenle, gelin, aynı hastalıklara yakalanmayalım. 15 Temmuzda hain darbe girişiminden sonra Türkiye'nin daha çok demokrasiyle tanışması lazımdı, Türkiye'nin daha fazla insan haklarıyla tanışması lazımdı; Türkiye'nin daha çok şeffaf, daha çok denetlenebilir bir ülke olması lazımdı ama bu darbe girişimi bahane edilerek buradan eğer bir otoriterleşmeye doğru evriliyorsa -ki evriliyor- bu doğru değildir arkadaşlar. Bakın, 15 Temmuzun gecesinde en önce haberi olan insanlardan biriydim. Önce Başbakanı aradım, milletvekillerini aradım -isim isim sayabilirim buradan- bakanları aradım, bazı bakanlar hiç telefonlarıma çıkmadı. Bazıları, sizin Adalet ve Kalkınma Partisinde çok önemli görevlerde bulunanlar "Ne yani Selçuk Bey darbe oluyor, bizi Ankara'ya ölmeye mi çağırıyorsun?" diyerek de gelmediler ama bazı arkadaşlar Çankaya Köşkü'ne geldiler. Ben silahımı aldım ve gittim ve o gece burada yeğenim de şehit edildi benim.

Değerli arkadaşlar, o gün herkesle görüştük. Bakın, bunu kalkıp da efendim... Sadece Konuşmacılara bakıyorum: "Efendim, Sayın Cumhurbaşkanımıza teşekkür ederiz direndi, Sayın Başbakanımıza teşekkür ederiz." Efendim, Kemal Kılıçdaroğlu da direndi, Sayın Devlet Bahçeli de direndi. Sayın Özgür Özel Manisalıydı, Sayın Erkan Akçay Manisalıydı, aklıma gelmedi benim onlar, aklıma gelmedi ama Engin Altay geldi aklıma benim. Benim aklıma Ümit Özdağ geldi, önce o beni aramıştı. Ardından ben oradan Kemal Kılıçdaroğlu'na ulaştım, döndüler, Engin Altay dediler ki bana: "Darbeye karşıyız, seçilmiş hükûmetin yanındayız." Ben bunu darbe komisyonunda da söyledim değerli arkadaşlar ve "Cumhurbaşkanının yanındayız." dediler. Kalkıp bunun üzerinden siyaset yapmayı da doğru bulmuyorum. Daha darbe komisyonunun Başkan Vekili olduğum gün de bunu konuştum, Adalet ve Kalkınma Partisinin bir komisyon üyesi olarak ve Komisyon Başkan Vekili olarak bunları konuştum değerli arkadaşlarım. Sayın Devlet Bahçeli'ye de Özel Kalem Müdürü üzerinden ulaştığımda onlar da aynı şekilde döndüler ve Ümit Özdağ daha sonra bana dediler ki: "Evet, Sayın Devlet Bahçeli de aynısını söylüyor."

İDRİS ŞAHİN (Ankara) - Sayın Başkanım, ekranlar karardı!

Ekranlar karardı, sizi şey yapmıyorum.

BAŞKAN - Bir saniye Sayın Özdağ.

Ekranda görüntü gitti, tekniği arıyorlar arkadaşlar, sonra devam edelim peki.

SELÇUK ÖZDAĞ (Muğla) - Olur Başkanım.