| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 109 |
| Tarih: | 02.07.2026 |
İYİ PARTİ GRUBU ADINA MEHMET SATUK BUĞRA KAVUNCU (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Bugün acısını hâlâ hissettiğimiz, hâlâ tam olarak yüzleşemediğimiz bir acı üzerine verilen önergeye dair söz aldım. Öncelikle Madımak katliamının bu topraklarda gerçekleşmiş en ağır, en acı, en insanlık dışı olaylardan biri olduğunun altını çiziyorum. Hayatını kaybeden canlarımıza Allah'tan rahmet, ailelerine, sevenlerine de sabırlar diliyorum.
Evet, konuşmalıyız, hatırlamalıyız, hatırlatmalıyız; neden böyle bir vahşete bu toprakların tanıklık ettiğini, zafiyetleri, ihmalleri, provokasyonları, karanlıkta kalmaması için her şeyi ama her şeyi konuşmalıyız, konuşmalıyız ki bir daha bu acılar tekrar etmesin. Hacı Bektaş Veli'nin, Yunus Emre'nin, Mevlâna'nın hoşgörü diliyle yükselen bu topraklarda nefret dilinin, öfkenin, kinin nelere yol açabileceğine maalesef çok acı bir şekilde tecrübe ettik bu tarihlerde. Bu acı olay, bir nefret ve öfke dilinin sonucudur, şiddetin kutsallaştırılmasının bir sonucudur, kinin, hıncın, öfkenin siyasete ve topluma, kitlelere hâkim olduğunda o kitle psikolojisiyle neler olabileceğinin bir göstergesidir, etnik ve mezhepsel ayrımlar derinleştirildiğinde güzel ülkemizi nasıl provokasyonlara açık hâle geldiğinin bir yansımasıdır. Belli olaylarda "Biz biriz, bütünüz." mesajı vermek çok kolay, "Hepimiz aynı gemideyiz." demek de çok kolay, "90 milyon kardeşiz." demek; bunlar dile kolay ama zor olan nedir, biliyor musunuz arkadaşlar? Bunu gerçekten hissetmek ve üslubu ona göre belirlemektir. Dün benzer bir konuda burada bir milletvekilimiz, Selcan Taşcı Vekilimiz, Tekirdağ Milletvekilimiz bir konuşma yaptı ve konuşmasında şiddeti, şiddetin bütün unsurlarını lanetledi ve şiddet uygulayanların kahramanlaştırılmasının doğru olmadığını, bunun ileride başka acıların kapısını aralayacağını da söyledi. Bu bir tepki gördü. Şimdi bu ikircikli bir tavır. Bunun neresine, neyine tepki gösteriyorsunuz, anlaşılır gibi değil. Olmadık hakaretlerle karşılaştı yapmış olduğu bu konuşma. Bir acı, bir katliam, gerçekten katliam ve acıyken başka acılar ve katliamlar birilerinin belirlemesine göre mi acı ve katliam olacak? Yani bunu kim belirleyecek, neye göre ve kime göre, nasıl olacak? Şimdi, bu anlaşılabilir değildir. Şiddet ve nefret nereden gelirse gelsin kınanmamalı mıdır arkadaşlar?
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Devam edin.
MEHMET SATUK BUĞRA KAVUNCU (Devamla) - Bize göre Madımak'ta, Başbağlar'da, Çetinkaya'da, Reina'da yapılan katliamlar da bunların hepsi katliamdır; bunların dini, etnisitesi, mezhebi yoktur. Şiddeti kutsallaştırırken, katilleri kutsallaştıran, o katillerden, şiddetin faillerinden daha da suçludur bu yaklaşım, bu dil. Elinde silahla ya da bir benzinle ve kibritle terör estirenler kadar terörü, şiddeti ve nefreti meşrulaştıracak sözleriyle terör estirenler de aslında birer faildir. Şiddetin durmasını istiyorsak en başta siyasette nefret ve öfke dili konusunda herkesin şapkasını önüne alıp düşünmesi gerekmektedir diyorum.
Bu güzel ülkede bir daha bu acılar yaşanmasın, birlik, beraberliğimiz bozulmasın ve bu tür acıları bir daha görmeyelim diye verilen bu önergeyi desteklediğimizi de belirtmek istiyorum.
Hepinize saygılar sunuyorum. (İYİ Parti ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)