GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:106
Tarih:24.06.2026

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Teşekkür ediyorum Başkanım.

Sayın Başkan, değerli vekiller; 276 sıra sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin 17'nci maddesi üzerinde söz almış bulunuyorum.

26 maddelik torba kanun teklifi çok önemli düzenlemeler getirmekte ama maalesef, 3 Haziranda Komisyonda tam yedi saat kadar süren bir görüşme sonucunda alelacele kabul edilmiştir. Yani, alt komisyona gitmesi gereken birçok madde varken maalesef, alt komisyonlarda tartışılmadan direkt Genel Kurula geldi.

Üzerinde konuşacağım 17'nci madde ise vergi hukuku açısından büyük bir kırılma yaratmakta, adalet ve hakkaniyet ilkesini de çiğnemektedir. Ödeme gücüne uygun ve adil vergilendirme sistemi esas alınması gerekirken yani az kazanandan az, çok kazanandan çok vergi alınması gerekirken bu düzenlemeyle vergi sisteminde ayrıcalıklı, iltimas geçilen bir kesim oluşturulmaktadır. Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 17'nci maddesinin (4) numaralı fıkrasının (a) bendinde değişiklik yapılarak gerçek usulde gelir vergisi mükelleflerinin sahip olduğu taksi, dolmuş, minibüs ve umum servis araçlarına ait ticari plakaların devri konusunda KDV'den istisna getirilmektedir. Gelir vergisi ve katma değer vergisinde uzun süreli ucu açık istisna getirmek hem Anayasa’nın kanunda eşitlik hem de adil vergi anlayışı açısından uyuşmamaktadır. Bir nevi fakirin daha fakir, zenginin daha zengin olduğu sistemi kurumsallaştıran bir düzenlemedir bu.

Hazine, ayrıca, bu düzenlemeyle uzun vadeli olarak önemli bir miktardaki alacağından, vergi gelirinden de vazgeçmektedir. Emeklilere ikramiye için, zam için kaynak bulamazken ayrıcalıklı kesimlere ise böyle kıyak kanunlar getiriyoruz. Oysa Anayasa’nın "Vergi ödevi" başlıklı 73'üncü maddesinde vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımı esastır. Plaka devrini teşvik etmeye çalışırken masum gibi gösterilmek istenen bu düzenleme, esasında kent içi taşımacılık sektörünü de ülkedeki tek adam rejimi gibi tek tipleştirmeyi ve dönüştürmeyi kapsamaktadır. Küçük esnaf büyük finans filo sermayesine karşı korunaksız hâle getirilmekte ve galeri sahiplerine, plaka sahiplerine burada ayrıcalık getirilmektedir. Öte yandan, seçim meydanında verilen sözler seçimi kazanan iktidar tarafından rafa kaldırılmıştır. Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan, taksici esnafı başta olmak üzere aynı cinsten ticari taşıtları yenilenen esnafın ÖTV'sinin alınmayacağını 2023 seçimi öncesinde Gemlik'te ifade etmişti ama o zamanki laflar sözde kaldı. Yine aynı şekilde, seçim meydanlarında "Esnafın, çiftçinin BAĞ-KUR'unu 7200 güne düşüreceğiz." diyenlerin sözleri aynı şekilde havada kaldı. Evet, çalışanların maaşı eline geçmeden vergiye tabi tutulmakta, asgari ücretli enflasyon karşısında her geçen gün gerileyen geliriyle yaşam kavgası vermekte, emekliyse âdeta açlığa mahkûm edilmektedir. Emekli, memur, işçi için bulunamayan kaynaklar... Beşli çeteler, zengin baronlar için tek gecede kıyak kanunlar çıkartıyoruz.

Sayın Başkan, değerli vekiller; bu düzenlemeyle çok sayıda ticari plaka tutan plaka baronlarına ve spekülatörlere uzun süreli KDV muafiyeti getireceğiz ve bunları ayrıcalıklı hâle getireceğiz. Ya, bu baronlara artık siz kıyak geçmekten vazgeçmeyecek misiniz? Yeter artık, zenginlerin değil fakirlerin, esnafın, memurun, işçinin yanında, çiftçinin yanında olun diyoruz ama duyan yok. Yine, bu düzenlemeyle çok sayıda ticari plaka tutan bu baronlar ayrıcalık alacaklar ve devlete vermesi gereken KDV'den muaf olacaklar, paralarına para katacaklar, birileri de burada kıyak bir şekilde işini sürdürecek. Servet transferi niteliğindeki bu düzenle ne kamu vicdanıyla bağdaşmakta ne vergi adaletiyle uyuşmaktadır. Emeklileri açlığa mahkûm ettik. Emeklilerin ne ikramiyelerini arttıran ne maaşlarını düzelten iktidar, ne hikmetse bir grup barona jet hızıyla kaynak bulabilmekte. AK PARTİ adaletli devlet düzen anlayışını terk etmeye devam etmekte; eşitsizlik, adaletsizlik, hakkaniyetten uzak yönetim anlayışı bu iktidarın temel yönetim biçimine dönüşmüştür. Kontrolü döviz politikası üreticiyi de ihracatçıyı da zor duruma düşürmüştür. Yoğun iflas, konkordato ve işten çıkarmalar yaşanmaktadır.

Şimdi, bakıyoruz, iktidarın hiçbir şey umurunda değil. Burada on günden beri öğretmenlerimiz açlık grevi yapıyorlar ama benim üzüldüğüm konu şu: Atanamayan öğretmenler içerisinde şu anda polis olan birçok kardeşimiz orada görev almışlar, kendi meslektaşlarına karşı şu anda cop kullanıyorlar, orada biber gazı kullanıyor. Maalesef, o atanamayan öğretmenlerin kadro sıkıntısını düşünmeyen iktidar, burada plaka baronlarına kıyak geçmek için elinden geleni yapıyor. Ben buradan polis kardeşlerimize sesleniyorum: Sevgili kardeşlerim, siz de atanamadınız, mesleklerimizde görev alamadınız, polislik mesleğini seçtiniz; o cop vurduğunuz arkadaşınız sizin mevkidaşınız, meslektaşınız, bunu görün, buna göre hareket edin diyorum.

Yine, bakınız, işte, alt kesimlere gözünü kapatan iktidar sadece bir avuç zengin ve kendi yarattığı baronlor için kaynak üzerine kaynak sağlıyor. Bu böyle gitmez. Millet sandık bekliyor ve yaklaşan sandık da gösteriyor ki yolcudur Abbas bağlasan durmaz.

Sevgili arkadaşlar, maalesef çiftçimiz yine mağdur. Çiftçinin sesini buradan bir defa daha dile getireyim. Şu Toprak Mahsulleri Ofisinin fiyat politikasında müstahsili destekleme kapsamına alın. Geçmişte müstahsil makbuzu üzerinden prim usulü vardı, 1,75 liraydı; bunu arpada en az 2,5 lira, buğdayda 3,5 lira yapın; çiftçimize doğrudan destek verin, öyle sözde kalmasın. Geçen hafta Cumhurbaşkanı kürsüden "Desteklemeyi artıracağız." dedi ama o köprünün altından çok sular geçti, o günden bugüne bir şey yok.

Siz direkt müstahsil makbuzu üzerinden çiftçiye prim desteği verin ve çiftçi nefes alsın diyor, saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)