| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 105 |
| Tarih: | 23.06.2026 |
HÜSEYİN OLAN (Bitlis) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; vekili olduğum Bitlis bugün yoksulluğun yanı sıra, adaletsizliğin, kayırmacılığın ve rant siyasetinin ağır sonuçlarının yaşandığı bir kenttir. Bu adaletsizliğin son örneklerinden biri Ahlat'ın Ovakışla beldesinde yaşandı. Sermaye yıllardır hayvancılığın yapıldığı meralara göz dikmiş durumda. Halkın bütün itirazlarına rağmen, yargı süreci devam ederken 26 Haziranda yapılacak mahkeme keşfi beklenmeden, 12 Haziranda sabahın üçünde kolluğun koruması altında iş makineleri alana sokulmak istendi. İktidar, kendi yaşam alanını savunan köylüleri copla, TOMA'yla, zırhlı araçlarla, helikopterlerle, biber gazlarıyla, tazyikli suyla kadın, çocuk, yaşlı demeden şiddetle saldırarak işkenceyle gözaltına aldı. Bunlar tatbikat değil, bunlar operasyon da değil; bunlar, Ovakışla halkı meralarını korurken onların üzerine sürülen güvenlik araçlarıdır. Köylü kendi toprağına giremiyor, kendi merasına ulaşamıyor. Soruyoruz: Bu devlet, şirketlerin güvenliğini sağlamak için mi vardır, yoksa halkın yaşam hakkını korumak için mi? Ovakışla'da yaşananlar "Bir enerji yatırımı." denilerek meşrulaştırılamaz; Ovakışla'da köylünün yaşam alanı sermayeye devrediliyor, elli yıllık bir yatırım uğruna yüzlerce yıllık üretim kültürü yok ediliyor, hayvancılık tasfiye ediliyor, köylü toprağından koparılıyor ve buna kalkınma deniliyor. Biz buna kalkınma değil, talan diyoruz. Bu, sermayenin köy boşaltmasıdır, bölgeyi insansızlaştırmaktır.
Değerli milletvekilleri, Bitlis'te sorun sadece Ovakışla'yla ilgili değildir; sorun, liyakatin yerini sadakatin aldığı çürümüş bir yönetim anlayışıdır. Bir köye yol yapılacaksa "İhtiyaç var mı?" diye bakılmıyor, önce siyasi tercihe bakılıyor. Daha önce "Kime oy verdiysen git, sorununu o çözsün." diyen bir Vahit Kiler anlayışı vardı, şimdi de "Senin köyünün karnesi zayıf." diyen bir Bedirhanoğlu anlayışı var. İsimler değişiyor ama zihniyet asla değişmiyor. Köyler iktidara oy verme oranlarına göre sınıflandırılıyor; yolu olup olmadığına bakılmıyor, istenilen oy verilmemişse programa alınan işleri dahi programdan çıkaracak kadar işi pervasızlaştırmışlar. İşi öyle bir noktaya getirdiler ki artık son seçim sonuçları bile iktidarı tatmin etmiyor, on yıl önceki seçim sonuçlarına da bakarak karar verebiliyorlar. Köylere Hizmet Götürme Birliği, 146 kilometrelik asfalt ihalesine çıkıyor, en düşük teklifi veren şirket yerine, 25 milyon daha fazla teklif veren şirket lehine ihale iptal ediliyor. Sebep? Rant kavgası. Şimdi buna ne diyeceğiz? Buna "usulsüzlük" diyerek geçecek miyiz? Elbette ki hayır. Bunun adı düpedüz hırsızlıktır, talandır ve bunlar utanılması gereken işlerdir.
Değerli milletvekilleri, Bitlis'te işçi alınacaksa emeğine değil parti eğilimine bakılıyor, memur atanacaksa bilgisine değil kimin referansıyla geldiğine bakılıyor. Bitlis'te Valisinden kurum amirlerine kadar, iktidarın memuru olduklarını gizlemeye gerek duymadan açıkça deklare ediyorlar. İŞKUR üzerinden yürütülen 1.600 kişinin alınacağı on aylık geçici işler için önce "Kura çekimi yapılacak." diye ilana çıkılıyor ancak kura çekimi yapılmadan, alınacak işçilerin listesi AKP il binasında hazırlanarak AKP il binasına asılıyor. Bunun adı ahlaksızlıktır. Kamu kaynakları herhangi bir siyasi partinin ödüllendirme veya cezalandırma aracı olamaz. Devletin sunduğu imkânlar sadece belli bir partiye ait olanlara değil bu ülkede yaşayan bütün yurttaşların hakkıdır. Bitlis'te işsizlik büyüyor, yoksulluk büyüyor; çiftçinin ürünü elinde kalıyor, hayvancılıkla geçimini sağlayanın merasına çökülüyor ama rantçının önündeki bütün kapılar sonuna kadar açılıyor. Sağlık alanındaki durum da maalesef bundan farklı değildir. Her ilçede hastane var ama hekim yok, sağlık emekçisi yok.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.
HÜSEYİN OLAN (Devamla) - Adilcevaz'da koca bir onkoloji hastanesi açıldı, içinde onkoloji uzmanı olmadığı için ne yaptılar biliyor musunuz değerli arkadaşlar? Hastanenin ismini değiştirdiler. Bu, AKP usulü bir çözüm bulmaktır. Bitlis genelinde pediatri yoğun bakım ünitesi yok, çocuk hastalar başka illere sevk ediliyor. Çözüm üretmek yerine yoğun bakımdaki servisleri kapatıyorlar, personeli azaltıyorlar.
Bitlis sağlıkta da ulaşımda da üretimde de ekolojide de hayvancılıkta daha ağır bir tahribatla karşı karşıyadır ve bütün bunların ortak bir nedeni var, halkın değil, rantın yanında duran siyasi iktidar. Bu toprakların merasını da köylüsünü de emeğini de çocuklarını da sermaye ve siyasi sadaka da kurban ediyorlar. Bitlis'te yolu ranta, sağlığı sadakate, üretimi sermaye kurban ettiniz. Geleceğe dair onurlu hiç bir şey bırakmadınız diyerek Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)