GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:105
Tarih:23.06.2026

FİLİZ KILIÇ (Nevşehir) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Kıymetli milletvekilleri ve ekranları başında bizleri takip eden yüce Türk milleti; Avrupa Parlamentosunun son Türkiye raporunu hepimiz gördük, açıp okursanız değişen bir şey olmadığını da görürsünüz. Ortada ne bir diplomasi nezaketi ne de zerre kadar bir objektiflik söz konusu. İnanın bana, yıllarını akademiye vermiş bir hoca, bugün de milletin Meclisinde vekâlet görevini yürüten bir vekil olarak bu tür metinleri gördükçe artık kızmaktan, sinirlenmekten ziyade Batı'nın o bitmek bilmeyen kibrine acır hâle geldim.

Evet, şunun altını net olarak çizeyim: Artık Türkiye'ye parmak sallama devri çoktan bitmiştir. O köhne müstemleke zihniyetiyle bize rota çizebileceklerini sanıyorlarsa daha çok beklerler. Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli'nin de ifade ettiği gibi, biz dünyaya Ankara'dan bakar, dünyayı Türkçe okur, yarınımızı dünün ışığında Türkçe tayin ederiz. Sipariş metinlere boyun eğmek yerine, o metinleri yazanların yüzüne tarihî gerçekleri çarpmak bizim boynumuzun borcu. Önüne haritayı serip de bizi göremeyenlerin sorunu gözlerinde aramamak lazım. Asıl dertleri zihinlerindeki o iflah olmaz tahakküm olma arzusu. Biz dünyaya onların penceresinden bakmaya mecbur muyuz? Asla. Baktığımız yer belli; Karadeniz'de Montrö'yü ilmek ilmek işliyoruz, Suriye'de o sözde terör koridoru haritalarını yırtıp atıyoruz, Turan koridoru diyerek Asya'dan Avrupa'ya bambaşka bir ticaret ve kültür damarı açıyoruz. Doğu Akdeniz'e gelince, bizi Antalya körfezine sıkıştırmak isteyenlere mavi vatan nedir, sahada ve masada bizzat gösteriyoruz. Siz şimdi böyle bir devleti, böyle oyun kurucu bir gücü, o masabaşı sığ raporlarla hizaya getireceğinizi mi sanıyorsunuz? Gerçekten büyük bir akıl tutulması bu diyoruz. Şunu hepimizin sorması lazım: Brüksel'in loş salonlarında hazırlanan bu karalama kampanyalarında neden hep Türk gençliği hedefte, neden Ülkü Ocakları sürekli hedef tahtasında? Söyleyeyim: Küresel sömürü çarkını döndürenler çok iyi biliyorlar ki bir milleti çökertmenin yolu onun gençliğini yani millî şuurunu felç etmekten geçer. Eskiden bu ülkenin çocuklarını sokak köşelerinde kısır kavgalara mahkûm etmek istiyorlardı. Peki, şimdi ne oldu? Karşılarında TeknOcak vizyonuyla uzay çağını zorlayan bambaşka bir nesil buldular. Ülkücü Türk gençliği laboratuvarlardan çıkmıyor, kendi kodunu yazıyor, yapay zekâ üretiyor ama yüreğinde de ecdadının o sarsılmaz asaleti mevcut. Batı'nın asırlık ezberini işte bu yiğitlerimiz, canlarımız bozdu. Kusura bakmasınlar, biz bu çocukları onların o zehirli kültür emperyalizmine ya da sosyal medyanın çamuruna kurban vermeyiz. Onlar devletimizin çelik çekirdeği, bizim geleceğe karşı en büyük umudumuz. Beka yedi düvel üzerimize gelirken Yenikapı'da mayalanan kutlu ruhtur; akşam vakti hanenin mutfağında huzurla, bereketle kaynayan tencerenin tam da kendisidir; akşam evine dönen babanın evlatlarının yüzüne bakarken hissettiği sessiz, vakur onurdur; sabahın seherinde kepengini besmeleyle kaldıran çarşıdaki, pazardaki, sanayideki esnafın sekteye uğramadan tıkır tıkır dönen o bereket çarkıdır. Dahası da var; bir kalabalığı kuru bir yığın olmaktan çıkarıp Türk milleti mertebesine yükselten, bizi biz yapan o sarsılmaz, ahlaki ve manevi zemindir beka; hak ile batılı, helal ile haramı ayıran o incecik vicdan çizgisidir.

İşte biz Cumhur İttifakı'nın omuz omuza vermiş, etle tırnak gibi olmuş, yerli ve millî duruşuyla aziz milletimizin huzuruna çıkıp da "İstikrar, Ahlak ve Refah Temelli Kalkınma Vizyon Belgesi" dediğimizde öyle fiyakalı kelime oyunları veya içi boş siyasi vaatler sıralamıyoruz, doğrudan doğruya Milliyetçi Hareketin süzülmüş aklını, bu milletin ruh köküne hitap eden bir varoluş ve diriliş manifestosunu ortaya koyuyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.

FİLİZ KILIÇ (Nevşehir) - Önümüzde meşakkatli ama bir o kadar da şerefli bir yol var; hedefimiz Türk ve Türkiye Yüzyılı. Bu, sadece, bizim coğrafyamızda hayatta kalma çabamız değil, Türkün adaletinin şu yorgun ve nizam bekleyen dünyaya yeniden nefes olması davasıdır. Varsın onlar kapalı kapılar ardında taraflı raporlar hazırlamaya devam etsinler, bizim rotamız şaşmaz, arkamızda ecdattan aldığımız o eşsiz ruh durduğu sürece kimse bizi yolumuzdan çeviremez. Ne diyordu millî şairimiz: "Cehennem olsa gelen, göğsümüzde söndürürüz/Bu yol ki Hak yoludur, dönme bilmeyiz, yürürüz." diyor, yüce Meclisimizi saygıyla selamlıyorum.