GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:104
Tarih:18.06.2026

ALİ BOZAN (Mersin) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, şimdi size ilk tutuklandığında 14 yaşında, şimdi ise 26 yaşında olan Mazlum İçli'nin davasından bahsedeceğim. Aslında bu dava sadece Mazlum İçli'nin davası değil, bu dava bu coğrafyada yıllardır Kürt'e yaşatılanın, Kürt'e reva görülenin özetidir. 6-8 Ekim olayları olarak bilinen olaylarda 7 Ekim 2014 günü Amed Bağlar'da 4 yurttaş yaşamını yitirmişti. Bu esnada Mazlum, babası ve kardeşleriyle birlikte Bağlar ilçesinden uzakta Diyarbakır'ın Kulp ilçesinde yani tam 140 kilometre ötede bir düğünde müzisyenlik yapıyordu. Mazlum'un ölümlerin olduğu saatte Bağlar ilçesinde olmadığı Kulp'ta olduğu tanık beyanları, kamera kayıtları, telefon HTS kayıtlarıyla kanıtlanmıştı ama yapılan yargılama neticesinde Mazlum'a tam yüz yirmi dört yıl hapis cezası verildi çünkü iktidara bir suçlu lazımdı ve iktidar o suçluyu bulmuştu, Mazlum İçli'yi seçmişti suçlu olarak. Hukuksuzluk istinaf mahkemesinde de devam etti, Yargıtayda da devam etti, Mazlum'a verilen yüz yirmi dört yıllık hapis cezası onaylandı ve Mazlum İçli şu anda hiç alakası olmayan bir suçlamadan dolayı aldığı tam yüz yirmi dört yıllık hapis cezasını çekiyor cezaevinde. Mazlum İçli'nin avukatları 2020, 2021 ve 2023 yıllarında Anayasa Mahkemesine 3 ayrı başvuru yaptı. Anayasa Mahkemesine yapılan ilk başvurunun üzerinden tam altı yıl geçti ama Anayasa Mahkemesi bir karar vermedi, bir karar veremedi. Anayasa Mahkemesi Mazlum İçli'nin başvurusunu tam 2 defa gündeme aldı ama karar vermeyi erteledi, öteledi. Peki, Anayasa Mahkemesi daha ne bekliyor? Aradan altı yıl geçmiş, yüz yirmi dört yıl hapis cezasını yatıyor; karar vermek için ne bekliyor? Buradan bir kez daha çağrı yapıyoruz: Bu dosya artık bekletilmemelidir. Mazlum İçli için de toplumun adalet duygusu için de bir an önce karar verilmelidir. Mazlum İçli yıllardır suçsuz yere cezaevindeyken ve Anayasa Mahkemesi karar vermeyi ha bire öteliyorken Alo Adalet Bakanına da Alo Adalet Bakanının başında bulunduğu Adalet Bakanlığına da ulaşılamıyor. Ondan sonra, günlerdir iktidar sözcüleri çıkmış, Avrupa Parlamentosunda onaylanan Türkiye raporuna saydırıyor, Türkiye raporuna kızıyorlar. Mazlum İçli yıllardır suçsuz yere cezaevindeyken Avrupa'nın ne demesini bekliyorsunuz?

Arkadaşlar "rapor" demişken rapor başka ne diyor? "Türkiye'de yargı bağımsız değil." diyor. Ya, illa bunu Avrupa'nın söylemesine mi gerek var? Gidin, sokaktaki yurttaşa sorun; gidin, cezaevindeki yurttaşlara sorun, herkes söyleyecek "Türkiye Cumhuriyeti'nde yargı bağımsız değil." Türkiye Cumhuriyeti'nde yargının bağımsız olmadığını benim kadar sizler de iyi biliyorsunuz. Başka ne diyor rapor? Diyor ki "Anayasa Mahkemesi kararlarını ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarını uygulayın." Ya, bunu illa Avrupa Birliğinin mi söylemesi gerekiyor? Anayasa madde 90 söylüyor "Avrupa Birliği kararlarını uygulamanız gerekiyor." diyor. Hakkında verilmiş Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 3 kararına rağmen Selahattin Demirtaş siyasi rehine olarak on yıldır cezaevinde tutuluyor. Peki, bu yalan mı? Tabii ki bu bir gerçek. DEM PARTİ'li 10 belediye ve CHP'li 10 belediyede kayyum olduğu ve Mecliste, bu Meclisin çatısı altında düzenlenen raporda sizin de imzanız bulunmasına rağmen hâlen kayyumlarda ısrar ettiğiniz yalan mı? Tabii ki gerçek. Yine, 2014 yılında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin umut hakkı kararına rağmen tam on iki yıldır umut hakkı konusunda adım atmadığınız yalan mı? Tabii ki gerçek. Cezaevlerinde her gün yeni bir hak ihlalinin meydana geldiği yalan mı? Tabii ki gerçek.

Gelin, değerli arkadaşlar, şöyle bir şey yapalım, ben size somut bir öneride bulunayım: Anayasa Mahkemesi Mazlum İçli dosyasında bir an önce karar versin. Yargı gerçekten bağımsız hâle getirilsin. Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları uygulansın. Başta Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ olmak üzere Kobani kumpas davası tutsakları serbest bırakılsın. Kayyımlardan artık vazgeçilsin. Umut hakkıyla ilgili yasal düzenleme yapılsın. Cezaevlerinde idare ve gözlem kurulu işkencesine son verilsin. Bunlar yapıldıktan sonra değil Avrupa, herhangi bir kişi, herhangi bir ülke bu konulara dair herhangi bir eleştiri yaparsa önce o eleştirilere biz yanıt veririz.

Genel Kurulu saygıyla sevgiyle selamlıyorum. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)