| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 104 |
| Tarih: | 18.06.2026 |
İDRİS ŞAHİN (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Öncelikle şöyle biraz geriye gitmemiz gerektiğine inanıyorum: 14 Ağustos 2001'de kurulan AK PARTİ'nin kuruluş felsefesinde ve parti programında açıkça basının özgür olması ifade ediliyordu. "Demokrasilerde özgür basın hayat kurtarır." denerek o dönemde kendilerine karşı yürütülen özellikle medyada -kartel medyada- aleyhlerine yazılanlara, çizilenlere karşı AK PARTİ iktidarı "Manşetlerle vuruşarak iktidara geliyoruz." diyorlardı. Evet, o günkü şartlarda gerçekten AK PARTİ manşetlerle vuruşarak iktidara geldi ama o gün en azından elimizde bir TRT vardı, elimizde bir Anadolu Ajansı vardı; az veya çok AK PARTİ'yi destekleyen bir kısım televizyon kanalları vardı. O gün sosyal medya bu kadar gelişmiş değildi ama her ilde AK PARTİ'nin felsefesini benimseyen yerel gazeteler vardı ve o yerel gazeteler halkı sağlıklı bilgilendirebilmenin bir aracıydı. Ama gelinen süreçte, yirmi üç yıllık iktidar sonucunda güç yozlaştırdı, mutlak güç de tamamen yozlaştırdı iktidar sahiplerini. Her şeyi kontrol etme hastalığı başladı ve bu her şeyi kontrol etme hastalığı öncelikle devletin kurumu olan TRT'yle başladı, muhalefete hayat imkânı vermedi TRT; Anadolu Ajansıyla devam etti, muhalefetin haberlerini bir türlü yayınlamadı. Ama bu kesmedi iktidarı, belirli yıllardan sonra ana akım medyanın da tamamını satın aldı, satın aldırttı. Ama neyle aldırttı? Kamu kaynaklarını kullanarak, kamu bankalarını aracı kılarak bu medyaya sahip oldu. Bugün itibarıyla muhalefete nefes aldırmayan bir yayıncılık politikası izleniyor ama bu sadece görsel basında ve yazılı basında değil; hız kesmedi, şimdi de internet medyacılığına el atmak, Basın İlan Kurumu üzerinden bir tarafta havuç, bir tarafta sopayla internet medyasını da dizayn etme arzusu.
Arkadaşlar, gelin vazgeçin; bu kadar her şeyi kontrol etme isteğinden, arzusundan vazgeçin. Bugün eğer demokrasiye az da olsa inanıyorsanız, bu gücün yarın bir başkasının eline geçeceğini ve o başkasının eline geçtiğinde de size bunu "nöbetleşe zorbalık" gibi çok ağır maliyetlerle ödeteceğini unutmayın. O yüzden, bir milletvekili kardeşiniz olarak sizi buradan özellikle uyarmak istiyorum: Yapmayın, etmeyin; hiç olmazsa sosyal medyada, internet medyasında, Basın İlan Kurumu üzerinden bu kadar güç kullanma arzusunu bir kenara bırakın, hiç olmazsa, az da olsa muhalefet bir nefes alsın. Siz muhalefete hiç nefes aldırmak istemiyorsunuz, "Boğazını sıkalım, tamamen canını çıkartalım." diyorsunuz ama o muhalefetin canı çıkarsa burada demokratik bir ülkeden bahsetmek mümkün olmaz.
Değerli milletvekilleri, bir kez daha ifade ediyorum: Dönün şöyle bir partinizin kuruluş programına bir bakın. Ademimerkeziyetçilikten bahsediyordunuz; devlet merkezinin gücünün azaltılarak karar alma ve planlama yetkilerinin yerel yönetimlere devredilmesini savunan bir siyasi anlayış olarak iktidara geldiniz. Oysa şu anda tüm gücü bir elde toplamak istiyorsunuz, denetimsiz bırakmak istiyorsunuz. O güç sadece Beştepe'de Sayın Erdoğan'ı yalan yanlış bilgilerle, gerçek hilafına, toplumdan kopuk bir şekilde yönlendiren bir anlayışa dönüşüyor ki bu son derece büyük bir tehlike. Yarın bu tehlike emin olun size çok ağır ve pahalıya mal olacak.
Bir diğer husus ise elbette ki bu maddeye de, bu kanunun içerisinde olumlu olan bir iki maddenin haricinde geneline de karşı olduğumuzu ifade etmek isterim. Ancak yine Meclisi temmuzda çalıştıracaksınız, 1 Temmuzda tatile girecek olan Meclisin gündemine halkın sorunlarını, halkın gerçek ihtiyaçlarını yine getirmiyorsunuz. "On ikinci yargı paketi" olarak dilinize pelesenk olan konu da yine infaz yasasıyla alakalı en ufak bir düzenleme söz konusu değil.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayın.
İDRİS ŞAHİN (Devamla) - Aylardır vatandaşımızı "İnfaz yasasıyla alakalı bir düzenleme olacaktır." diye bekletiyorsunuz ve biz de ısrarla diyoruz ki: "Bu beklenti cezaevindekileri, cezaevinin dışındaki yakınlarını bir beklentiye dönüştürdü." Oysa yine on ikinci yargı paketinde infaz yok. Neyi bekliyoruz? Süreçle alakalı yasayla birlikte bir düzenleme olacağını ifade ediyorsunuz. O da meçhule yazdığınız bir mektup. Onunla alakalı da bir çerçeve söz konusu değil. Milletin aklıyla dalga geçmeyi bırakın. Gelin, ülkenin gerçek sorunlarını getirin Meclise -temmuzsa temmuz, ağustossa ağustos- çalışalım. İşte, sözleşmeli öğretmenlerin, ücretli öğretmenlerin Meclisin kapısında nelere maruz kaldığını hepimiz görüyoruz. Dün Ulus meydanında haykıran astsubaylar, uzman çavuşlar, hepsi hak arayışı içerisinde.
Gelin, vatandaşın gerçek sorunlarını Parlamentoya getirin, bizler de katkı sağlayalım diyor Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (YENİ YOL, CHP ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)