| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 104 |
| Tarih: | 18.06.2026 |
SABAHAT ERDOĞAN SARITAŞ (Siirt) - Teşekkürler Sayın Başkan.
Değerli milletvekilleri, bizleri izleyen değerli halklarımızı, cezaevlerindeki siyasi tutsakları ve günlerdir Ankara'da hakları için direnen eğitim emekçilerini saygıyla selamlıyorum.
Evet, bugün bu iktidarın özgürlüklerden ne anladığı, halka anlattığı özgürlük hikâyelerinin gerçekte karşılığının ne olduğundan bahsedelim biraz. Bu kürsüden yıllardır evrensel raporlarda ve yerel kaynaklarda, nereden bakarsanız bakın ülkenin basın, düşünce ve ifade özgürlüğü konusunda tepetaklak gittiğini anlatıyoruz.
Değerli milletvekilleri, günlerdir cezaevlerini geziyor, siyasi tutsakların uğradığı hak ihlalleri, yaşadıkları sorunları dinliyoruz. Elbette burada hepsini dile getirmek zor ancak bugün madem Basın İlan Kurumu, haber alma hakkını ve sansürü konuşacağız, o zaman cezaevlerindeki duruma da dikkatinizi çekmek isterim. İktidar dışarıda nasıl tek bir medya aklı yaratmaya çalışıyorsa cezaevlerinde de tahmin edersiniz ki bunun katmerlisini yapıyor. İktidarı eleştiren, söz söyleyen hiçbir gazete cezaevi kapısından girmiyor. Cezaevi yönetimleri Basın İlan Kurumundan resmî ilan ve reklam hakkı olmayan gazetelerin kuruma kabul edilmeyeceğine dair kararlar alıyor. Örneğin, resmî ilan hakkı iptal edilen Evrensel gazetesi veya ihlal hakkı bulunmayan Yeni Yaşam, "Azadiya Welat" gibi muhalif yayınların yasal olarak basılıp bayilerde satılmasına rağmen bu gerekçeyle cezaevlerine alınmıyor. Yine, cezaevindeki ortak televizyon sisteminde hangi kanalların izleneceğine cezaevi yönetimi karar veriyor. Muhalif haber kanalları birçok cezaevinde frekans listesine alınmıyor, mahpuslar sadece iktidar yanlısı kanalları izlemeye zorlanıyor.
Değerli milletvekilleri, Türkiye'de gazetecilerin cezaevine gönderildiği haberlerinin soruşturma konusu yapıldığı, televizyonların ekran karartma cezasıyla susturulduğu bir dönemde şimdi de internet medyası Basın İlan Kurumu eliyle ekonomik kuşatma altına alınmaya çalışılıyor. Uzun zamandır dünya basın özgürlüğü endeksinde Türkiye demokratik ülkelerle anılmıyor maalesef, daha ziyade totaliter rejimlerle birlikte alınıyor. Gazeteciler haber yaptıkları için yargılanmakta, eleştirel yayın yapan medya kuruluşları ise büyük ekonomik yaptırımlarla karşı karşıya bırakılmaktadır.
Değerli milletvekilleri, bir haber sitesinin yeterince haber üretip üretmediğine kim karar verecek? Yapılan haberlerin içeriğini kim değerlendirecek? Bir internet sitesinin hangi haberi yapacağına, kaç gazeteci çalıştıracağına, hangi editöryal çizgide yayın yapacağına devlet kurumları mı karar verecek? Dahası, bu düzenleme en ağır darbeyi yerel basına vuracak. Bugün Türkiye'de yüzlerce yerel gazete ve internet sitesi zaten ağır bir ekonomik krizle boğuşuyor. Resmî ilan gelirleri yetersizdir, dağıtım sistemi ise adaletsizdir. İlanların önemli bir bölümü büyükşehirlerdeki büyük medya kuruluşlarına gidiyor, yerel yayın organları ise hayatta kalma mücadelesi veriyor.
Değerli milletvekilleri, Basın İlan Kurumunun görevi, haberleri denetlemek, gazetecileri terbiye etmek, iktidara yakın olup olmayan arasında ayırım yapmak değildir. Kurumun görevi, kaynakların şeffaf ve adil bir şekilde dağıtımını sağlamaktır. Ancak, bugün gelinen noktada, Basın İlan Kurumu iktidarın elindeki resmî ilan musluklarını kullanarak medya üzerinde ekonomik baskı kuran bir sansür mekanizmasına dönüşmüştür. Bu teklif de o mekanizmayı dijital medyaya taşımaktadır. Bizler basının devlet eliyle hizaya konulmasına karşıyız; gazetecilerin ekonomik yaptırımlarla susturulmasına karşıyız; muhalif medyanın ilam kesme cezalarıyla cezalandırılmasına karşıyız; halkın haber alma hakkının idari kararlarla sınırlandırılmasına hep karşı olduk, karşı olmaya da devam edeceğiz. Buradan bir kez daha diyoruz: "..."(*) Yaşasın özgür basın!
Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)