| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 104 |
| Tarih: | 18.06.2026 |
DEM PARTİ GRUBU ADINA BERİTAN GÜNEŞ ALTIN (Mardin) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sömürü düzeninde alın teriyle ayakta ve hayatta kalmaya çalışan tüm emekçileri, işçileri saygıyla sevgiyle selamlıyorum.
DEM PARTİ olarak bugün özcesi "Asgari ücrete ve emekli aylıklarına zam yapılsın." dediğimiz grup önerimiz üzerine gerekçelerini de aktararak söz almış bulunmaktayım.
Ülkede milyonlarca insanın sabah işe yoksul gittiği ve iş çıkışı daha yoksul olarak döndüğü, emeğiyle geçinenlerin, hakkı olanların, her saniye zengini daha zengin etmek için haklarının çalındığı bir düzenin içerisindeyiz. Bu ülkede milyonlarca kadının toplumsal yoksulluğun en derin yansımasını yaşadığı, iş yaşamında her gün cam tavanlarla karşılaştığı ve aynı zamanda cinsiyetçi istihdam politikaları sebebiyle erkeklerden daha güvencesiz çalışıp ama eşit olmayan ücretlere mahkûm edildiği, yoksulluğa mahkûm edildiği bir düzenin içerisindeyiz. Bugün bu ülkede milyonlarca çocuğun okula aç gittiği ve ne yazık ki açlık sebebiyle baygınlık geçirdiği bir gerçeklikle karşı karşıyayız. Aile hekimlerinin tutmuş olduğu gelişim persentilleri bile çocuk yoksulluğunun en açık kanıtı niteliğindedir. Ne yazık ki bugün bu ülkede devlet çocuklara miras olarak yoksulluğu bırakmaktadır. Yoksulluğun en çarpıcı formlarından biri olan kuşaklar arası yoksulluk ise ne yazık ki son zamanların ve geleceğin en kalıcılaşmış zamanlarından birini yaşıyor. Bugün asgari ücret düzeni, eğitim sistemi ve emek rejimi gençlerin gelecek umudunu bir bir tüketirken yoksulluğu aşmaya hizmet edecek mekanizmaların tasfiyesinin ise ne yazık ki yoksulluğu bir kadere, geri dönüştürülemez bir objeye, bir nesne hâline çevirdiğini ifade etmek gerekir. Bugün taban ücret olması gereken yani "Bu paranın altında birisi çalışıyorsa köle koşullarında çalışıyordur." denilen asgari ücrete bu ülkenin yarısından fazlasının mahkûm edildiğinin altını çizmek gerekir.
4 milyondan fazla hane ise sosyal yardıma muhtaç durumdadır, bu rakamın 15 milyondan fazla insan demek olduğunun da altını çizmek gerekir. Ülkenin yarısından fazlasının yoksulluk içinde olduğu ve asgari ücrete mahkûm edildiği hakikatiyle bugün yüzleşmek durumundayız.
4 kişilik bir ailenin sadece sağlıklı bir şekilde beslenmek ve hayatta kalmak için yapması gereken masrafın 35 bin lira olduğu bir gerçektir, asgari ücret ise 28 bin liradır. Kira, fatura, eğitim, sağlık ve ulaşım gibi temel ihtiyaçlar da eğer 35 bin liraya eklenecek olursa yoksulluk sınırı bugün 114 bin liraya ulaşmıştır; halkın ezici çoğunluğu için ulaşılamaz bir hayal niteliğindedir bu meblağ.
Dünyanın en uzun mesai saatleriyle ağır koşullarda çalışan işçilere layık görülen bu meblağ açlık sınırının altındadır, yoksulluk sınırının dörtte 1'inden daha az durumdadır. İşçinin emeğini, zamanını çalan bu sistemin sonucu ne yazık ki açlığa, yoksulluğa, ekonomik krize ve bununla da sınırlı kalmayarak kültürel ve en mühimi olarak siyasal sebeplere, siyasal sonuçlara neden olmaktadır.
Türkiye'de açlık sınırı altında yaşayan nüfusun büyüklüğünün, yetersiz beslenmenin yaygınlığının, sosyal destek mekanizmalarının yetersizliğinin, çocuk yoksulluğundaki derinliğin, ücret politikalarının ve gıda fiyatlarındaki artışın ekonomik krizin yanında derin bir toplumsal buhrana dönüştüğü de bir gerçektir.
Biz gözlerimizi yumsak da kulakları tıkasak da büyüme masallarıyla birbirimize bu kürsüden sözler söylesek de hakikatin az önce anlattığımdan farklı olmadığı bir gerçektir. Bu ülkenin hakikati yoksul çocuklar, yoksul gençler, yoksul kadınlar ve her geçen gün biraz daha derinleşen eşitsizliktir. Bir yandan zenginin malından mal, katına kat katan ve dünyada 3'üncü sırada olan Türkiye son beş yılda ultra zengin yani 30 milyon dolar servet sahibi kişi sayısının en çok arttığı 3'üncü ülkedir. Bu yaman çelişkiden eğer birileri bir övünç tablosu çıkartma gafletine düşerse onlara söyleyeceğimiz, halkın yoksunlukla perçinleşen hâlidir. Düşünüyoruz ve umuyoruz ki okula aç giden ve aç gelen çocuklar; öğlen yemeğini yemeyip, verilen kartla evine market alışverişi yapan işçi için bir şey yapma gereği hissederiz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayın.
BERİTAN GÜNEŞ ALTIN (Devamla) - Eğer var olan yoksulluk ve açlık için bir şey yapmak istiyorsak, o zaman bugün bu önergeye kabul vermek ve bu önergenin açlığın ve yoksulluğun sebeplerini araştırması için bir zemin oluşturmak Meclisin en büyük görevidir. Eğer maden işçileri maaşlarını almadıkları için kendini madene kilitliyorsa, hakkını isteyen işçiye patron kurşun sıkıyorsa, Temel Conta işçileri beş yüz elli gündür "ekmek" diyorsa, "Güvenceli iş, insanca yaşam!" diye öğretmenler sokaklarda dövülüyorsa, o zaman bu düzen değişmelidir; bu eşitsizliklerin çözümü yolunda önerdiğimiz komisyonlar kurulmalıdır; uzun vadede emeğin değil, sermayenin korunduğu bu ekonomik politikalardan vazgeçilmelidir. Bugün milyonlarca insanın bekleyecek gücü kalmamıştır. Temmuz ayında asgari ücrete, emekli aylıklarına ve tüm ücretli çalışanlara insanca yaşamak için mümkün olacak zam yapılmalıdır diyorum, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)