| Konu: | Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 103 |
| Tarih: | 17.06.2026 |
İDRİS ŞAHİN (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Bugün bu kanun teklifinin içerisinde görüşmüş olduğumuz 3 madde polis teşkilatımızla alakalı. Görüştüğümüz bu maddeler ne ilk olacak ne de son olacak. Peki, bu 3 maddeyle polisimizin sorunlarını çözüyor muyuz? Maalesef, hayır. Evet, Emniyet teşkilatımızın sorunları çığ gibi büyüyor. Sahadan gelen her feryatta, ailelerin ulaştırdığı her dosyada, sınavdan elenen gençlerin anlattığı her hikâyede aynı tabloyla karşılaşıyoruz. Devletin en ağır yükünü taşıyan insanlar yalnız bırakılıyor ve kanunsuz emri uygulamakla zorlanıyorlar. Polis bu ülkede yalnızca mesai yapan bir kamu görevlisi değildir değerli milletvekilleri. Bayram sabahı çocuğunun yanında değil nöbette olan, afette, kavgada, kazada, karakol kapısında vatandaşın ilk muhatabı olan odur, polislerimiz bizim. Devletin eli vatandaşa çoğu zaman polisle uzanır. O elin güven veren bir el olması için önce o üniformanın içindeki insanın hakkını görmek ve gözetmek gerekir. Polis huzur bulmadan toplum huzur bulamaz ve polisin sorunlarını sadece hamasetli sözlerle burada geçiştirerek bu sorunları çözüme kavuşturamayız. Bakınız, fazla mesaisi karşılıksız bırakılan polis, tayin kaygısıyla ailesinin düzeni bozulan, eksik personelle ağır yük taşıyan teşkilatın yorgunluğunun kamu hizmetine de yansıdığını görüyoruz. Emniyet mensubunun emeğini fedakârlık cümleleriyle geçiştiremeyiz diyoruz. Fazla mesai varsa karşılığı mutlaka olmalıdır. Eksik personelle hizmet yürütülüyorsa bedeli sahadaki polise yüklenmemelidir. Her gün "kahraman teşkilatımız" deyip iş özlük hakkına gelince sessiz kalmak adil değildir.
Evet, bu kanunun gerçekten en azından olması gereken tek maddesi hangisi diyecek olursanız elbette ki 3'üncü maddesi ama siz bu sorunu kısmen çözüyorsunuz. Bugün 3'üncü madde olarak geçmişte sağlık şartları nedeniyle ilişiği kesilen, mahkeme kararıyla okula dönen, mezun edilen, kadroya atanan, sonra devam eden yargı sürecinin sonunda memuriyeti sona eren insanlardan bahsediyoruz. Bunların sorunlarını kısmen çözüyoruz. Peki, geride bıraktığımız sorunlar ne olacak? Sayın Bakan ilk geldiğinde samimi bir şekilde polis teşkilatına el uzatacağını ifade etmişti ancak özellikle polis okullarında okuduktan sonra, POMEM'lerden sonra meslek sonunda mesleğe geçişteki yapılan mülakatlarda muazzam bir haksızlık yapılıyor. Bugün onlarca genç Mecliste odamıza geldi, çoğu resim vermekten korkuyor çünkü gönlünde hâlâ o polis teşkilatının bir ferdi olmak var ve bu kurumda çalışmak. O üniformayı hakkıyla terletmek isteyen insanları koşulları belli olan şartlarda sınava tabi tutuyorsunuz, ondan sonra on, on bir ay eğitiyorsunuz, sonrasında diyorsunuz ki: "Kusura bakmayın, sizi net bir şekilde ifade edemeyeceğimiz gerekçelerle bu teşkilata almıyoruz."
Arkadaşlar, yapmayın! Seçimlere giderken siz bu mülakatları kaldıracağınıza dair 86 milyona söz verdiniz. Sayın Erdoğan'ın deyimiyle söylüyorum -burada geçmiş dönemde il başkanlığı yapmış olan arkadaşlarımız var aranızda- bir gün ben kendisine hatırlattığımda, o dönemin bir belediye başkanının bize vermiş olduğu sözü hatırlattığımda Sayın Erdoğan şu cümleyi kullanmıştı: "Bu sözü verdiniz mi?" "Evet, verdim." dedi. "Delikanlı adam verdiği sözden dönmez, gereğini derhâl yapacaksın." diye talimat veren Sayın Erdoğan'ın kendisiydi. Şimdi biz o delikanlı adamın seçimler öncesinde vermiş olduğu sözü onun grubunun Mecliste yerine getirmesini bekliyoruz. Bu mülakat meselesini kökten çözmek gerektiğini ifade ediyoruz. Lütfen, değerli milletvekilleri, bugün yapmış olduğunuz zulümlerin yarın bumerang misali dönüp sizi vuracağını asla unutmayın.
Bakın, yine bugün bir meseleyi daha sizlerle paylaşmak istiyorum.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.
İDRİS ŞAHİN (Devamla) - Değerli Başkanım, teşekkür ediyorum.
Bugün TEMAD'ın bir etkinliği vardı uzman çavuşların ve uzman jandarmaların sorunlarını, sıkıntılarını anlatan. Ulus Meydanı'nda buluştuk; onların sesi, sözcüsü ve destekçisi olduğumuzu ifade etmek istedik. O şanlı üniforma içerisinde ter akıtan, yeri geldiğinde kan akıtan o astsubaylarımız, uzman çavuşlarımız kendilerine aylarca önce verilen sözlerin, yıllarca iktidar tarafından verilen sözlerin, buradaki değerli milletvekillerinin özlük haklarıyla ilgili kendilerine söylediklerinin hiçbirinin yerine getirilmediğini ifade ettiler ve biz onların bu dayanışması içerisinde yanlarında olmayı arzu ettik ama acı olan neydi biliyor musunuz? O Silahlı Kuvvetlerin şerefli mensuplarını 100 metre yürütmediler. Siz kimden korkuyorsunuz?
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
İDRİS ŞAHİN (Devamla) - Bu milletin fertlerinden lütfen korkmayı bırakın; cesur olun, milletin gönlünde olun. Hiçbir zaman için bu şerefli Türk askerinin kimseye bir zarar vermesi söz konusu olamaz diyorum.
Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (YENİ YOL, CHP ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)