GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:103
Tarih:17.06.2026

SERKAN SARI (Balıkesir) - Teşekkürler.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün gündemdeki kanun maddesi yine bir torba yasa. Gerçekten, bu torba yasa uygulamasının bu Meclise yakışmadığını vurgulamak istiyorum.

Bu torba yasanın içinde ne var? Polislerle ilgili maddeler, taksicilerle ilgili maddeler, basın mensuplarıyla ilgili maddeler, akaryakıt istasyonlarıyla ilgili maddeler, belediyelerle ilgili maddeler, gençlerin biletlerindeki vergi muafiyeti, odalar borsalarla ilgili maddeler, Türkiye Merkez Bankasıyla ilgili maddeler var. Bakarsanız hiçbirinin hiçbiriyle alakası yok ama biz bugün bir kanun teklifini, torba kanun teklifini görüşüyoruz.

Yıllardan beri süregelen bir alışkanlık, Meclisimizin bu kanunları ayrı ayrı, nitelikli inceleme, tartışma ve konuşma fırsatını yaratmak yerine oldubittiye getirerek, bu Meclis çatısı altından dayatarak geçirmek, çoğunluğun vermiş olduğu avantajı kullanarak da muhalefeti, eleştirileri dinlemeksizin kararlar almak gibi bir alışkanlığı var; ne yazık ki bir türlü bu alışkanlıktan sizleri vazgeçiremedik.

Bu teklifin içerisinde engelli ve yaşlılarla ilgili bir madde var, engelli ve yaşlılara yönelik yapılacak tesislerin orman alanı içerisinde yapılabilmesini öngörüyor. Burada bir büyük yanlışla karşı karşıyayız, buna dikkat etmenizi istirham ediyorum. Yani engelli yaşlılarımıza tabii ki sosyal tesisler yapılsın, barınma imkânı sağlasın ki ülkemizin içinde bulunmuş olduğu durum gerçekten içler acısı, vahim bir durum. OECD ülkelerine baktığımızda, bin kişiden 41'ine yaşlı bakım hizmeti verilebilirken Türkiye'de bin kişiden sadece 3'üne yani onda 1'inin bile altında bir barınma ve bakım hizmeti sağlanıyor. Bu zaten burada ne kadar geri kaldığımızı da gösteriyor. Türkiye'de yaşlı bakımına, engelli bakımına verilen, ayrılan kaynak ve yaratılan imkânlar ne yazık ki çok sınırlı. Bunların düzenlenmesi gerekiyor ama niye orman alanları? Bu anlamda niye orman alanlarının hedef alındığını çok merak ediyor ve soruyorum size. Yani geçtiğimiz aylarda burada yine bir kanun maddesinde geçirdik, yine orman alanları vardı; orman alanlarına lojistik tesislerin yapılması, orman alanlarına maden tesislerinin yapılması, orman alanlarına enerji projelerinin yapılması. Memlekette her yer bitti, taşı toprağı bitti, bir orman alanlarımız kaldı, şimdi de yaşlı bakım hizmeti için orman alanlarımızın kullanılması gibi bir kanun teklifiyle karşı karşıyayız. Lütfen sizlerden rica ediyorum: Şu orman alanlarımızın ilk aklınıza gelen yer olmasından vazgeçin artık. Orman alanlarımızı koruyalım. Bugün daha konuşma yaptım; yaşanılan yangınlarla 350 bin hektarın üzerinde orman alanı zaten yangınlarla yok edildi ama bugün o yetmiyor, maden sevdanız, enerji sevdanız yani orman talanı, ormanları yok etmek için ne gerekiyorsa yapıyorsunuz, bunu da yasal zeminde yapmaya çalışıyorsunuz çünkü toplumun direnciyle karşı karşıya kalıyorsunuz.

Belediyelerle ilgili bir madde var; belediyelerin mülkiyetlerinin taksitle satılması. Bu, yerinde bir madde, belediye mülkiyetlerinin satışının kolaylaştırılması. Niye diyorum? Bu maddenin temelini kim attı? Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan attı. Nasıl attı? "Belediyeleri silkeleyin." diyerek attı. Belediyeleri silkelemek nedir ya? Belediyelerin vergi borcuyla, sigorta borcuyla tepelerine çöktünüz, o yetmedi, kayyumlarla çöktünüz, o yetmedi, nedir bu belediyelere olan sevdanız? Bırakın da seçilen başkanlar hizmet etsin, millet takdir etmiş, başkanları seçmiş ama siz "Onlar bizden değilse hizmet yapmasın, hizmet yapamasın." anlayışıyla belediyelerin üzerine çöktünüz. Bugün belediyelerin mülkiyet satmasındaki temel ihtiyaç finans zorluğu. Sigorta belediyeye mülkiyet tahsisi yapıyor, "Değerinin yarısında verirsen kabul ederim." diyor. Bir devlet kurumu bir devlet kurumuna neredeyse çökmüş durumda. Vergi dairesi "Mülkiyet kabul etmem, getir paramı." diyor, İller Bankasından gelen parayı kesiyor. Bu sonuç da ne doğuruyor: Maaşını ödemekte zorlanan, hizmet üretmekte zorlanan, köyde asfalt yol bekleyen vatandaşların yolunu yapamayan, su hizmetini vermekte zorlanan belediyeler yarattınız. Bu mu sizin başarınız, bu mu sizin devlet anlayışınız, bu mu sizin eşitlik, adalet anlayışınız? İsminizde "adalet" var ama uygulamalarınızda ne vicdan ne adalet var. Söz konusu CHP belediyeleri olduğunda elinizi de vicdanınızı da hiçbir şeyinizi de aklınızı da ne yazık ki kullanmıyorsunuz.

LPG istasyonlarının teminatı 2 katından 5 katına... Matematiksel olarak baktığınızda çok kolay gibi ama bahsedilen rakamlar 79 milyonun 395 milyona çıkarılması teminat olarak. Vergi usulsüzlüğüyle ilgili tedbir alıyormuşsunuz, denetiminizi yapın, incelemenizi yapın. Bu suistimali cezayla değil... Bu yarattığınız rakamlar aslında tekelleşmeyi getirecek. Küçük, orta işletmeler teminatını 79 milyondan 395 milyona... Yani 300 milyon daha fazla teminat vermek zorunda kalıyor vergi dairesine. E, birçok o zaman petrol istasyonu kapanacak, tekellerin hizmetine sunacaksınız. Yani illa her sektör tekel olacak, her sektör sizin yandaşınız olacak. Kendi işletmesiyle, kendi yağıyla kavrulan, yanındaki çalışanına ekmek vermeye çalışan vatandaş ne yazık ki bunlardan mahrum kalacak.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayın lütfen.

SERKAN SARI (Devamla) - Çok teşekkür ediyorum.

Şimdi, taksicilere de bir uygulama yapılıyor: Taksi plakalarının satışından vergi muafiyeti. Güzel, çok güzel ama buranın bir zenginleşme aracı hâline dönmesinin önüne geçmemiz gerekiyor. Tek geliri taksi olan, başka geliri olmayan bir taksiciye bu imkânı sağlıyorsan yerinde ama bugün taksi plakasını devreden herkese bu gelir vergisi ve KDV muafiyetini sağlıyorsak o zaman ben soruyorum size: Bugün terzinin, ayakkabı tamircisinin, tesisatçının, mahalledeki bakkalın basit usulle vergiyi ödemesinin önüne geçip deftere tabi yaptınız. İki tane ayakkabı tamir edip günde 500 lira para kazanan adamın kapısında vergi memuru bekliyor ama bugün bu muafiyet onlara sağlanmıyor. Elinizi vicdanınıza koyun, devletin vicdanı adalettir. Adaletli bir tavır takınmadığınız sürece yaptığınız her uygulama vicdansızdır ve toplum nezdinde de asla kabul görmeyecektir. Bu uygulamaların düzenlemelerin toplumun adaletini sağlayacak bir şekilde belirlenmesi gerekiyor.

Teşekkür ederim. (CHP ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)