GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Eski Başbakan ve Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in ölümünün 11’inci yıl dönümüne, 3600 ek göstergeye, kademeli emekliliğe, staj ve çıraklık sigortası mağdurlarına, taşeron işçilere kadro verilmesine, kamuda mülakatın kaldırılmasına, hem Türkiye Cumhuriyeti hem de İsrail vatandaşı olan kişilere, mülakat mağduru öğretmenlere ve özel sektör öğretmenlerine, beyaz et sektörüne, lastik sektörüne ilişkin açıklaması
Yasama Yılı:4
Birleşim:103
Tarih:17.06.2026

SELÇUK ÖZDAĞ (Muğla) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; malumlarınız olduğu üzere, eski Başbakanımız ve Cumhurbaşkanımız Süleyman Demirel'in ölümünün 11'inci yıl dönümü. Kendisiyle hapishane yıllarımdan sonra tanıştım. Bülent Ecevit'le Ulucanlar Cezaevinde beraber kalmıştık, Sayın Erbakan'ın Başbakanlığında Sayın Muhsin Yazıcıoğlu'nun Genel Başkan Yardımcısıydım ve onun da Başbakan oluşunda yani iktidara gelmelerinde de yine "evet" oyu verenlerden biriydim. Sayın Demirel'i de merak etmiştim, cezaevinden sonra tanıştım. Kendisinin büyük bir devlet adamı olduğunu gördüm. Her insan gibi hataları vardır, hatasızlık Allah'a aittir, günahsızlık da peygamberlere aittir ve kendisiyle ilgili birkaç anekdotu sizlerle paylaşmak istiyorum.

12 Eylül olmadan önce Agah Oktay Güner kendisini 11 Eylülde ziyaret eder ve kendisinin çok sinirli olduğunu görür, Agah Oktay Güner de eski bakanlardan. Sayın Demirel'e "Sayın Başbakanım, çok sinirlisiniz, sizi ilk defa böyle görüyorum." dediği zaman "Allah kahretsin bu Amerika'yı, yine tekerimize çomak sokacaklar, yine darbe yapacaklar." ifadesini kullanıyor. Daha sonra burada Darbeleri Araştırma Komisyonu kurulmuştu, 24'üncü Dönemde ve burada 1960, 1971, 1980, 1997 postmodern darbe ve 27 Nisan e-muhtırasının komisyonları kuruldu. Orada da Demirel'i dinleme lüzumunu hissettik çünkü kendisi 1971 muhtırasına muhatap olmuş, 1980 darbesinde tutuklanmış, gözaltına alınmış, 1997'de postmodern darbede de eleştirilmiş bir kişiydi; o nedenle kendisini dinlemek istedik. "Parlamentoya çağırmak yerine evine gidelim." dedik ve evine gittiğimizde de 25 milletvekilini ayakta karşılamış ve doktorlar "Otur." demesine rağmen "Hayır, onlar seçilmiş milletvekilleri, onları karşılayacağım." ifadesini kullanmıştı.

1980'de Zincirbozan'a giderken yanındaki arkadaşa şunu soruyor: "Nereye gidiyoruz?" "Zincirbozan'a götürecekler efendim sizi." "Peki, biz Zincirbozan'a havaalanı yapmış mıydık?" "Yapmamıştık efendim." "Buradan çıkacağız ve çıkar çıkmaz da Zincirbozan'a havaalanı yapacağız." Aradan üç ay geçer, üç ay sonra arkadaşları kendilerini ziyarete geldiğinde şöyle söyler, der ki: "Arkadaşlar, bana 50 adam bulabilir misiniz?" "50 kişi buluruz. Ne yapacağız?" derler. "Parti kuracağız, adına da 'sıratımüstakim' diyeceğiz yani 'Doğru Yol' ifadesini kullanacağız, 'Doğru Yol' diyeceğiz." der. Yılmayan bir adam. 6 defa gidip 7 defa gelmek çok zordur arkadaşlar. Türk siyasi hayatında gidip de gelen 2 kişi vardır: Birisi 6 defa gidip 7 defa gelen Demirel'dir; birisi de Ecevit'tir, 1-2 defa gitmiş ve 2 defa da gelmiş olan bir siyasetçidir. Ben kendisine rahmet diliyorum. Tarihçiler, siyaset bilimciler de mutlaka kendisiyle ilgili değerlendirmelerde bulunacaklardır.

3600 ek gösterge... Değerli arkadaşlar, 2018 yılı seçimleri yapılıyor, Adalet ve Kalkınma Partisi söz veriyor: "3600 ek göstergeyi herkese vereceğiz, 1'inci derecede olan herkes 3600 ek göstergeye sahip olacak." Ve 2023 seçimlerine gelirken aynı vaatte bulunuyorlar, bu sırada dört meslek kurumuna bu 3600 ek göstergeye tanınıyor: Hemşirelere, Diyanet İşleri Başkanlığında çalışanlara, polislere ve kısmen de astsubaylara tanınmış oluyor. Bugün bu ek göstergeyle ilgili hâlâ daha sözünüzü yerine getirmediniz; vatandaşlarımız bunu bekliyorlar. Emekli maaşının yükselmesi önemli bu ek göstergeyle; emekli ikramiyeleri artacak, görev süresindeki maaş hesaplamasında iyileşme olacak, uzun vadeli mali güvenliğin güçlenmesi sağlanacak. Bu nedenle, 3600 ek gösterge memurlar için mali açıdan çok önemlidir.

Ve aynı zamanda kademeli emeklilik arkadaşlar... Bakın, "EYT'yi yapmayacağız, çıkarmayacağız." dediniz "Bu bizden önce, 1999 yılında çıkarılmış bir kanun." dediniz, çıkarmak zorunda kaldınız. Niye? Pabuç pahalıydı, seçimler öncesiydi, 2 milyon 300 bin kişiydiler, ikiyle çarpsanız iki misli 4 milyon 600 bin yapıyor, üçle çarpsanız 6 milyon 900 bin yapıyor. "İktidarımıza mal olsa da çıkarmayız, İskandinav ülkeleri bundan dolayı battı." dediniz, baktınız ki Cumhurbaşkanlığına mal olacak, çıkarmak zorunda kaldınız ama iki şeyi ihmal ettiniz: Bir, 5000 prim gününde bekleyenler var; iki, 3600 kısmi emekliliği bekleyen insanlar var ve bir de kademeli emeklilik var. Niye bir günden dolayı bir insan on yedi yıl çalışsın değerli arkadaşlar. Gelin, bu kademeli emekliliği yapın, seçim öncesinden yaparsanız hem güvenilir olursunuz hem de aynı zamanda vermiş olduğunuz sözlerden bir tanesini de yerine getirmiş olursunuz.

Staj ve çıraklık sigortası mağdurları var. Bu insanlar yıllardır dile getiriyorlar. En tabii hakları. Çalışıyorlar mı? Çalışıyorlar. Bir yere girmişler mi? Girmişler. Tarihi belli mi? Belli. Bunlar çırak mı? Çırak. Bunlar stajyer mi? Stajyer. O zaman bunların sigorta mağduriyetlerini giderin.

Taşeron işçilere kadro verilmesi... 2016 yılında taşeron işçilere, 800 bin kişiye kadro verilmişti, şimdi yine bekliyorlar çünkü KİT'lerdekilere verilmemişti. Şimdi belediyelerdeki hizmet çalışanları var yani belediye şirket işçileri var, bunların sayısı da 1 milyona çıktı. Bir defaya mahsus olmak üzere bir kanun çıkarılarak bunlar kadroya geçirilmeli ve bundan sonra da bir kriter konulmalı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, devam edin.

SELÇUK ÖZDAĞ (Muğla) - Teşekkür ederim.

Bu kanunla beraber her önüne gelen belediyelere alınmamalı, KİT'lere alınmamalı ve bunun bir kriteri olmalı, ardından da bu insanlara bir daha da kadro verilmeyeceği kendilerine deklare edilmeli.

Kamuda mülakatın kaldırılması... Bakın, mülakat demişken de söyleyeyim, son mülakat yapıldı, biliyorsunuz, Sayın Cumhurbaşkanı seçimlere giderken dedi ki: "Mülakatı kaldırıyoruz." Kaldırmadı. Bence bu bir istismar, bence milleti kandırmak ve böylece oy almak arkadaşlar. Vatandaş "A, mülakat kalkıyor, çocuklarımız bundan sonra kendi liyakatleriyle, zekâlarıyla, yetenekleriyle işe girecekler." dedi. Kaldırmadınız, sonra Sayın Cumhurbaşkanı dedi ki: "Eğer böyle bir şey söylemişsem eğer İçişleri Bakanımla ve de aynı zamanda Millî Savunma Bakanımla konuşacağım, gereğini yapacağım." Yaptılar, doğru yaptınız, son bir mülakat yaptınız, burada 1.700'e yakın insan mağdur oldu. Bu mağduriyetleri hâlâ gidermiyorsunuz, bu insanlar buraya geliyorlar, hak arıyorlar, hak ararken de -Anayasa’nın 34'üncü maddesi toplantı, gösteri ve yürüyüş hakkını tanımış ama- siz bu insanların, bu özel sektör öğretmenlerinin ve aynı zamanda bu mülakat mağdurlarının otelden çıkmasını engelliyorsunuz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Devam edin.

SELÇUK ÖZDAĞ (Devamla) - Sonra da Akın Gürlek diyor ki: "Bu Avrupa Parlamentosu benim hakkımda ne konuşuyor! Türkiye egemen bir devlettir." Ya, senin hakkında konuşmuyor, egemenliğe de bir şey dediği yok. Seninle ilgili diyor ki: "Bakın, Türkiye'de hukuk askıya alınıyor, bununla ilgili işlemler yapın." Alınmıyor mu askıya Sayın Akın Gürlek? Alıyor. Alo, adalet sana sesleniyorum: Bu, Anayasa’nın 34'üncü maddesi. Hiç izinsiz olarak insanlar toplantı yapabilir mi? Yapar. Gösteri yapar mı? Yapar. Yürüyüş yapar mı? Yapar. Bu otelin etrafını niye çevirdiniz? Ya, devlette polis olur ama polis devleti olmaz arkadaşlar. Ben buradan bir kez daha sesleniyorum, sonra, alo, adalet sana bir daha sesleniyorum: Nedir o? Bak, senin turnusol kağıdını söylüyorum. Siz 7 Ekim saldırısından sonra... Hem Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı hem de İsrail vatandaşı olan kişiler var.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.

SELÇUK ÖZDAĞ (Devamla) - Teşekkür ederim.

Bunlar bu savaşa katılmışlar yani Filistinlilere zulmetmişler, bunlarla ilgili iddia var, soruşturmalar olması gerekiyor, dilekçeler var Adalet Bakanlığında. Adalet Bakanlığı soruşturma izni vermezse, bu, İsrail ve Türkiye vatandaşı olanlar yargılanmıyor. Hadi göreyim sizin yiğitliğinizi, hadi göreyim sizin ne kadar cesur olduğunuzu; deyin ki: "Biz, bu İsrail'e kafa tutuyoruz. Bu İsrail de kim oluyor! Ben çifte vatandaş olan, bu, İsraillilere ve Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına soruşturma izni veriyorum." Vallahi veremezsiniz, tallahi veremezsiniz, tillahi veremezsiniz. Niye veremezsiniz? Siz kendiniz bu soruların cevabını çok iyi biliyorsunuz.

Bu, mülakat mağduru ve özel sektörde çalışan öğretmenleri de son, Millî Eğitim Akademisi kanunuyla beraber siz mağdur ettiniz. Niye insanlar asgari ücretin altında çalışsınlar? Nerede insanlar asgari ücretin altında çalışır? Niye dokuz ay çalışsınlar? Neden emeklilik haklarını kaybetsin bu insanlar?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SELÇUK ÖZDAĞ (Muğla) - Değerli arkadaşlar, o nedenle, gelin, bu, Millî Eğitim Akademisindeki sürekli mülakatı da ortadan kaldırmanın yollarını araştırın.

BAŞKAN - Tamamlayın lütfen.

SELÇUK ÖZDAĞ (Muğla) - Teşekkür ederim efendim.

Bununla ilgili olarak bir çalışma yapmanız gerekiyor.

Beyaz et sektörü konusu çok gündeme geldi. Şimdi, mahkeme burada bazı şirketlere haksız yere tedbirli olarak kayyum atandığını söyledi, diğerleri de olacak. Bakın, arkadaşlar, sizi uyarıyoruz: İktidar partisi, siz zarar görmeyebilirsiniz ama Türkiye zarar görüyor; yatırımcı gelmiyor, BYD gitti, Skoda gitti, başkaları da gidecek. Siz kalkıp da bu büyük şirketlere -çoğu da yabancı şirket, bir kısmı yabancılarla ortak- burada bu tavuk sektörüne kayyum atıyorsunuz...

Ardından da bakın, lastiklerle ilgili de lastik sektöründe de bunlarla ilgili de işlem yaptınız. Bunlara niye Ticaret Bakanlığı işlem yaptı? Niye burada, aynı zamanda, bu kurullar işlem yaptı? Doğru yaptınız onlara. Peki, aynı doğruyu, bu beyaz et sektöründe niye yapmadınız? O zaman aklımıza şu geliyor: Ya, siz, kırmızı et sektöründe birileri Türkiye'ye ithalat yaparak burada para kazanırken...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SELÇUK ÖZDAĞ (Muğla) - Bunların kim olduğunu bize söylerseniz biz sözümüzü de geri alacağız. O nedenle bu konu siyasi bir konudur, hukuki bir konu değildir. Türkiye'ye zarar veriyorsunuz, milletimize sizi şikâyet ediyorum.

Teşekkür ederim Sayın Başkanım sabrınızdan dolayı.