| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 102 |
| Tarih: | 16.06.2026 |
CHP GRUBU ADINA CEVDET AKAY (Karabük) - Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
Şimdi, söz konusu kanun teklifi 14 ayrı kanunda değişiklik yapan, 26 maddeden oluşan bir torba yasa. Genel yasama ilkelerine ve kanun yapma teamüllerine aykırı bir şekilde görüştüğümüz bir torba yasayla yine karşı karşıyayız. Tali komisyonlarda sevk edildiği hâlde görüşülmemiş, İçişleri Komisyonunda ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonunda da görüşülmesi gerekirdi yani Meclis İçtüzüğü'nün 23, 24 ve 37'nci maddelerine aykırı hareket edilmiş. Etki analiz raporuna baktık, etki analiz raporunda da kifayetsiz olduğunu görüyoruz. Burada, özellikle 5'inci ve 6'ncı maddelerde maliyetle karşı karşıya kalındığı hâlde burada bir tespit yapılmamış, o yüzden bu etki analiziyle ilgili komisyonların, ilgili kurumların daha titiz çalışması gerekiyor ki biz yasamada, burada, Mecliste sağlıklı karar verelim. Yine Anayasa'ya uygunluk denetimi de yok bu torba yasa teklifinde. Anayasa'ya aykırı maddeler var, Anayasa'ya aykırı maddelerle ilgili olarak 6'ncı ve 17'nci maddeler, bu kanun teklifinde Anayasa’nın 7'nci ve buradaki, baktığımız zaman, vergi adaletiyle ilgili 73'üncü maddelerine maalesef aykırı. Bu yüzden bu kanun teklifinin maddelere geçilmeden önce Anayasa'ya uygunluk denetiminin yapılması gerekiyordu, her zaman olduğu gibi yine yapılmamış. Peki, bu kanun teklifinden beklenen şu: Vergi güvenliğinin temini ve kayıt dışıyla ilgili mücadele bekleniyor. Öyle mi? Baktığımız zaman maalesef öyle değil, gelir dağılımındaki bozukluğu giderecek bir şey göremiyoruz bu teklifte, vergide adaleti sağlayacak bir düzenleme göremiyoruz; vergi yükü yine dar gelirlilerin üstünde. Dolaylı ve dolaysız vergilerdeki dolaylı vergilerin oranının yüzde 65'e yaklaşmış olmasından dolayı çalışanlar, mal ve hizmet alımında bulunan dar gelirliler çok yüksek vergiler ödemek zorunda kalıyor. Yine, biz Komisyonda defalarca önerge verdik Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak. Yine, son görüşmelerde de hem biz hem İYİ Parti -Sayın Ayyüce Türkeş Hanımefendi burada, Erhan Usta, sözcü, buradaydı; onların da önergeleri var- önergelerde şunu dedik: Gelir vergisi tarifeleriyle ilgili, dilimleriyle ilgili düzenlemeler ve ayarlamalar yapılması gerekir çünkü her yıl yeniden değerleme oranı kadar artması gerekirken bu dilimler, yeniden değerleme oranının altında attığı için ilk dilim 190 bin, en az 521 bin TL olması gerekirdi; 400 bin TL'lik ikinci dilimin de 1 milyon 303 bin lira civarında olması gerekirdi. Öyle mi? Değil. Yani yıllık geliri 1 milyon 200 bin olan yani aylık 100 bin lira gelir elde eden bir kişi 65.000 TL daha fazla vergi ödüyor. Buradaki adaletsizlik bu teklifte maalesef giderilmemiş, giderilecek gibi de değil.
Genel olarak bütçeye baktığımız zaman da kaynakların nasıl verimsiz kullanıldığını ve etkin bir şekilde kullanılmadığını görüyoruz. Faize giden ödemelerin bir hayli yüksek olduğunu tekrar görüyoruz. Bakın, mayıs sonu itibarıyla 1 trilyon 262 milyar faiz ödemesi yaptık.
Biz Ramazan ve Kurban Bayramlarında emeklilere ne kadar ikramiye verdik? 130 milyar ikramiye verdik. Çok yetersiz, hepimiz bunu biliyoruz, arttırılması için mücadele ettik ama ayda 315 milyar bu bütçeden faize ödeme gidiliyor, ayda 315 milyar. Şimdi, hedef olarak bütçede 2 trilyon 742 milyar hedef gösterilmiş ama bunun katbekat üstünde bir faiz yüküyle karşı karşıya kalacağız.
Bakın, ben size bazı rakamlardan bahsetmek istiyorum. Kamu ödemelerinin gelişimine baktığımızda toplam kamu sektörü faiz ödemesinin 2025 yılında 3,5 trilyon olduğunu görüyoruz, 2026'da hesaplamalarımıza göre 4,9 trilyon olacak; bunun 3,98'i bütçeyle alakalı; Merkez Bankasının faiz gideri var, 1,7 trilyon; yerel yönetimlerin var, 110; KİT'lerin var, 55 milyar. Bakın, toplam bütün faiz giderlerine baktığımız zaman, finansman maliyeti olarak geniş tanımlı 7 trilyon 367 milyar faiz ödenecek. Bu, toplam vergi gelirlerimizin yüzde 53'üne tekabül ediyor. Burada kur farklarıyla ilgili bir sorunu tekrar vurgulamak istiyorum: 1,7 trilyon kur farkıyla karşı karşıya kalacağız. Yani bu bütçe borç, anapara, faiz ve kur farkı gideriyle sarmala girmiş durumda. Eğitime pay yok, sağlığa pay yok, gençlere pay yok, işsizliği giderecek bir hamle yok, kaynaklar buraya aktarılmıyor, yatırıma yeterli bütçe yok ama faize ödeme gitmeye devam ediyor. Toplam iç ve dış borç faiz ödemesi 14,8 trilyon değerli milletvekilleri. Bu borçla ilgili bu borcun vade bitimine kadar ödeyeceğimiz faiz 11,6 trilyon. Bu ülkenin buna dayanması mümkün değil. Buna bir an önce mutlaka önlem alınması gerekiyor.
Bakın, emeklilikte kademeyle ilgili bekleyenler var, değil mi? Taşeronda kadro bekleyenler var, staj ve çırak mağdurlarıyla ilgili düzeltme yapılması bekleniyor. BAĞ-KUR primiyle ilgili 7200 primin hayata geçmesi bekleniyor; bu teklifte, bunların hiçbiri, maalesef, yok ve gerekli düzeltmeler de yapılacak gibi değil. Emeklinin en düşük aldığı maaş 20 bin TL, asgari ücret 28.075 TL. Asgari ücrete ara zam bekleniyor. Şimdi, önümüzdeki dönemde çalışanlarla ilgili ve emeklilerle ilgili zam beklentisi var ama maalesef yeterli zam alınacak gibi görünmüyor. Derhâl hem asgari ücrete ara zam yapılmalı hem de en düşük emekli aylığı net asgari ücret seviyesine getirilmelidir. Bu konuyla ilgili de bizim önerimiz 39 bin TL idi; emekliler, çalışanlar, dar gelirliler bunu bekliyor.
Çiftçi, esnaf ve KOBİ'yle ilgili de bir düzenleme yok. Şimdi, baktığımız zaman KOBİ'lerin, esnafın sıkıntısı devam ediyor. Bu yaptığınız yapılandırmayla alakalı, yetmiş iki ay vadeye çıkmak esnafı rahatlatıcı, KOBİ'yi rahatlatıcı bir düzenleme değil. Yani, bu faiz yükünün kaldırılması mümkün değil; buradaki faizin dondurulması, silinmesi ve anaparanın taksitlendirilmesi yoluyla rahatlatılması gerekir çünkü finansmana da ulaşamıyorlar.
Maddeler üzerinde baktığımız zaman da burada 4'üncü madde var, engelli ve yaşlılara yönelik orman alanlarına rehabilitasyon merkezlerinin yapılmasıyla ilgili. 5.200 engelli tesislerde rahat etmek için bekliyor diyelim- yaşlılarla ve engellilerle ilgili konuşuyorum- fakat bu 5.200 kişinin kalabileceği şekliyle tesislerin yapılmadığı görülüyor. Şimdi, orman alanlarına bu tesislerin açılmasıyla ilgili şu mazeret etki analizinde belirtilmiş: "Kamulaştırma yapılacak alanlarda maliyet yüksek olduğu için orman bölgelerinde bu alanların rehabilitasyon merkezlerine, tesislerine açılması ve tahsis edilmesiyle ilgili düzenleme..." Bu, ormanların talan edilmesine yol açabilir. Şimdi "Devlet yapacak." deniliyor ama devlet yaptıktan sonra bu tesisleri üçüncü şahıslara, özel sektöre devredebilir kırk dokuz yıllığına. Şimdi, bu konulara da mutlaka dikkat edilmesi gerekir.
Bakın, yaşlı ve engellilerle ilgili gerekli düzenlemelerin yapılması çok çok önemli. Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonu'nun gelirlerinin yüzde 5'i yaşlılar ve engelliler için, Yaşlı ve Engelliler Genel Müdürlüğüne Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığında aktarılması gerekiyor. Baktığımız zaman, böyle bir aktarım olmuş mu? Maalesef olmamış. Bakın, Sayıştay raporundan ben size rakam veriyorum: Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığını 2024 yılı denetlemelerine göre dört yılda bu Genel Müdürlüğe yani yaşlılar ve engelliler için 644 milyon para aktarılması gerekirdi. Aktarılan tutar 258 milyon, aktarılmayan tutar 385 milyon TL. 5.200 kişi bekliyorsa o zaman buraya bu para aktarılması gerekiyorsa bu tesisler yapılabilirdi. Niçin aktarılmadı? Bunun cevabını ben Komisyonda da sordum, alamadım. Bunun nasıl denetlendiğiyle ilgili de sağlıklı bir bilgi yok. Şimdi, bakın, İçişleri Komisyonundan ilgililer burada, Sayın Bakan Yardımcısı da burada. Trafik cezalarının yüzde 50'si de Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonu'na gidiyor. Bu çok ciddi bir tutar.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayın lütfen.
CEVDET AKAY (Devamla) - Bitiriyorum Başkanım.
Bakın, 2026 bütçe hedefi 73 milyar TL iken en son mayıs sonu itibarıyla tahakkuk eden rakam 78 milyar, bunun da 26,8 milyarı tahsil edilmiş. Demek ki bunun 13 milyarı da bu fona aktarılmış. Şimdi, bu aktarılan tutarların nasıl kullanıldığını bilmiyoruz, bunlarla ilgili düzenlemeler yapılması lazım. Maddeler üzerinde konuşacağız ama 17'nci madde var, KDV istisnasının 2028 yılı sonuna kadar uzatılmasıyla ilgili depremden zarar gören alanlarla ilgili Çevre ve Şehircilik Bakanlığına ve Millî Eğitim Bakanlığına kullandırılan Maliye Bakanlığı aracılığıyla çok ciddi krediler var. Sırasıyla 670 milyar avro ve aşağı yukarı da 400 milyon dolar civarında. Bu kredilerin nasıl kullanıldığını bilmiyoruz, depremde zarar gören yerlerin nasıl tadil edildiğini bilmiyoruz, okullarla ilgili inşaat yapılması lazım, bunları da bilmiyoruz yani şunu ifade etmek istiyorum: Bu kanun teklifinde dar gelirliden, ücretliden, esnaftan, KOBİ'den yana bir düzenleme yok, maalesef yine ranttan yana düzenleme var, yeterli bir kanun teklifi değil; bu yüzden bu kanuna biz "hayır" diyoruz. (CHP sıralarından alkışlar)