| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 67 |
| Tarih: | 04.03.2026 |
YÜKSEL ARSLAN (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; söz konusu kanun teklifi tarım ve gıda alanına ilişkin düzenlemeler içerdiği için ülkemizin geleceği açısından önemli bazı hususlara dikkat çekmek istiyorum.
Bugün tarımı, gıdayı, ticareti ve ekonomiyi birbirinden bağımsız değerlendiremeyiz çünkü Türkiye yalnızca tarım ürünleri üreten bir ülke değil aynı zamanda dünyanın en önemli enerji, ticaret ve ulaşım koridorlarının merkezinde bulunan stratejik bir devlettir. Rusya'dan Avrupa'ya uzanan doğal gaz hatları, Azerbaycan'dan taşınan petrol, Orta Asya'nın enerji kaynakları ve Orta Doğu'nun zenginlikleri Türkiye üzerinden dünya pazarlarına ulaşmaktadır. Karadeniz'i Akdeniz'e, Kafkasya'yı Avrupa'ya, Orta Asya'yı Batı'ya bağlayan bu coğrafya ülkemize önemli avantajlar da sağlamaktadır.
Son yıllarda yaşanan küresel gerilimler ve İran merkezi bölgesel çatışmalar Türkiye'nin jeopolitik önemini daha da artırmıştır. Böylesine güçlü bir konuma sahip olan Türkiye'nin bu avantajlarını ekonomik kazanca dönüştürmesi de gerekir ancak bugün ticarette ve gümrük politikalarında bunun tam tersini yaşıyoruz. Elimizde bu kadar güçlü avantajlar varken hâlâ başkalarının koyduğu kurallara mahkûm edilmiş durumdayız. Avrupa Birliğiyle yürürlükte bulunan Gümrük Birliği Anlaşması nedeniyle eşit şartlarda rekabet etmeyen bir ülke konumuna düştük. Türkiye 96 yılında Gümrük Birliğine girdi, 2005 yılında Avrupa Birliğiyle tam üyelik müzakereleri başladı. Aradan geçen otuz yılın sonunda hâlâ aynı soruyu soruyoruz: Türk çiftçisi bu süreçte ne kazandı? Avrupa Birliği Kanada, Japonya, Singapur ve daha birçok ülkeyle serbest ticaret anlaşması imzalıyor, bu ülkelerle gümrük engellerini kaldırıyor ancak biz aynı ülkelere mal satarken onların gümrük duvarlarıyla karşılaşıyoruz çünkü Türkiye Gümrük Birliğini kabul etti ancak AB üyesi değil. Bu yüzden onlar bizim pazarımıza engelsiz girerken Türk üreticisi aynı imkânlardan yararlanamıyor. Bu yanlış politikaların en ağır bedelini Türk çiftçisi ve üreticisi ödemektedir. Türkiye hayvancılığın temel gizlilerinden biri olan soyayı sıfır gümrükle ithal etmektedir. Mısırda, ayçiçeğinde ve ham yağda düşük gümrük ithalatı kapıları açılmaktadır. Buna karşın, Türk çiftçisi ürettiği zeytinyağı, peyniri, domatesi, salçası ve birçok tarım ürünü Avrupa pazarında kota ve koruma duvarlarıyla karşılaşmaktadır. Avrupa kendi çiftçisini koruyor, peki, biz neden aynı kararlılığı kendi çiftçimiz için göstermiyoruz? Eğer çiftçimizi koruyamaz ve ithalata dayalı politikaları sürdürürsek yarın gıda konusunda başka ülkelerin insafına kalırız. Bu nedenle, Gümrük Birliği Anlaşması Türkiye'nin millî menfaatleri doğrultusunda yeniden ele alınmalıdır, Türk çiftçisini koruyacak düzenlemeler hayata geçirilmelidir.
Değerli milletvekilleri, sorun yalnızca dış ticaret anlaşmalarından ibaret de değil; Büyükşehir Yasası'yla birlikte binlerce köy mahalleye dönüştürüldü, köylerin tüzel kişilikleri ortadan kalktı, tarım alanı çok daraldı. AK PARTİ iktidara geldiğinde tarım nüfusu ülke nüfusunun yaklaşık yüzde 25'ini oluşturuyordu, bugün ise üretici nüfusu yaşlanıyor, gençler tarımdan uzaklaşıyor. Avrupa Birliğinin tuzağına düştüğümüzü ve bu politikalara gönüllü şekilde uyduğumuzu artık kabul edin. Tam yirmi yıldır tarımla ilgili fasıllar masada duruyor, işlerine gelen faslı açıp kapattılar. 12'nci fasıl "Gıda Güvenliği, Veterinerlik ve Bitki Sağlığı" faslıydı; açtınız, kapattınız. Sonuç ne oldu? Et ithalatı, süt üreticisi perişan, bitkisel üretimde ithalata bağımlılık artmış durumda. Peki, soruyorum: 11'inci fasıl "Tarım ve Kırsal Kalkınma" neden hâlâ açılmadı? 13'üncü fasıl "Balıkçılık" neden yirmi yıldır bekliyor? Madem Kıbrıs Rum kesimi ve Yunanistan vetosu var, 12'inci faslı açıp kapatmakta neden bu kadar acele ettiniz?
Değerli milletvekilleri, söz balıkçılıktan açılmışken ülkemizin yıllardır değerlendiremediği başka bir zenginliğe de dikkat çekmek istiyorum. Münhasır ekonomik bölge ilan etmediğimiz için Ege'de ve Akdeniz'de önemli gelir kaynaklarından yeterince yararlanamıyoruz. Orkinos balığı avlayamadığımız için yıllık 400, 500 milyon dolarlık...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - İlave süre veremiyorum.
YÜKSEL ARSLAN (Devamla) - Peki, teşekkür ediyorum.
Hayırlı akşamlar diliyorum. (İYİ Parti ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)