| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 67 |
| Tarih: | 04.03.2026 |
DEM PARTİ GRUBU ADINA SEMRA ÇAĞLAR GÖKALP (Bitlis) - Teşekkürler Sayın Başkan.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bir çocuğun sabah okul formasını değil de işçi tulumunu giymek zorunda kalması kader değildir. Bir çocuğun ders ziline değil fabrika vardiyasına yetişmeye çalışması kader değildir. Bir çocuğun oyun oynayacağı yaşta iş cinayetlerinde yaşamını yitirmesi de kader değildir. Bunların hiçbiri tesadüf değildir. Bunlar yoksulluğu büyüten, emeği değersizleştiren, eğitimi piyasanın ihtiyaçlarına göre şekillendiren siyasi tercihlerin sonucudur. 12 Haziran Dünya Çocuk İşçiliğiyle Mücadele Günü'nde bir kez daha görüyoruz ki Türkiye'de çocukların işçileştirilmesi münferit bir sorun değil iktidarın ekonomik ve toplumsal politikalarının ürettiği yapısal bir sonuçtur. İSİG Meclisinin verilerine göre yalnızca 2025 yılında en az 94 çocuk çalışırken yaşamını yitirmiştir. Son on üç yılda ise en az 852 çocuk iş cinayetlerinde hayatını kaybetmiştir. İki gün önce Ağrı merkezde bir inşaatta çalıştırılan 16 yaşındaki Tunahan Kaya çalıştığı inşaattan düşerek hayatını kaybetti. Tunahan'ın fotoğrafına bakıp da insanlığından utanmayanların işlediği bir cinayettir bu. Bu çocukları öldüren şey yalnızca makineler, iş kazaları ya da inşaatlar değildir, bu çocukları öldüren şey çocukları ucuz iş gücü olarak gören anlayıştır, bu çocukları öldüren şey sermayenin kârını çocukların yaşam hakkından daha değerli gören düzendir.
Değerli milletvekilleri, çocuk işçileştirilmesi ile çocuk yoksulluğu birbirinden ayrı düşünülemez. Bugün milyonlarca çocuk yeterli beslenememekte, eğitim materyallerine ulaşamamakta, sosyal ve kültürel yaşama katılamamaktadır. Yoksulluk derinleştikçe çocuklar eğitimden kopmakta, eğitimden kopan çocuklar ise eğitim sömürüsünün içerisine çekilmektedir. Yüz yıldır süregelen yoksullaştırma politikalarıyla kürdistan coğrafyasında binlerce çocuk ailesiyle birlikte mevsimlik tarım işçiliğine göç etmekte, inşaat ve fabrikalarda çalışmak için okuldan kopmaktadır. Ana dilinde eğitim hakkından mahrum bırakılan ve nitelikli eğitime erişemeyen Kürt çocukları yoksulluk nedeniyle erken yaşta çalışma yaşamına sürüklenerek çok katmanlı bir eşitsizlik içinde yaşamaktadır. Bu eşitsizlikler yalnızca ekonomik değil aynı zamanda siyasal ve toplumsal niteliktedir.
Sayın Başkan, iktidar uzun süredir çocukların işçileştirilmesini ortadan kaldırmak yerine onu farklı biçimlerde yeniden üretmektedir, MESEM uygulamaları bunun en açık örneğidir. "Eğitim" adı altında yüz binlerce çocuk haftanın büyük bölümünü iş yerlerinde geçirmektedir, çocuklar öğrenci olarak değil ucuz iş gücü olarak görülmektedir. Yaşamını yitiren çocuklar arasında çok sayıda MESEM öğrencisinin bulunması da bu sistemin çocukları korumadığını açıkça göstermektedir. Bir ülkenin eğitim politikası, çocukları fabrikalara hazırlıyorsa orada eğitimin değil piyasanın ihtiyaçları esas alınmış demektir. Biz çocukların patronlara değil yaşama hazırlanmasını savunuyoruz. Biz, çocukların rekabetin nesnesi değil özgür ve demokratik bir toplumun öznesi olarak yetişmesini savunuyoruz.
Değerli milletvekilleri, yoksulluk ve eğitim sisteminin dışına itilme çocukları yalnızca emek sömürüsüne değil Daltonlar, Casperlar ve Çirkinler gibi yeni nesil suç örgütlerinin, uyuşturucu ağlarının ve çeşitli istismar mekanizmalarının da açık hedefi hâline getirmektedir. Bu organize yapılar çocukları iş yerlerini kurşunlamadan tetikçiliğe kadar uzanan ağır suç faaliyetlerinin içine çekmektedir. Suça sürüklenen çocuk sayısındaki dramatik artış aslında sosyal devletin çocuklar karşısındaki başarısızlığının göstergesidir. Çocuklar suçun faili değil bu düzenin mağdurlarıdır. Bu nedenle meseleyi güvenlikçi politikalarla değil çocuk hakları perspektifiyle yaklaşmak zorundayız. Çocukların yaşam hakkını koruyan, bilimsel, demokratik ve anadilinde eğitim hakkını güvence altına alan, yoksulluğu ortadan kaldıran, eşit ve kamusal eğitimi güçlendiren politikalar geliştirmek zorundayız. Çocuklar bu ülkenin geleceğinin teminatı veya yarının yetişkinleri değil bugünün özneleri ve eşit yurttaşlarıdır. Onların emeğini sömüren, yaşamını tehlikeye atan, eğitim hakkını elinden alan her politika çocuk haklarına karşı işlenmiş bir ihlaldir. Bu nedenle, çocuk işçileştirilmesinin gerçek boyutlarının, çocuk iş cinayetlerinin nedenlerinin, çocuk yoksulluğuyla çocuk işçiliği arasındaki ilişkinin, MESEM uygulamalarının sonuçlarının ve çocuklara yönelik kamusal politikaların araştırılması amacıyla verdiğimiz araştırma önergesine destek vermenizi bekliyoruz. Çocukların çalışmak zorunda bırakılmadığı, iş cinayetlerine kurban edilmediği, yoksulluk nedeniyle hayallerinden vazgeçmek zorunda kalmadığı demokratik ve adil bir yaşam için hepinizi sorumluluk almaya davet ediyorum.
Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)