GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:100
Tarih:10.06.2026

SERKAN SARI (Balıkesir) - Teşekkürler Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, tarım kanunuyla ilgili gündemimiz yoğun. Ben de şeker pancarıyla ilgili, şeker üretimiyle ilgili 19'uncu madde üzerine söz almış bulunuyorum.

Ne yazık ki yıldan yıla AKP'nin uygulamış olduğu politikalarla şekerin tadı kaçtı, vatandaşımız şekere ulaşmakta zorlanıyor, üretim her geçen gün geriliyor. Bugün şeker üretimi yapan çiftçiye şayet yeterince destek olamaz ve onun üretimine katkı sunamazsak yarın öbür gün üretim yapacak çiftçi de bulamayacağız. Bugün düzenlemede gündeme gelen maddelerden 18'inci, 19'uncu ve 22'nci maddede şeker üretim alanlarının belirlenmesi, şeker taban fiyatının belirlenmesi... Fabrikalara özel şeker üretim alanları tespit edilerek o alanlarda sadece üretim yapılacak ve bu üretici başka bir fabrikaya ürünü veremeyecek. Bu sınırlamayla beraber şeker üretiminin planlanması öngörülmekte. Aslında bakarsanız temelde planlama doğru ve yerinde ama yetersiz çünkü tek sorun şeker üreticisinin, oradaki çiftçinin, köylünün neyi ne zaman üreteceği değil, bu üretimin maliyetinin nasıl düşürüleceği. Ürettiği ürün karşılığında elde edeceği katma değerin, kârın nasıl artırılacağı. Biz, görüyoruz ki, Türkiye'de bu anlamdaki planlamalar kişileri, şirketleri, sermayeyi kalkındırma üzerine kurulu.

Şimdi, bu teklifte evet, alan sınırı yapılıyor, taban fiyatı belirleniyor. Peki, bu denetimler yapılmazsa ne olacak? Geçtiğimiz yıllarda taban fiyatı 3.100 liraydı ama özel sektöre ait olan fabrikalar piyasadan 1.500-2.000 liraya şeker pancarı alarak piyasadaki haksız rekabete ve çiftçilerin bir kısmının da zarar etmesine sebebiyet verdi. Bunu, piyasayı denetlemezsek koyduğumuz kuralların, kanunların hiçbir anlamı kalmıyor. Alanın içerisindeki üretimin yeterliliğinin, bu üretimin karşılığında ve açıklanan taban fiyatın gerçekçiliğinin ve uygulamasının da iktidar tarafından denetlenmesi gerekiyor. Bunun garantörü AKP iktidarı ve Tarım Bakanlığı olmalı. Ama bakıyoruz ki, taban fiyat uygulamasıyla ilgili açıklamalar yapılıyor. Domates üreticisi için de açıklama yapıldı, tarlada kaldı domatesler. Açıklanan fiyatın yarısına domates üreticisi ürününü satamaz oldu. Yapılan sözleşmeler boşa çıktı, Tarım Bakanlığı ve AKP iktidarı gene ilgisiz, alakasız, kulaklarını tıkayarak kör, sağır, dilsiz şekilde çiftçi ile üreticiyi karşı karşıya bıraktı. Tabii ki mağdur olan, gene, her zaman olduğu gibi köylümüz, üreticimiz oldu.

Balıkesir'den örnek vermek istiyorum ben şekerpancarıyla ilgili. Balıkesir'de de şeker fabrikası var, TÜRKŞEKER tarafından işletiliyor. Bu şeker fabrikası sizin uygulamalarınızla bölgedeki katma değer üretme kapasitesini kaybetti. 2002 yılında AKP tarafından açıklanan, 14 polar taban fiyatı kaldırıldı ve ne yazık ki piyasa kendi hâline bırakıldı. Bu sebeple de o günden bugüne üretim geriye düştü. 2017 yılında yeniden taban fiyat açıklandı, 12 polar taban fiyat. Bu, bölgede bir heyecan yarattı. Yani, 2017 yılında, normalde, 4 bin ton, 5 bin ton giden üretim 44 bin tona çıktı, 10 kat arttı neredeyse ama devamında bu taban fiyatı yeterli gelmediği için, maliyetleri karşılamadığı için üretimden kopan çiftçi, 2025 yıllığına baktığımızda, 3.877 ton üretir hâle geldi. Üretim kapasitesinin 90'ını kullanamaz durumda şu anda Balıkesir'deki çiftçimiz, üreticimiz. Bu düşüşün sebebi: Üreticinin beklentisini karşılayamamak, üretim maliyetine karşılık gelecek bir taban fiyatı açıklayamamış olmaktır. Balıkesir'de Bandırma, Manyas, Susurluk, Erdek, Balya, Burhaniye, Bigadiç, Kepsut, Savaştepe şeker pancarı üreten ilçelerimizdi. Burada binlerce çiftçimiz üretim yapıyordu geçmiş yıllarda. Balıkesir üzerinden örnek veriyorum, yirmi yıl evvel Balıkesir'de, 2006 yılında, 7.554 üretici çiftçi vardı, şeker pancarı üreten çiftçi vardı, bugüne geldiğimizde, bu 7.554 sayısı kaça düştü derseniz? 624'e, neredeyse onda 1'ine düşmüş durumda. Bölgede önemli bir katma değer yaratan şeker üretimi aldığınız yanlış politikalar ve kararlarla ne yazık ki her geçen gün yok oluyor. Bu fabrika da zarar ederek kapanmak zorunda kalacak. Bununla ilgili birtakım tedbirler almamız gerekiyor. Burada yapmış olduğumuz yasal düzenleme; evet, çok güzel, çok yerinde ama yetersiz. Denetimleri yapmadığımız sürece sektörde disiplin sağlamamız mümkün değil. Yurt dışından nişasta bazlı şeker (NBŞ) denetimleri yetersiz. Bu anlamda, sanayide kullanılan, üretimde kullanılan NBŞ ve mısır şurubuyla da ilgili bir sıkı denetim yapılmıyor. Bu denetimler yapılmadığı için de sentetik şekerin kullanımı artıyor, doğal şeker ihtiyacı da her geçen gün azalıyor ve bu sebeple de ne yazık ki çiftçi her geçen gün daha da geriliyor, üretim her geçen gün daha da azalıyor. Bunun önemli sebeplerinden biri de daha önce bağımsız Şeker Üst Kurulu vardı, siz iktidara geldiniz, bunu kapattınız.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, devam edin.

SERKAN SARI (Devamla) - Teşekkür ediyorum.

Bağımsız Şeker Üst Kurulu yerine Bakanlığa bağlı bir daire başkanlığı kuruldu; tabii, bu da sizin talimatlarınızla çalışan bir kurum hâline geldi. Bağımsız kurumken bu kuruma itirazlar yapılabiliyor, sendikalar tarafından, üreticiler tarafından dava açılarak hakları, hukukları savunulabiliyordu ama bugün geldiğimiz noktada Bakanlığın izni olmadan bu Bakanlığın daire başkanlığına dava açılıp itiraz dahi edilemiyor.

Bu sebeple, şeker fabrikalarımızın değerini bilmeliyiz. Şeker fabrikalarımız cumhuriyetin ilk sanayi kalkınması, İzmir İktisat Kongresi'nin aldığı en önemli kararlardan biriydi. Türkiye'de 32 tane şeker fabrikası açıldı 1926 yılından bugüne, bunları bir bir sattınız; bugün baktığımızda kamunun elinde sadece 14 şeker fabrikası kaldı, 18'i özelleşmiş durumda veya kooperatifler tarafından işletiliyor.

Şeker pancarı, fabrikasıyla ekonomiye katkı sağlayan, istihdama önemli kaynak sağlayan, mısırın, buğdayın 5 katı personel, işçi çalıştırılması gereken, doğaya oksijen katkısı sağlayan birer üründür.

Teşekkür ederim Başkanım. (CHP sıralarından alkışlar)