GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:100
Tarih:10.06.2026

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu kürsüden sadece çiftçinin değil soframızdaki ekmeğin, içtiğimiz suyun, geleceğimizin sesi olmak için konuşuyorum. Türkiye tarımı tarihinin en ağır krizlerinden birini yaşamaktadır. Çiftçi üretiyor ama ürettiğinin karşılığını alamıyor, köylü üretiyor ama emeğinin hakkını alamıyor, üretici alın teri döküyor ama kazanan ne yazık ki üretici değil, ithalat yapılan ülkeler oluyor, lobiler oluyor. Bir taraftan, tarım toprakları beton bloklarına teslim edilirken, madenciliğe açılırken; diğer taraftan ormanlarımız talan ediliyor. dağlarımız, derelerimiz, sulak alanlarımız, ovalarımız uluslararası maden şirketlerine açılırken, üretim alanlarımız daralırken, iktidar hâlâ "Üretin." demeye devam ediyor. Nasıl üretecek çiftçi, söyler misiniz? Üretilen ürün tarlada kalınca bu iktidar nerede acaba? Çiftçi zarar ettiğinde bu Bakanlık nerede acaba? Hasat zamanı geldiğinde neden ithalat kapıları sonuna kadar açılıyor?

Bakınız, kentim Adana'da ve Çukurova'da karpuz hasadı başlayacak, turfanda karpuzdan çiftçi biraz kazanç sağlayacak, hemen mısırdan ithalat yapıyorsunuz. Yine, buğday hasadı başlayacak, savaş hâlindeki Ukrayna'dan buğday ithal ediyorsunuz; pirinci Çin'den, Amerika'dan ithal ediyorsunuz. Yine, pamuk hasadı başlayacak, Amerika'dan, Kanada'dan pamuk ithal ediyorsunuz. Çiftçinin alın teri daha kurumadan ithalat gemileri kapıya dayanıyor.

Değerli milletvekilleri, Türkiye köylüsü eli böğründe beklerken siz, yerli ve millî olduğunu iddia edenler yabancı köylüye kazandırıyorsunuz arkadaşlar. Sevsinler sizin yerliliğinizi ve millîliğinizi!

Değerli milletvekilleri, bir taraftan çiftçiye sabır tavsiye ediyorsunuz ama herhangi bir desteklemede bulunmuyorsunuz; Mısırlı, Ukraynalı, Amerikalı çiftçiyi kazandırmaya devam ediyorsunuz. Bugün 1 ton buğdayın üretim fiyatı 24.500 liraları bulurken, sizin açıklamış olduğunuz taban fiyatı 16.500. Yahu, Allah'tan korkun, bu aradaki zararı çiftçi nasıl karşılayacak arkadaşlar? Yine, destekleme hariç arpanın ton fiyatını 12.750 lira olarak belirlediniz arkadaşlar. "Sen üret ama zarar et." diyorsunuz çiftçiye, "Sen çalış ama kazanma." "Sen ek ama borçlan." diyorsunuz. Böyle bir tarım ülkesi olabilir mi arkadaşlar, soruyorum size, böyle bir üretim modeli sürdürülebilir mi?

Değerli arkadaşlar, bugün kafelerde, restoranlarda bir bardak portakal suyunun fiyatı 200 lira ile 400 lira arasında ama benim kentim Adana'da şu anda ne yazık ki limon bahçeleri sökülüyor arkadaşlar, portakal, greyfurt bahçeleri sökülüyor; buna neden sahip çıkmıyorsunuz? Bunları konuşmak gerekmiyor mu? Ülkemizin gıda güvenliği tehlike altında arkadaşlar, buradan iktidara soruyorum: Çiftçi üretmezse kim üretecek? Köylü toprağını terk ederse bu ülkenin gıdasını kim sağlayacak arkadaşlar? Pandemide bunu yaşamadık mı? Tarımın ne kadar önemli olduğunu hâlâ idrak edemedik mi?

Bir başka önemli konu, çiftçinin yasal hakkı olan ve Tarım Kanunu'nun 21'inci maddesinde çok açık olarak "Tarımsal desteklemenin programları, çiftçi için ayrılacak kaynak gayrisafi yurt içi hasılanın yüzde 1'inden az olamaz." deniliyor. Peki, siz ne yaptınız? 2026 yılı için çeşitli hesaplamalara göre çiftçiye verilmesi gereken destek yaklaşık 722 milyar liraydı, bütçeden ayrılan destekse 168 milyar. Yani 600 milyar liralık devasa bir farkı çiftçinin cebinden aldınız ve ona ödemediniz, 6 katı kadar çiftçiyi zarara soktunuz arkadaşlar. Arada yine, 2007 ve 2026 yılları arasında tarıma verilmesi gereken destek 2 trilyon 671 lira iken bu yıllar arasında fiilen ödenen destek 686 milyar lirada kalmıştır. Çiftçinin alın teriyle hak ettiği ve kanundan doğan bu hakkı maalesef hâlâ ödenmiyor, ödemeyi de düşünmüyor musunuz? Çiftçinin anasının ak sütü gibi helal olan bu alacağı neden ödenmiyor arkadaşlar? Kanunun çiftçi için uygulanmayacaksa kim için uygulanacak?

Yine, mevsimlik tarım işçileriyle ilgili az önce konuşuldu. Temiz su, barınma, ısınma, çocukların eğitim alma hakkı göz önünde bulundurulmuyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, devam edin.

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Devamla) - Tamamlıyorum Başkanım.

Barınma hakları, eğitime erişim, temiz suya erişim, temiz gıdaya erişim hakları da tarım işçileri için sigortalılık hakları mutlaka sağlanmalıdır. Mustafa Kemal Atatürk boşuna "Köylü milletin efendisidir." dememiştir çünkü biliyordu ki tarım bağımsızlıktır, tarım millî güvenlik meselesidir, tarım vatan toprağının geleceğidir. Bugün çiftçi yalnız bırakılırsa yarın sofralarımız boş kalacaktır. Biz ithalatı yabancı çiftçiyi destekleyen değil, yerli ve millî olduğunu iddia eden bu iktidarın kendi çiftçimizi desteklemesi konusunda bir kez daha uyarımı yapıyorum. Unutmayın ki çiftçiyi yaşatmak ülkeyi yaşatmaktır.

Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)