| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 99 |
| Tarih: | 09.06.2026 |
DEM PARTİ GRUBU ADINA SERHAT EREN (Diyarbakır) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bazı davalar vardır yalnızca sanıkları değil, adalet duygusunu aşındıran karanlığı da ortaya çıkarır; Bilal Gezer ve Sinan Toprak dosyası da böyle karanlık bir dosyadır. Adalet Bakanlığı geçtiğimiz günlerde "Toplum vicdanında iz bırakan her olay alanımızdadır." dedi. Peki, on iki yıl boyunca sessiz bırakılan bu dava toplumun vicdanında iz bırakmıyor mu? Bilal Gezer ve Sinan Toprak 6-8 Ekim tarihlerinde yaşanan Kobani protestolarında Mardin Dargeçit'te katledildiler. Aradan on iki yıl geçti, dün görülen davada yargılanan sanıkların 5'i de beraat etti. Aslında "Yargılandılar." demek doğru değil, on iki yıl boyunca ellerini kollarını sallaya sallaya toplumun içerisinde dolaştılar. Bu dosyada yalnızca hakikat geciktirilmedi. Delillerin peşine düşülmesi gereken her aşamada ihmaller, eksiklikler ve cezasızlık duvarı karşımıza çıktı. Silahlar çamaşır makinelerinde ve çöp kutularında bulundu. Hatta sanıklardan biri arama esnasında "Çocuğumu okula götürüyorum." diye iş yerine gidiyor ve iş yerindeki silahını saklamaya çalışırken, oradan çıkarmaya çalışırken suçüstü yakalanıyor. Yine, cinayet esnasında ve cinayet sonrasında HTS kayıtları 5 sanığın arasındaki telefon trafiğini çok açık bir şekilde ortaya koyuyor. Tanıkların ifadelerine göre sokak ortasında uzun namlulu silahlarla dolaşan ve "Sırada kim var, kimi geberteyim?" diyen sanıkların hiçbir gözaltına alınmıyor. Gözaltına alınanlar da çok rahat bir şekilde serbest bırakılıyor. Daha vahim olanı TEM Şube polislerinden biri cinayet esnasında ve cinayet sonrasında bu sanıklarla çok yoğun bir telefon trafiği yaşıyor. Yine, daha vahim olaylardan biri bir TEM Şube Müdürü delillerin saklandığı iddia edilen derneğe baskın yapılmadan önce sanıklara haber veriyor, dernek yöneticilerine haber veriyor. Sanıkların yurt içi ve yurt içi bağlantıları hiçbir şekilde araştırılmıyor. Yine, bütün bunlar, bütün bu deliller ortadayken mahkeme bu delilleri araştırma gereği bile duymuyor. Olayı aydınlatacak kamera ve görüntülere müdahale ediliyor. Bu görüntülere yapılan müdahalelerin ortaya çıkarılması konusunda avukatlar ısrarla talepte bulunuyorlar ama mahkeme bunu da değerlendirmiyor. Mahkemenin keşif yapması konusunda çok yoğun talepler oluyor ama mahkeme bu keşif talebini reddediyor. Avukatlar ve aileleri uzun yıllar boyunca kendi imkânlarıyla bu delilleri toplamaya çalışıyorlar. Son durumda, bu dosyada savcı son duruşmada sanıkların cezalandırılmasını ve tutuklanmasını talep ediyor ama maalesef, mahkeme bunların beraatine karar veriyor. On iki yılın sonunda geriye kalan sadece iki gencin mezarı değil, adalete duyulan güvenin tamamen kaybolduğu bir tablo oldu.
Değerli milletvekilleri, bir tarafta Kobani protestoları sırasında iktidarın gölgesine sığınarak suç işleyip beraat edenler var, diğer tarafta ise beraati beklerken gençliğini cezaevinde tüketen adı gibi mazlumlar var. Mazlum İçli, Kobani protestoları gerekçesiyle gözaltına alındı, iddia makamı beraatını talep etti ama mahkeme cezalandırılmasına karar verdi. Mazlum İçli, olayın yaşandığı esnada Diyarbakır'ın 140 kilometre ötesindeki bir düğünde ve aslında benim de davetli oldum ama gidemediğim o düğünde müzisyenlik yaptığı hâlde ve müzisyenlik yaptığı video kayıtlarında, görüntülerde olmasına rağmen maalesef bir kurban gerekiyordu ve Mazlum İçli cezalandırıldı.
Yine, Hasan Uyanık var. Olay yerine 7 kilometre uzakta olmasına rağmen, on iki yıldır cezaevinde.
Öte yandan yine Kobani olayları gerekçe gösterilerek Sayın Selahattin Demirtaş, Sayın Figen Yüksekdağ ve birçok arkadaşımız yıllardır cezaevindeler. Buradan Adalet Bakanlığına sesleniyorum: Yargıyı bir kesim için zırha, bir kesim için ise kılıca dönüştürmekten vazgeçin.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, devam edin lütfen.
SERHAT EREN (Devamla) - Hakikatin üzerini örterek toplumsal barışı inşa edemezsiniz. Bir kesim için kalkan olan, diğer kesim için prangaya dönüşen bir yargıyla ne toplumsal barış kurulabilir ne de ortak bir gelecek inşa edilebilir. Adalet duygusu aşındıkça kaybeden yalnızca mağdurlar değil toplumun bizatihi kendisidir çünkü ayarıyla oynanmış teraziler hüküm dağıtabilir ama asla adalet dağıtamazlar.
Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)