| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 98 |
| Tarih: | 03.06.2026 |
YÜKSEL ARSLAN (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan kanun teklifinin 5'inci maddesi üzerinde söz almış bulunuyorum. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Söz konusu maddeye ilişkin herhangi bir şerhimiz yoktur ancak teklifin bütününe baktığımızda, tarım ve hayvancılığın içinde bulunduğu derin krize çözüm üreten bir yaklaşım göremiyoruz. Bu nedenle her fırsatta dile getirdiğim önemli bir sorunu bir kez daha gündeme getirmek istiyorum: Bilindiği üzere 6360 sayılı Büyükşehir Yasası'yla köylerimiz mahalleye dönüştürülmüş, ardından 7254 sayılı Kanun'la kırsal yerleşik alan uygulamasının önü açılmıştır. Bu dönüşüm kırsalda ciddi hukuki, idari ve ekonomik sorunlara yol açtı, köylünün toprağı bir anda üretim alanı olmaktan çıkıp yatırım aracına döndü. Köylerimiz mahalleye dönüştürülmeden önce Millî Emlak tarafından satılan hazine arazilerinde köylüye avantaj sağlanıyor, köylünün imkânlarına göre rayiç belirleniyor, böylece köylü kendi ektiği, kendi bölgesindeki araziyi kendi satın alabiliyordu; bugün ise aynı taşınmazlar şehir arazisi gibi değerlendirilerek şehir merkezlerindeki rayiç bedeller esas alınıyor, böyle olunca da köylümüz rekabet etmesi mümkün olmayan fiyatlarla karşı karşıya kalıyor ve kendi toprağını satın alamaz hâle geliyor. Sonuç olarak, hayvancılık geriliyor, tarım zayıflıyor, köy boşalıyor. Bu gidişat devam ederse hem köylümüz topraksız kalacak hem de köylerimizin sosyal dokusu zarar görecek. Üstelik boşalan köylerin meraları ve gelişim alanları sessiz sedasız TOKİ'ye devredilmişti; rant büyümüş, üretici küçülmüştür. Oysa Selçukludan Osmanlı'ya, Osmanlı'dan cumhuriyete kadar meralar kamu malı kabul edilmiştir, mülkiyeti devlete, kullanımı da millete ait olmuştur çünkü bu toprakların insanı iyi biliyor ki mera satılırsa bereket biter, bereket biterse millet zayıflar. Günümüzde ise "kamu yararı" adı altında birçok bölgede verimli tarım arazileri betonlaşmış, su havzaları madencilik baskısıyla karşı karşıya kalmış ve kırsal üretim alanları giderek küçülmüştür.
Sonuç olarak, 2002 yılında 41 milyon hektar olan tarım alanlarımız bugün 38 milyon hektara gerilemiştir. 2009 yılında 1 milyonu aşan BAĞ-KUR'a kayıtlı çiftçi sayısı 2024 yılı itibarıyla 413 bin seviyesine kadar düşmüştür. 2025 yılında Türkiye ekonomisi yüzde 3,6 büyürken tarım sektörü yüzde 8,8 küçülmüştür. Buna karşılık inşaat sektörü ise yüzde 10 üzerinde büyümüştür. Kısacası üretim küçülmüş, beton büyümüştür.
Değerli milletvekilleri, bir zamanlar kendi kendine yeten Türkiye, bugün en temel tarım ürünleri dâhil dışa bağımlı hâle geldi. Şeker pancarında dünyanın önde gelen üreticileri arasında yer almamıza rağmen üreticimiz artan maliyetler altında ezilmektedir. Bu gidişat devam ederse şeker pancarında da tamamen dışa bağımlı hâle geleceğiz. Ülkemizde çeltik üretimi ise yaklaşık 1 milyon ton seviyesinde olmasına rağmen pirinçte kendine yeterlilik oranımız yüzde 80 civarındadır yani tükettiğimiz her 5 kilogram pirincin yaklaşık 1 kilogramını ithalat yoluyla karşılamak zorunda kalıyoruz. Sormak gerekiyor: Türk çiftçisi tarlasını terk ederken Amerika'nın, Rusya'nın ve diğer ülkelerin çiftçileri nasıl ayakta kalabiliyor? Sorun çiftçimizde değil, çiftçiyi üretimden uzaklaştıran yanlış tarım politikalarındadır.
Buğdayda da benzer bir tabloyla karşı karşıyayız bugünlerde. Toprak Mahsulleri Ofisi 16.500 lira buğday alım fiyatını açıklamış, çiftçimiz hayal kırıklığına uğramıştır, üreticisi perişan edilmiştir. Bugün mazotun litresinin 76 liraya dayandığı bir ortamda çiftçimiz yine de toprağını terk etmiyor. Bu ağır şartlar altında üretmeye devam eden çiftçilerimiz için somut adımlar atılması beklenir ancak kanun teklifini incelediğimizde tarım sektörünün temel sorunlarına çözüm üreten herhangi bir düzenleme göremiyoruz. İktidarın tarım politikalarında yaklaşımını Avrupa Birliği uyum sürecinde tarımla ilgili fasıllarda da görmek mümkündür. Tarımla ilgili 3 fasıl yalnızca...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
YÜKSEL ARSLAN (Devamla) - Son konuşmacıyım herhâlde Başkanım, kısa bir şey hemen...
Tarımla ilgili...
BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?
YÜKSEL ARSLAN (Devamla) - Peki, hayırlı akşamlar diliyorum, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (İYİ PARTİ ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)