| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 98 |
| Tarih: | 03.06.2026 |
MEHMET MUSTAFA GÜRBAN (Gaziantep) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan kanunun 4'üncü maddesi üzerine söz almış bulunuyorum.
Kanun teklifinin bazı maddeleri şeker pancarı üretimiyle alakalı, mevcut maddeler yalnızca şekerpancarını da ilgilendirmiyor, bu teklif Türkiye tarımının geleceğini ilgilendiriyor. Bugün çiftçilerimiz üretmekten vazgeçiyor; mazot pahalı, gübre pahalı, tohum pahalı, sulama pahalı, borç ağır. Şimdi çiftçinin önüne yeni engeller çıkarılıyor. Kendi tarlasına ne ekeceğine çiftçi karar veremeyecek, şirket ne derse o olacak, Bakanlık ne derse o olacak. Çiftçi sözleşme yapmazsa ceza alacak, üretirse ceza alacak, ekerse ceza alacak. Peki, üretmeyen çiftçi ne yapacak? Köyler neden boşalıyor? Gençler neden tarımdan uzaklaşıyor? Çiftçi neden her yıl biraz daha toprağından kopuyor? Bir tarafta üreticiye ağır cezalar var, diğer tarafta büyük şirketlere kolaylıklar var. Çiftçi cezalandırılıyor, şirketler korunuyor. Türkiye gıda enflasyonunda dünyanın en sorunlu ülkeleri arasında yer alıyor, market fiyatları artıyor, vatandaş pahalı gıdaya mahkûm oluyor. Böyle bir dönemde yapılması gereken üretimi sınırlandırmak değildir, yapılması gereken çiftçiyi desteklemektir, yapılması gereken maliyetleri düşürmektir, yapılması gereken toprağı korumaktır. Tarım olmadan gıda olmaz, gıda olmadan bağımsızlık olmaz. Çiftçisini kaybeden ülke geleceğini kaybeder.
Sayın milletvekilleri, geçtiğimiz günlerde Kurban Bayramı'nı idrak ettik. Bayramlar paylaşmak, dayanışmak ve aynı sofranın etrafında buluşmaktır ancak bugün ne yazık ki milyonlarca vatandaşımız için bayram sevinci yerini geçim kaygısına bırakmıştır. Eskiden bayram geldiğinde evler dolar, sofralar büyür, çocuklar neşe içinde evin içinde koşuşturdu. Bugün birçok ailemiz, bırakın bayram alışverişini, mutfağındaki temel ihtiyaçları karşılamakta zorlanmaktadır. Özellikle emeklilerimiz ve sabit gelirli vatandaşlarımız için bu bayram da çok ağır geçti. Yıllarca bu ülkeye hizmet etmiş emeklilerimiz torunlarına harçlık veremedi, birçoğu kendi ihtiyaçlarını karşılamakta zorlandı. Asgari ücretli, memur, dul ve yetim aylığıyla geçinen vatandaşlarımız her geçen gün biraz daha yoksullaşıyor.
Değerli hazırun, vatandaşlarımız bu bayramda kurban alamadı, vatandaşlarımız bu bayram evine et sokamadı, yaşlılarımız bu bayram torunlarına harçlık veremedi, misafirlerine ikram etmek için alınan şekeri, çikolatayı alamayan oldu. Bayram geleneklerimiz bile artık dar gelirli vatandaşlarımız için lüks hâline geldi. Bakınız, 2018 yılında emeklilere verilen ilk bayram ikramiyesi bin liraydı. O günkü şartlarda bu ikramiyeyle bir kurban hissesine ortak olmak mümkündü. Emekli bayram ikramiyesiyle kurban ibadetine emeklilerimiz katkı sağlıyordu. Bugün aynı ikramiyenin alım gücü erimiş, bayram ikramiyesiyle ancak birkaç kilo kıyma alınabilir hâle gelmiştir. Bir zamanlar kurban hissesi alabilen para, bugün yaklaşık 4 kilo kıyma karşılığına düşmüştür.
Değerli milletvekilleri, bir ülkenin gerçek refahı yalnızca büyüme rakamlarıyla ölçülmez, insanların bayram sabahına umutla uyanıp uyanamadığıyla da ölçülür. "Şu kadar çeyrektir büyüyoruz, yine büyüdük." deniliyor ancak vatandaş bayramı borç düşünerek geçiriyor. Hangi büyümeden bahsediyoruz? TÜİK verileri bize ailelerin küçüldüğünü gösteriyor ancak mesele yalnızca küçülen haneler değil, asıl mesele küçülen gelirler, küçülen umutlardır. Sofralar küçülüyor çünkü vatandaşların alım gücü küçülüyor. Bayram ziyaretleri azalıyor çünkü vatandaş ulaşım masrafını dahi düşünmek zorunda kalıyor.
Bizim hayalimiz, vatandaşın yeniden aynı sofranın etrafında buluşabildiği, emeklinin torunlarına harçlık verebildiği, gençlerin geleceğe umutla bakabildiği bir Türkiye'dir. Bunun yolu da günü kurtaran politikalar değil, üretimi artıran, gelir adaletini güçlendiren ve refahı toplumun tüm kesimlerine yayan bir kalkınma anlayışından geçer. Emeklinin, işçinin, memurun ve dar gelirlinin bayramı bayram gibi yaşayamadığı yerde sosyal adaletten söz edilemez. Bu nedenle, vatandaşın mutfağına, cebine ve sofrasına bakın. Rakamların değil, milletin sesini dinleyin. Güçlü devletsek...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)