| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 98 |
| Tarih: | 03.06.2026 |
ADALET KAYA (Diyarbakır) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Sizlerin ve çalışmalarımızı takip eden değerli yurttaşların geçmiş bayramlarını bir kez daha kutluyorum. Buna bayram boyunca Diyarbakır'da esnafla, çiftçiyle, gençlerle, hatta hastanede yatan hastalarla bir araya geldik ve onların taleplerini, sorunlarını dinledik. Amed halkının öncelikli beklentisi demokratik toplum sürecine dair yasal düzenlemelerin daha fazla vakit kaybetmeden bir an evvel hayata geçirilmesi. Bunu da sıcağı sıcağını sizlerle paylaşmak istedim sizin gündeminize de sunmak isterim.
Şimdi, üzerine söz aldığım düzenleme çeltik ekim alanlarının yerleşim yerlerine olan mesafesinin 500 metreden 50 metreye düşürülmesini planlıyor. Hepimiz biliyoruz, çeltik üretimi yoğun su kullanımına dayalı ve durgun sularda sivrisinek üremesine yol açtığı için halk sağlığı açısından oldukça da riskler barındıran bir üretim şekli. İklim krizi, artan kuraklık koşulları ortadayken, su varlıkları üzerindeki baskı her geçen gün artarken, sizler bu mesafeyi daraltarak hem bütün bu meseleleri gözetmekten kaçınıyorsunuz hem de halk sağlığını tehlikeye atıyorsunuz. Üstelik, Türkiye genelinde yaklaşık 129 bin hektarlık çeltik üretim alanının sadece yüzde 0,2'si gibi çok küçük bir kısmında damla sulama gibi modern ve kontrollü teknikler uygulanmakta. Mesafe kriterini esneterek yüksek su tüketimine dayalı bu modeli yerleşim alanlarına yaklaştırmak halk sağlığı açısından ve su politikaları açısından bir felakettir. Mevcut 500 metre mesafe kuralı korunmalı, modern sulama teknikleri zorunlu hâle getirilip desteklenmelidir.
Değerli milletvekilleri, peki, çiftçiler ne durumda? Bu kanun teklifi çiftçinin derdine derman olmaktan uzak. Yanlış tarım politikaları ülkedeki tarımsal üretimi bitirme noktasına getirdi. Resmî verilere göre tarım alanları 2002 yılından bu yana 2,6 milyon hektar daralmış, kaybedilmiş. Söz konusu kayıp alan İstanbul, Bursa, Edirne ve Kocaeli'nin yüz ölçümüne eş değer. Tarım arazileri ranta, hobi bahçelerine ve yapı kooperatiflerine heba edildi. Tarımsal istihdamda da tarihî bir düşüş yaşanıyor, durur mu? 2002 yılında 7,5 milyon olan tarım sektörü istihdamı 2025 yılı sonunda 4,5 buçuk milyon kişiye gerilemiş durumda. Tarımın istihdamdaki payı 2026'nın ilk çeyreğinde yüzde 13,8'e kadar geriledi. Peki, üretici neden toprağını terk ediyor, neden üretim yapamıyor diye hiç merak etmiyor musunuz? Biz söyleyelim: Çünkü çiftçi ektikçe zarar ediyor, zarar ettikçe borç batağına saplanıyor. 2002'de çiftçilerin bankalara olan kredi borcu 2,5 milyar lira iken bugün bu rakam 1,5 trilyona ulaşmak üzere. Üretmek için borçlanan, borcunu çevirebilmek için yeniden kredi çeken çiftçi borç girdabında dolanıyor. Borcunu ödeyemeyen çiftçinin takibe düşen ve yeniden yapılandırılan borçları bir yılda tam yüzde 344 artmış. Bu esnada üreticinin destek kapısı olması gereken Ziraat Bankası kâr rekoru kırıyor. Bankanın yılın ilk çeyreğindeki net kârı yüzde 33 artmış, çiftçiden elde ettiği net faiz geliri ise yüzde 83,7 artmış. Çiftçiler iflasa sürüklenirken, traktörü, tarlası haczedilirken kamu bankası olan Ziraat Bankası nasıl oluyor da çiftçinin sırtından onun kanını emerek rekor kârlar açıklayabiliyor? Bu, üreteni değil faizciyi ve bankaları ihya etme politikasıdır. Bakın, hafta başında Toprak Mahsulleri Ofisi hububat alım fiyatını açıkladı, yüzde 22 artış açıkladı. İşçinin girdi maliyeti yüzde 50'lere varmışken reva gördüğünüz bu fiyata çiftçi üretim yapmaya nasıl devam etsin?
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; lafa gelince iktidar temsilcileri tarım politikalarını önemsediklerini ifade ediyorlar, gıda güvenliğinden, üretimi desteklemekten bahsediyorlar ancak eyleme gelince tam tersi politikalar devreye sokuluyor. Biz DEM PARTİ olarak diyoruz ki...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
ADALET KAYA (Devamla) - ...gıda güvenliğini sağlamanın, enflasyonu düşürmenin yolu ne çeltik tarlalarını ranta açmakla ne de köylülerin üretim yapmasını engellemekle mümkündür.
Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)