GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:98
Tarih:03.06.2026

CEMALETTİN KANİ TORUN (Bursa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

İçinden geçmiş olduğumuz ve kimsenin adını koyamadığı demokratik, hukuki, ahlaki krizler hakkında bir değerlendirme yapmak, bir çözüm önerisi sunmak adına söz aldım. 2010'ların başında Avrupa Birliğine tam üyeliği, dünyanın ilk 10 ekonomisi arasına girmeyi hedeflerken bugün yargı eliyle yapılan darbeleri yaşar olduk. Bu kavganın bir nihayeti yoktur. Her geçen gün daha da çirkinleşen, olmazların olduğu bir dönem yaşıyoruz. AK PARTİ'de de Cumhuriyet Halk Partisinde de tanıdığımız, kıymet verdiğimiz, aklı başında siyaset adamları var, kendilerini uyarıyorum: Eğer bu kriz bu ivmeyle devam ederse ülkede yaşamak isteyen ne AK PARTİ'li ne CHP'li bir gencimiz kalmayacak. Ben de şu an, kürsüden, bugünün gündemine dair birtakım sözler edebilirim, bugünün krizlerine çözümler önerebilirim ancak mesele CHP'nin sayılmayan üç yılı değil, ülkemizin çalınan on yılıdır. Son günlerde bir "devlet aklı" söylemidir, devam ediyor. Değerli arkadaşlar, Türkiye bir yönetim kriziyle karşı karşıyadır. Sayın Erdoğan Başbakanken şöyle bir cümle kurmuştu: Türkiye'de bürokratik oligarşi var ve bu bürokratik oligarşi siyaseti bile parmağının ucunda oynatıyor. Evet, Cumhurbaşkanlığı hükûmet sisteminden sonra Türkiye'de Sayın Cumhurbaşkanının bahsettiği bürokratik oligarşi siyaseti tamamen esir aldı. "Devlet aklı" denilen şey de tam olarak budur. Bu, Türkiye'yi siyasetsizleştirmenin yolunu açan zehirli bir cümledir. Her hadisenin karşısında siyasetçileri de toplumu da hareketsiz bırakan gizli bir koddur. Bizim bugün tek bir çaremiz vardır: Bu sistemi kökten değiştirmek. Türkiye ne ucube Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemiyle ne de eski ucube parlamenter sistemle bir yere varamayacaktır. Türkiye'nin önünde iki yol var: Ya kaos ya da sistem değişikliği. Mevcut sistemle yapılacak bir seçim ya otoriterliği kurumsallaştıracak ya da kimsenin istemediği bir rövanşizm dalgasıyla ülkeyi karşı karşıya bırakacaktır. İktidar ekonomiyi düzeltmek mi istiyor, uluslararası itibar mı istiyor, genç nüfus artsın, gençler ülkeyi terk etmesin mi istiyor, bunların hiçbiri bu sistemde olmadı, olmayacak. Peki, muhalefet sandık isterken bu sistemin başına geçmek için bir yarışa mı girmek istiyor? Hem demokrasi talep etmek hem de tek adam olmak için seçime katılmak ne kadar tutarlıdır buyurun siz söyleyin.

Sayın milletvekilleri, hem iktidara hem de muhalefete buradan açık bir çağrıda bulunmak istiyorum: Bugün Parlamentoda bulunan tüm milletvekillerinin, tüm siyasi partilerin ortaklaşması gereken şey anayasa değişikliğiyle güçlendirilmiş parlamenter sisteme geçmektir, bu krizden tek çıkış yolumuz budur. İktidardaki arkadaşlarımızın bir kısmının bu korkunç gidişattan rahatsız olduklarını biliyorum. O yüzden buradan Sayın Cumhurbaşkanına sesleniyorum: Tüm partilerin bulunduğu bir masa kurulsun ve güçlendirilmiş parlamenter sisteme geçişimiz için bir anayasa değişikliği hazırlayalım. (CHP sıralarından alkışlar) Bu Meclis hem anayasayı değiştirsin hem de tarafsız Cumhurbaşkanını seçsin. Yargı darbelerine, kayyum uygulamalarına son verelim, tutuklu siyasetçiler serbest bırakılsın, böylece Türkiye tarafsız Cumhurbaşkanının yönetiminde adil ve demokratik bir seçime gitsin. Muhalefet partilerine de sesleniyorum: Muhalefet olarak görevimiz iktidarın hatalarından dönmesi için yol göstermektir. Gelin, hep birlikte iktidara anayasa değişikliği için çağrı yapalım. Sağlıklı bir sistemde seçime giderek adil bir seçimde yarışalım. Unutmayın, hiçbir ayrıcalıklı sınıfın sonsuz garantisi yoktur. Garanti adil, demokratik ve şeffaf bir yönetimdedir. Aksi hâlde yaşanacakların tüm sorumluluğu bu Meclisin üzerindedir.

Heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (YENİ YOL, CHP ve DEM PARTİ sıralarından alkışlar)