GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:98
Tarih:03.06.2026

EDNAN ARSLAN (İzmir) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Gene klasik bir torba yasayla karşı karşıyayız. Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'yle birbirleriyle hiç alakası olmayan 13 kanunda değişiklik yapılıyor. Bu teklif, tarımın, çiftçinin, ormanın, su kaynaklarının, kamu yararının temel sorunlarına çözüm getirmekten maalesef uzaktır. Kim kendine ne lazımsa almış, bu torba kanunun içine atmış ve Komisyonda çok fazla tartışılmadan, olayların taraflarının yeterince görüşleri alınmadan apar topar da geçirilerek buraya, Genel Kurula getirilmiştir. Çiftçinin içinde bulunduğu ağır krizi görmezden gelen teklif; mazot, gübre, sulama, borç, kuraklık, ithalat baskısı, plansız üretim gibi temel sorunlara maalesef çözüm üretmiyor. Mart ayı itibarıyla mazotun 80 TL, gübrelerin 30-35 bin lira bandına çıktığı koşullarda çiftçiye doğrudan mazot, gübre desteği verilmemesi çok büyük eksikliktir. Bu teklif çiftçiyi değil cezayı merkeze alıyor; tarımda destekleme, planlama, yerli üretim, çiftçi borçlarının yapılandırılması yerine ceza, yasak, idari yaptırımları öne çıkarıyor. Hâlbuki yapılması gereken çiftçiyi üretimde tutacak yapısal desteklerin sağlanmasıdır. Ayrıca bu yasa teklifiyle maalesef ormanlık alanlar ranta açılıyor. Karbon yutak alanları gerekçesiyle mevcut ormanların tahsis edilmesi, ormanların karbon piyasasının ekonomik aracına dönüşmesine sebep olacaktır. Ayrıca, kesinleşmiş orman kadastrosunun tartışmaya açılması Anayasa’nın 169'uncu maddesine de aykırılık ve yeni bir 2/B mekanizması tehlikesi de taşımaktadır.

Su yönetiminde sorumluluk dağıtılıyor, yük maalesef yerel yönetimlere bırakılıyor. DSİ'ye ait su yapıları ve tesisleri konusunda sorumluluğun belediyelere, il özel idarelerine ve diğer kurumlara dağıtılması yetki-sorumluluk dengesini çok ciddi bir şekilde bozacaktır. Karar ve mülkiyet merkezî idarede kalırken mali ve hukuki yükün yerel yönetimlere bırakılması adil değildir.

Bu yasa teklifiyle Atatürk Orman Çiftliği üzerinde de birtakım belirsizlikler var. Atatürk Orman Çiftliği'ne ilişkin vergi muafiyeti ve borç silme düzenlemelerinin millî mirasın korunması açısından Atatürk Orman Çiftliği üzerindeki özel şahıs ve şirketlere nasıl etki edeceği açık değildir. Bu belirsizlik Atatürk Orman Çiftliği üzerinde yeni istismar alanları yaratabilir.

Bir başka değişiklik de burada alkollü içkilerin reklam, tanıtım görünürlüğüne ilişkin düzenlemelerde "alamet", "çağrıştıran", "işaret" gibi belirsiz birtakım kavramlar kullanılmaktadır. Bu ifadeler keyfî uygulamalara, esnaf üzerinde baskıya; kültür, sanat, spor alanlarında maalesef finansman kaybına yol açabilir. Alkollü içkilerden vergi alıyorsunuz, devlet memurlarının maaşını ödüyorsunuz ama alkollü içkilerin sponsor olduğu spor kulüplerinin maalesef bu destekten bu şekilde mahrum bırakılmasına yol açacaksınız. Bu konuda sizleri bir kez daha uyarmak istiyoruz. Dediğimiz gibi -biraz evvel arkadaşımız bahsetti- Basketbol Federasyonuyla bu konuyu görüşmenizde fayda var.

Veteriner hekimlere ağır ve ölçüsüz disiplin cezaları getiriliyor. Veteriner hekimlere yönelik 120 bin lira ile 600 bin lira arasında değişen idari para cezaları ve meslekten men yaptırımları ölçüsüzdür. Meslek örgütlerinin sürece dâhil edilmemesi, mesleki özerkliği ve hukuki güvenliği zayıflatmaktadır.

Şeker pancarı tarımının sözleşmeli üretim modeline bağlanması çiftçiyi şirketler arasında daha zayıf hâle getirebilir, ceza hükümlerinde çiftçi ile şirketler arasında eşitsizlik yaratıldığı ise bir gerçektir. Av hayvanlarının vurulmasının önü açılıyor. Koruma altında olmayan bazı yaban hayvanlarının daha hızlı kararlarla vurulması ya da avlatılması hayvan hakları ve ekolojik denge açısından da tehlike yaratmaktadır.

Burada çok önemli bir düzenleme var ve ben bunu Komisyonda arkadaşlarıma izah etmeye çalışmıştım: Hobi bahçeleri. Tabii ki teklifle tarım topraklarının korunması amaçlanıyor. Tarım toprakları tabii ki korunmalıdır çünkü gıda güvenliği önümüzdeki yıllarda çok daha önemli bir hâle gelecek ama şunu da söylemeden geçemeyeceğiz: Sizin iktidarınız döneminde bu ülkede Trakya büyüklüğünde tarım arazisinde ekim yapılamıyor çünkü siz çiftçiyi desteklemediğiniz için, çiftçinin arkasında durmadığınız için, gayrisafi yurt içi hasıladan çiftçinin alması gereken destekleri vermediğiniz için çiftçi maalesef tarım yapmayı bıraktı ama siz döndünüz, dolaştınız, geldiniz tarım topraklarını korumanın bir yolu "hobi bahçeleri ve tarım arazilerindeki yapılaşma" olarak tanımlıyorsunuz. Ben Komisyonda da sormuştum yani demiştim ki bununla ilgili etki analizi nedir? Yani bu ülkede kaç tane hobi bahçesi vardır? Bunların illere göre dağılımı nedir? Bunların kaç tanesinin elektriği, suyu vardır, kaç tanesinin doğal gazı vardır? Yani düşünsenize siz, hobi bahçesi yapılıyor, buraya doğal gaz bağlatıyorsunuz. Peki, kim bağlıyor bu doğal gazı, kim bağlatıyor? Tabii ki valilikten, il özel idarelerinden alınan belgelerle, izinlerle. Yani siz vatandaşın evine gidiyorsunuz, o hobi bahçesi dediğiniz yapıya elektrik, su, doğal gaz bağlatıyorsunuz, şimdi de bir düzenlemeyle bunları ortadan kaldırarak tarımı ve tarım topraklarını korumayı murat ediyorsunuz. Burada 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu var değil mi, özel kanun bununla ilgili? Peki, bu kanunda ne yok da biz yeniden buraya birtakım maddeler getiriyoruz? Var sayalım bu özel kanun yok. Ya, bu ülkenin 3194 sayılı İmar Kanunu yok mu? Kaçak yapılarla ilgili nasıl mücadele edileceği yok mu? Burada belediye başkanlığı yapmış büyüklerimiz var, tarım arazisinde yapılmış bir kaçak yapıyı 3194 sayılı İmar Kanunu'yla engelleyemiyor muyuz Sayın Başkanım? Ne yaparsınız? İmar Kanunu'nun ilgili maddelerine göre 3242'nin maddelerine göre para cezası kesersiniz, sonra encümene getirirsiniz, encümende yıkım kararı alırsınız. Sonra, bir ay içinde eğer bu aykırılık düzelmezse dönersiniz, TCK'nın 184'üncü maddesine göre yapan, yaptıran ve göz yumanlar hakkında suç duyurusunda bulunursunuz ve bu yapıları yıkarsanız. Peki, belediyeler yıkabiliyor mu bu yapıları? Yıkamıyor. Niye yıkamıyor? Ya yeterli araç gereç yok ya da şöyle bir şey var: Belediye yıkmaya gittiği gün hemen mahkemeden bir karar geliyor. Ne bu kararı? Yürütmeyi durdurma. Şimdi, orada 10 tane yapı var, 2 tanesini belediye yıktı, o arada yürütmeyi durdurma geldi, 8 tanesi bekliyor. Ya, 2 tanesinin günahı neydi? Yani kaçak yapılarla ilgili bizim kanunumuzda bu kadar açık ve net ifadeler varken, belediyeleri, il özel idarelerini bu konuda bağlayan, TCK 184'e göre göz yumana hapis cezası dahi öngören bir yasa varken ne gerek var şimdi bir daha bir daha ceza tanımlamaya? Siz zaten var olan yasaya uymuyorsunuz, var olan yasaya uymayanları bu konuda denetlemiyorsunuz. Yani şimdi, hobi bahçeleriyle ilgili... Ya, vatandaş gerçekten ihtiyacı olduğu için mi yaptı? Sonuçta bütün büyükşehirlerde köyler mahalle oldu. Adam orada gitti, kendi arazisine bir tane yer yaptı ve bir de biliyorsunuz, pandemide insanlar korktuğu için burada sayılar da arttı. Şimdi, bu vatandaş ile bu işi ticari olarak yani var olan tarlayı, tarım arazisini parsel parsel parçalayıp 20 tane, 30 tane, 40 tane yapan adamı aynı kefeye mi koyacağız? Biri satış yapıp buradan para kazanıyor, biri de gerçekten kendi arazisinde belki oradaki üretimini korumak için, belki o güneşten korunmak için; belki tarlasında, arazisinde çalışırken kendini orada korumak için yaptığı yapıyı nasıl aynı kefeye koyacağız biz? Şimdi, getirdiniz, araziyi bozanlarla ilgili bir sürü para cezası. Bir de döndünüz, yerel yönetimlere de su aboneliğini kesmiyorsa her ay 100 bin lira, elektriği kesmiyorsa her ay 100 bin lira. Ya, nasıl olacak bu iş? Mahkemeden geliyor, yürütmeyi durdurma kararı alıyor vatandaş. Yani bu hobi bahçesi işini ticari olarak kullanan, bunlarla ticari olarak zenginleşen, lüks konut yapanlara diyecek sözümüz yok; onlarla ilgili bütün işlemler şu an var olan yasayla zaten yapılabiliyor. Ama yapabiliyor muyuz? Yıkabiliyor muyuz? Bununla ilgili bir irade gösterebiliyor muyuz? Sorun aslında biraz da burada yatıyor. Burada yapılması gereken, sadece ve sadece bu hobi bahçelerinin bence önce bir tasnifinin yapılması lazım, önce ne amaçla yapıldığının tespit edilmesi lazım, bu envanterinin çıkarılması lazım. Bunların suyla ilgili ne kadar sorun yarattığı, çevre kirliliği sorunu yarattığı, ne kadar elektrik kullandığı... Sonuç itibarıyla yani düşünsenize, adam hobi bahçesinin başına bir tane kuyu çakıyor, DSİ'den ruhsat alıyor, oradan elektrik bağlatıyor, sonra 20 tane parsele ara saatlerle dağıtıyor suyunu. Ya, bir de bunlara doğal gaz bağlamışız yani ticaret yapanla uğraşalım ama gerçekten kendi ihtiyacı için olanları da bunlardan ayıralım diyorum.

Hepinizi sevgiyle saygıyla selamlıyorum. (CHP, İYİ Parti ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)