| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 98 |
| Tarih: | 03.06.2026 |
YENİ YOL GRUBU ADINA SELÇUK ÖZDAĞ (Muğla) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yine bir torba yasa, torba mı diyeyim, çuval yasası mı diyeyim, yoksa hangar yasası mı diyeyim, ne yasası diyeyim? Şimdi, yasanın içerisinde bulunan kanunları okuyorum ben size: Çeltik Ekimi Kanunu, İspirto ve İspirtolu İçkiler İnhisarı Kanunu, Atatürk Orman Çiftliği Kanunu, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünce Yürütülen Hizmetler Hakkında Kanun, Veteriner Hekimliği Mesleği Kanunu, Orman Kanunu, Kamulaştırma Kanunu, Yap-İşlet Modeli İle Elektrik Enerjisi Üretim Tesislerinin Kurulması ve İşletilmesi İle Enerji Satışının Düzenlenmesi Hakkında Kanun -devam ediyorum- Şeker Kanunu, Tütün, Tütün Mamulleri ve Alkol Piyasasının Düzenlenmesine Dair Kanun, Kara Avcılığı Kanunu, Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu, Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu, Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi Hakkında Kanun. Ne dersiniz buna? Torba yasa mı diyeceksiniz? Bu bir çuval yasasıdır.
Değerli arkadaşlar, peki, bu kanunlarda iyi yönler var mıdır? Değişiklikler vardır. Bu kanunlar buralardan gelirken nereden geçti, hangi komisyondan geçti? Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonundan geçti değil mi? Peki, üç tane daha tali komisyon var; nedir onlar? Plan ve Bütçe Komisyonu. Niye geçmedi oradan? Plan ve Bütçe Komisyonunu ilgilendiren maddeler yok mu? Var. Burada mali işler var. İkinci olarak ne var? Adalet Komisyonu. Niye geçmedi buradan, gitmedi buraya? Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonunda da olması gerekmiyor muydu bu kanunun? Olması gerekiyordu ama siz maalesef hem İç Tüzük'ü çiğniyorsunuz hem de Meclis Başkanı burada zaman zaman...
Meclis Başkanı işte bu mutlak butlanla ilgili bir şeyler olduğu zaman, burada grup başkanlığı konusu gündeme geldiği zaman "Biz bu konularda tarafsızız, biz bu konulara karışmayız." diyor. Peki, sen bu konularda niye görevini tam yapmıyorsun? Yapamıyorsun çünkü, yapman da mümkün değil; sen bir noktada iktidar partisinin Meclis Başkanısın, sen Türkiye Büyük Millet Meclisinin Başkanı değilsin. Olmadığını zaten biz burada grubumuzu kurduğumuz zaman bize yer vermediğinde de göstermiştim. O günden itibaren -seninle ilgili olarak da- ben Meclis Başkanını oldukça eleştirdim burada ama kanunun başka konuları var, burada onları söyleyeceğim sizlere.
Değerli arkadaşlar, şimdi, burada diğer tali komisyonlara gitmedi. Bu nedenle sebep, sonuç ve etki analizi yapılmadan iktidarın kanun yapmada izlediği toptancı ve torbacı anlayışının gereği olarak önümüze konulmuştur. 11'inci ve 12'nci maddelerde yer verilen veteriner hekimler için getirilen para cezaları var. Bölüm doğrudur ama para cezaları fahiştir arkadaşlar, çok yüksek cezalardır. Öngörülen cezalar önleyici, caydırıcı ve orantılı olmak durumundadır. Bunlar orantılı değildir, caydırıcı olabilir belki ama o da tartışmalıdır.
Yine, 27'nci maddede yer verilen hayvan nakillerinde belirlenen kuralların ihlalinde verilen para cezaları da fahiştir. Et ve hayvansal gıda fiyatlarının durdurulamayan artışını böyle mi önleyeceksiniz? Hayvan besicilerini, çiftçileri fahiş para cezalarıyla yıldırıp bıktırarak neye hizmet etmiş olacaksınız? Çiftçileri ve besicileri daha fazla desteklemeniz gerekirken siz aksine bu insanları yaptıkları işten nefret eder hâle getiriyorsunuz.
Bugün açıklanan buğday ve arpa alım fiyatları da çiftçilerimiz açısından tam bir hayal kırıklığıdır. Bu yıl için açıklanan buğday kilo fiyatı 16,50 kuruştur, arpa kilo fiyatı ise 12,75 TL'dir. Geçen seneye göre buğdayda yüzde 22'lik, arpada ise yüzde 16'lık bir artış yapılmış. 2026 için enflasyon beklentileri nedir? Yüzde 35 değil mi? Önce çektiniz, sonra "24 olabilir." dediniz sürekli olarak güncelliyorsunuz zaten bunları. Merkez Bankası tahminlerde bulunur, hep yanılır; orta vadeli program açıklarsınız, hep yanılırsınız; sonra bir bakarsınız TÜİK rakamları açıklar, enflasyon rakamlarını açıklarlar, hep yanılırsınız. Şimdi de yine yanıldığınızı deklare edercesine söylüyorsunuz ama vatandaşı mağdur etmede, çiftçiyi mağdur etmede oldukça mahirsiniz. Çiftçinin ürünlerine yapılan bu zam çiftçiyi açlığa mahkûm etmektir. Mazot ve gübre fiyatlarında anormal artışlar yaşanırken iktidarın buğday ve arpa için belirlediği fiyatlar çiftçiyi ekim dikim yapmaktan vazgeçirme anlamına gelir. Bugün köylerde artık vatandaşlar çiftçilik yapamıyorlar ve çiftçilik yapma yaşı da ortalama olarak 58 yaşına gelmiştir. Emekliye, asgari ücretliye, işçiye ve emekçiye sefaleti reva gören bir iktidar anlayışından çiftçilere destek vermesini beklemek de elbette beyhudedir.
Bu teklifin en kritik bölümlerinden biri de orman alanlarına ilişkin düzenlemelerdir. Teklifin gerekçesine baktığımızda asıl amacın vatandaşın mağduriyetini gidermek değil; geçmiş, hatalı kadastro işlemleri nedeniyle vatandaşa ödemek zorunda kalacağı devasa tazminat yükünden kurtulmak olduğu görülmektedir. Yaklaşık 516 milyar liralık bir mali yükten söz edilmektedir.
Bir diğer konu, Atatürk Orman Çiftliğine getirilen geniş kapsamlı vergi muafiyetleri ve geçmişe dönük vergi borçlarının silinmesidir. Atatürk Orman Çiftliğine ait ticari amaçla kullanılan taşınmazların da vergi dışı bırakılması hem belediyelerin gelirlerini azaltmakta hem de özel sektör karşısında haksız rekabet yaratmaktadır.
Devlet Su İşleri düzenlemelerinde de sıkıntılar görüyoruz. Merkezi idarenin sorumluluğunda bulunan su yapılarının güvenlik yükümlülükleri ve maliyetleri belediyelere devredilmektedir yani Ankara veriyor kararı, faturayı belediyeler ödüyor. Kaynak aktarımı yok, destek yok ama sorumluluk var. Bu anlayış, yerel yönetimleri hizmet üreten kurumlar olmaktan çıkarıp merkezi idarenin mali yüklerini taşıyan birer finansman aracına dönüştürmektedir.
Diğer bir konu, şeker pancar üretiminin tamamen sözleşmeli sisteme bağlanması ve sözleşmesiz ekimin yasaklanması pancar çiftçisinin hareket alanını daraltmaktadır. Üreticinin hangi fabrikayla çalışacağına dolaylı olarak bakanlık karar verecektir. Bu durum, sözleşme özgürlüğünü zedelediği gibi, üreticiyi belirli şirketlere bağımlı hâle getirme riski de taşımaktadır.
Gelelim hobi bahçesi sorununa. İktidar partisi, burada, belli maddelerde bu konulara atıfta bulunuyorsunuz. Bununla ilgili olarak aylardır Türkiye bu konuyu konuşuyor, hobi bahçelerini konuşuyor. Bu hobi bahçeleri ne zaman Türkiye'nin gündemine girdi? Otuz sene önce girdi. Sonra, yirmi beş sene önce de 2002 yılında Adalet ve Kalkınma Partisi iktidar oldu, bu konu gündemdeydi, devam etti. Sonra, bu konu son on beş yıl içerisinde daha fazla Türkiye'nin gündemine girdi. Rusya'da hobi bahçeleri var, 60 milyon civarında. Almanya'da hobi bahçeleri var ve bu hobi bahçelerini Alman hükûmetleri veya eyaletlerdeki belediyeler destekliyorlar. Fide vermede, tohum vermede veya bunlara çiftçiliği öğretmede veyahut da bulundukları yerde o bahçeleri ekip biçmeyi öğretiyorlar, geliyorlar mühendisler. Peki, siz ne yaptınız? Şimdi, bu sayının ne kadar olduğu belli değil. 7 milyon mu? Zaten Türkiye'de hemen hemen hiçbir şeyin rakamları belli değil arkadaşlar.
Şimdi, Sayın Cumhurbaşkanı diyor ki: "2 milyon TOKİ konutu yaptık." Tamam, eyvallah. Ardından bu sefer TÜİK diyor ki: "Yok, 1 milyon 650 bin yaptık." Sonra bir bakıyoruz, TOKİ diyor ki: "Yok, 1 milyon 650 bin yapmadık, 1 milyon 750 bin yaptık." Ya, rakamlarda bile devlet kurumlarının kendi arasında anlaşamadığı bir yapıyla karşı karşıyayız.
Hobi bahçeleri; 7 milyon mu, 5 milyon mu, 4 milyon mu, 3 milyon mu? Bu hobi bahçeleri kurulurken buraların tarım arazileri olduğunu bilmiyor muydunuz? Siz, uydulardan haberleşmeye veya uydulardan görüntülemeye yeni mi başladınız? Teknolojiyle yeni mi tanıştı Tarım, Orman ve Köyişleri Bakanlığı veya Tarım ve Orman Bakanlığı? Eski isimleri de var, bunların isimleri de sık sık değişiyor; ardından tabelalar değişiyor, kâğıtlar değişiyor, bir sürü yükler geliyor, bir türlü bu bakanlıkların isimlerini bile doğru olarak koyamıyoruz, o da ayrı bir yük olarak geliyor karşımıza.
Şimdi, bu hobi bahçelerine elektrik bağlatmış vatandaş? Bağlatmamış mı? Su bağlatmış, oralara duvarlar örmüş, bahçeler yapmış, ekmiş, biçmiş; ardından da buraya getirmiş, bunlarla ilgili olarak da şimdi diyorsunuz ki: "Buraları kaçak yapıyorsunuz, bizim buraları yıkmamız gerekir." Kime yıktıracaksınız? Belediyelere yıktıracaksınız çünkü "Belediyelerin imkânları vardır." diyorsunuz bununla ilgili olarak. Belediyeler yıkacak, talimat kimden gelecek? Ankara'dan gelecek talimat. Belediye bu işleri yapmazsa eğer, ipe un sererse, vatandaşı korumak isterse bu sefer de Ankara'dan diyorsunuz ki: "Görevi kötüye kullanmaktan senin hakkında işlemler yaparım."
Bakın, arkadaşlar, samimi olarak söylüyorum; Türkiye'yi A partisinin, B partisinin yönetmiş olması hiç önemli değil benim için, hiçbir önemi yok; benim için, Avrupa Birliği kriterlerinde bir Türkiye'nin önemi var. A partisi gelir, çalışır ve seçmen bunu gönderir; B partisi gelir, Almanlar der ki: "Bunlar da Almanya için çalışıyor." İşçi Partisi gider, Muhafazakâr Parti gelir, İngilizler der ki: "Bunlar da İngiltere için çalışıyor." Fakat Türkiye'de bu belediyeler 31 Martta el değiştirmemiş olsaydı bu tür uygulamalar yapılır mıydı veya yapmak isteseniz bile onları, ipe un sermez miydiniz? Unuttururdunuz, yapmazdınız. O nedenle, değerli arkadaşlar, bu hobi bahçeleriyle ilgili olarak bugün getirmiş olduğunuz düzenlemeler doğru olmakla beraber... Ama öncesiyle ilgili yapacağınız işlemlerin tamamı yanlıştır çünkü bu yanlışlara göz yumdunuz, vatandaşı buralara siz sevk ettiniz. Gelin, şimdi, bu vatandaşlarla ilgili... Şimdi, Sayın Bakanlık geliyordu, getiriyordunuz buraya kanunu, geri çektiniz ve orada "3 Bakanlık çalışıyor." dediniz. Ne yaptıkları da belli değil. Vatandaşlarla oturun... Bak, bir kanun çıkarırken... Şimdi, geçmişteki Adalet ve Kalkınma Partisinde çalıştım ben.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
SELÇUK ÖZDAĞ (Devamla) - Orada 3 dönem milletvekilliği yaptım.
BAŞKAN - Çok teşekkür ederim.
SELÇUK ÖZDAĞ (Devamla) - Ben teşekkür ediyorum.
Kanuna ret oyu vereceğimizi söylüyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (YENİ YOL ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)