GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:98
Tarih:03.06.2026

CHP GRUBU ADINA EVRİM RIZVANOĞLU (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bir yönetimin başarısı her şey yolundayken değil, kriz kapıya dayandığında ne kadar hazırlıklı olduğuyla ölçülür. Bugün, Türkiye'nin karşı karşıya olduğu sorun tam da budur. Bakın, kuraklık geliyor, hazırlık yok; yangınlar büyüyor, hazırlık yok; su kaynaklarımız azalıyor, hazırlık yok; seller yaşanıyor, yine hazırlık yok ama iktidar dönüyor "Bunun suçlusu iklim krizi." diyor ve sorumluluktan kaçıyor maalesef. Ama bu sorun sadece iklim kriziyle açıklanamaz, özdeşleşemez. Sorun yıllardır bilim insanlarının, çiftçilerin, meslek odalarının ve yerel yönetimlerin yaptığı uyarıların dinlenmemiş, düzenlenen şuralarda ortaya konulan tespitlerin ve hatta bu Meclisin araştırma komisyonlarının hazırladığı raporların dikkate alınmamış olmasıdır çünkü devlet yönetmek kriz yaşandıktan sonra açıklama yapmak değil, kriz gelmeden gerekli tedbirleri almaktır.

Değerli milletvekilleri, bu hafta 5 Haziran Dünya Çevre Günü'nü karşılayacağız ancak çevreyi korumak yılda bir gün yayımlanan mesajlarla değil, bütçeyle, planlamayla ve siyasi tercihlerle mümkündür. Bugün Türkiye'de yaşanan tabloyu yalnızca "iklim değişikliği" deyip açıklayamayız; evet, iklim krizi vardır, küresel bir gerçekliktir, bu şüphesiz ancak Türkiye'de bu krizin etkilerini ağırlaştıran şey doğal varlıklarımızı korumaktaki yetersiz olan kamu politikalarıdır. Bugün kuraklıktan söz ediyorsak bunun nedeni sadece yağışların azalmış olması olamaz, su üretiminin bütüncül bir planlama anlayışıyla ele alınmamasıdır. Bugün orman yangınlarından söz ediyorsak bunun nedeni sadece her geçen sene daha çok artan sıcaklıklar olamaz, yangınla mücadelede önleyici politikaların yeterince geliştirilmemiş olmasıdır. Bugün erozyondan, bugün biyolojik çeşitlilikten ve çevresel tahribattan söz ediyorsak bunun nedeni yalnızca "doğa olayları" olarak adlandırılamaz. Değerli milletvekilleri, tüm bunların asıl nedeni kamu yararının yerine kısa vadeli rantı benimseyen anlayıştır maalesef. Bakın, Türkiye'nin her yerinden yükselen bir itiraz var ve hepsi aynı itirazı dile getiriyor -Akbelen aynı, Kaz Dağları aynı, Varto aynı, Karadeniz'in her bir köşesi aynı- vatandaşlar toprağın maden firmaları tarafından işgal edilmesine, suyunun, havasının kirletilmesine, atadan kalan zeytinlerin sökülmesine yüksek bir sesle itiraz ediyor.

Değerli milletvekilleri, devlet yönetmek rüzgara göre savrulmak değil, yaklaşan fırtınayı görüp rotayı çizmektir. Bugün ihtiyaç duyduğumuz anlayış tam da budur. Cumhuriyet Halk Partisi olarak çevre ve doğal kaynakların korunmasını kamusal bir sorumluluk olarak görüyoruz. Bizim vizyonumuz çok açık ve çok net. Çevre ve su yönetimi ekonomik bir lütuf değil, anayasal bir haktır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, devam edin.

EVRİM RIZVANOĞLU (Devamla) - Çok teşekkürler.

Bizler havza bazlı su yönetimine geçeceğiz. Tarımda modern damlama sulamaya gerekli teşvikleri vereceğiz. Kuraklık ve aşırı hava olaylarına karşı gereken dijital erken uyarı ve izleme sistemlerini kuracağız. DSİ'yi yeniden yapılandırarak kamu yatırımlarını hızlandıracağız ve su krizini kökten çözeceğiz. Çevre etki değerlendirme raporlarını şeffaf, halka açık ve tam denetimli hâle getireceğiz. Yeşil kalkınmayı hızlandırıcı adımlar atacağız. Fosil yakıtlarda yenilenebilir enerji adil geçişi sağlayarak iklim krizini yeni istihdam alanları yaratan modern bir sıçrama tahtasına dönüştüreceğiz.

Bu araştırma önergesine Cumhuriyet Halk Partisi olarak olumlu oy vereceğimizi bildirir, önergenin iklim krizinin ülkemiz üzerindeki etkilerinin bütün yönleriyle ortaya koyulmasına ve gerekli politik adımların gecikmeden atılmasına katkı sunmasını diliyorum.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)