GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:98
Tarih:03.06.2026

YENİ YOL GRUBU ADINA CEMALETTİN KANİ TORUN (Bursa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün ucube Cumhurbaşkanlığı hükûmet sisteminin yargıyı nasıl siyasallaştırdığı hakkında konuşacağım. Türkiye bir hukuk devletidir, bu cümle kulağa ne kadar güzel geliyor değil mi? Ancak sadece iki haftadır yaşadıklarımız bunun bir retorikten ibaret olduğunu gözler önüne seriyor. Geçmişi kapatma davalarıyla, siyasi yargı kararlarıyla mücadeleyle dolu bir iktidar ana muhalefet partisini yargı eliyle bölmeye çalışıyor. Sizlere AK PARTİ iktidarının ilk dönemini hatırlatırım: Sayın Erdoğan'ın cezaevi süreci ve 28 Şubat davaları gibi birçok hukuksuzluğun üzerine 2004 yılında yerinde değişiklikler yapılmış ve hak arama hürriyeti genişletilmişti ancak ne zaman ki AK PARTİ iktidarı hak ve özgürlüklerin kullanımını kendi iktidarına tehdit saydı, Anayasa da kanun da teamüller de bırakıldı. Bugün AK PARTİ'li arkadaşlar arınmadan, siyasi etikten bahsediyor. Madem siyasi etik, siyasetin finansmanı gibi konular bu kadar gündeminizdeydi 2016 yılında bu bir yasa olarak Sayın Davutoğlu tarafından Meclise getirildiğinde Sayın Erdoğan neden "İlçe başkanı bile bulamayız?" diye karşı çıktı? Samimiyseniz eğer gelin, yasa çıkaralım, son yirmi yılda görev alan siyasetçi, bürokrat, belediye başkanı ve yargı mensuplarının ve birinci derecede yakınlarının mal varlıkları araştırılsın ve izah edilemeyen artışlar hazineye irat kaydedilsin. Bunu yapmıyorsanız eğer göstermelik siyasi ahlak laflarını da bırakın.

Kıymetli milletvekilleri, iki noktaya dikkatinizi çekmek istiyorum: Birincisi, devlet dediğimiz aygıt günü kurtarmak için karar almaya, beşerî reflekslerle hareket etmeye başladığı gün sürekliliğini kaybetmiş demektir. Bunu adalete olan güvenin yerle bir olmasından, her bürokratın kendi şahsi ajandası için çalışmalar yapmasından anlayabiliriz.

İkincisi de şudur ki: "Kuvvetler ayrılığı" diyerek çıkılan yolda maalesef kuvvetler birliğini bu ülkeye armağan ettiniz; yasamayı yürütmenin emrine verdiniz. Meclisi etkisizleştirdiğiniz gibi, yargı da Beştepe'nin emrinde bir oyuncağı dönmüş durumda; hâkimler, savcılar yukarıya bakmadan, talimat almadan karar veremiyorlar. Bakın, seçilmiş belediye başkanlarını tutuklu yargılamak ve bu yargılamaları keyfî olarak uzatmak siyasidir. AİHM kararlarını uygulamayarak Selahattin Demirtaş'ı hâlâ cezaevinde tutmak siyasidir. Seçildiği hâlde Can Atalay'a yemin ettirmemek siyasidir. Cezası bittiği hâlde Selçuk Mızraklı'yı salıvermemek siyasidir. Vatandaşımız hepsini görüyor, not ediyor, değerlendiriyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, devam edin.

CEMALETTİN KANİ TORUN (Devamla) - Söz söylediği, meşru haklarını kullandığı, siyaset yaptığı için insanları mahkûm etmekten vazgeçmediğiniz sürece Türkiye düştüğü bu karanlıktan asla çıkamayacaktır.

Arkadaşlar, siyasetçilerin cezasını halk verir; yargı yoluyla siyaset dizaynı yaparsanız, ancak o hesap eninde sonunda size döner. Sizler bu bozuk düzenin size uğramayacağını mı zannediyorsunuz? İktidarınız baki mi sanıyorsunuz? Bozduğunuz bu kantar sizi tartmaz mı sanıyorsunuz? Artık yeter; vatandaşlarımızın nefes almasına, bu ülke için güzel hayaller kurmasına artık mâni olmayın.

Heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (YENİ YOL, CHP, DEM PARTİ ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)