| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 98 |
| Tarih: | 03.06.2026 |
ERKAN AKÇAY (Manisa) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.
Bugün küresel sistemin çöküşe geçtiği, emperyalist odaklar ile siyonist yayılmacılığın coğrafyamızı ateşe attığı kaotik bir dönemdeyiz. Böylesi bir kuşatma karşısında terörsüz Türkiye, terörsüz bölge hedefi yalnızca bir asayiş meselesi değil, Türk ve Türkiye Yüzyılı'nın stratejik bir hamlesi ve 21'inci yüzyıldaki vizyonumuzun miladıdır. Bu hedef sadece bir güvenlik politikası değildir, aynı zamanda millî birlik iradesidir, demokrasi ve kardeşlik hukukudur, devlet aklıdır, Türkiye Yüzyılı'nın stratejik omurgasıdır. Bir tarafta yarım asırlık terör ve şiddet sarmalından tamamen kurtulma iradesi, diğer tarafta Türkiye'nin stratejik güç ve seviyesi ve ayrıca çevremizde yeniden şekillenen bölgesel dengeler vardır. Bu tablo bize şunu göstermektedir: Türkiye, artık olayların peşinden sürüklenen değil kendi geleceğine yön veren bir ülkedir ve Türkiye, kendi gündemine hâkimdir. Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge hedefi herhangi bir pazarlığın, herhangi bir tavizin, herhangi bir teslimiyetin adı değildir. Terörsüz Türkiye devlet aklıyla, millet iradesiyle, hukukla ve şehitlerimizin aziz hatırasına sadakatle yürütülen millî bir hedeftir. Ülkemizde yaşayan 86 milyonun kardeşliği, dayanışması hiçbir terör örgütünün, suç örgütünün ve yabancı odakların insafına bırakılamayacak kadar kıymetlidir. Hiçbir vatandaşımız terörün rehinesi değildir. Milletimiz aynı kaderin, aynı vatanın, aynı bayrağın mensubudur. Bu nedenle, bu hedef güvenliği, hukuku, adaleti, demokrasiyi, barışı, kardeşliği ve toplumsal huzuru birlikte büyütme hedefidir.
Diğer yandan, Türkiye'nin savunma sanayisinde attığı adımlar millî iradenin caydırıcı gücüdür. İnsansız savaş uçaklarından hava savunma sistemlerine, stratejik füze kabiliyetlerimizden ihracat başarılarına kadar her gelişme bağımsızlığımızın yeni tahkimatıdır. Kendi savunmasını kuramayan ülkeler başkalarının insafına mahkûm olur; Türkiye, bu prangayı kırmıştır. Bölgemizde kritik gelişmeler yaşanmaktadır. Suriye ve Irak'taki gelişmeler, Doğu Akdeniz'deki hareketlilik, Güney Kıbrıs'a ilişkin basına yansıyan iddialar, Körfez ve İran hattındaki gerilimler birlikte ve dikkatle okunmalıdır. Türkiye, güçlü olmak zorundadır çünkü etrafımızdaki hiçbir kriz bize uzak değildir. Türkiye'nin geleceği, kısır polemiklerle değil büyük hedeflere birlikte yürüyerek ve ulaşarak sağlanacaktır.
Sayın Başkan, bugün bölgemiz savaşların, vekâlet çatışmalarının, terör örgütlerinin enerji rekabetinin ve küresel güç mücadelelerinin ağır baskısı altındadır. Böylesi bir dönemde Türkiye'nin dış politikası yalnızca gelişmeleri izleyen değil; gelişmelere yön veren, krizleri okuyan, barışı önceleyen ve millî menfaatleri kararlılıkla savunan bir anlayışa dayanmak zorundadır. Doğu Akdeniz'de hakkaniyetli bir düzen aranıyorsa Türkiye'ye yok sayılamaz, Kafkaslarda istikrar isteniyorsa Türkiye dışlanamaz, Balkanlarda huzur, Karadeniz'de denge, Orta Doğu'da huzur hedefleniyorsa Türkiye'nin tarihî tecrübesi, diplomatik kapasitesi ve caydırıcı gücü dikkate alınmak zorundadır çünkü Türkiye krizlerin seyircisi değil; mazlumların sesi, dostlarının güvenilir ortağı, bölgesinde düzen kurucu bir devlettir.
Aynı şekilde, güvenlik anlayışımız da dar kalıplara sığdırılamaz. Sınırlarımızın ötesinde üretilen her istikrarsızlık, terör, göç, enerji arzı, ticaret yolları ve toplumsal huzur başlıkları doğrudan ülkemizi etkilemektedir. Bu nedenle, Türkiye tehditleri kapıya dayanınca gören değil kaynağında teşhis eden, kaynağında bertaraf eden bir stratejik akılla hareket etmektedir. Türkiye'nin huzuru bölgenin istikrarıyla, bölgenin istikrarı da Türkiye'nin güçlü ve kararlı duruşuyla mümkündür.
Sayın Başkan, demokratik siyasetin en temel ilkesi ihtilafların hukuki ve meşru zeminlerde çözülmesidir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, devam edin.
ERKAN AKÇAY (Devamla) - Farklı fikirlerin varlığı demokrasinin zaafı değil gücüdür, zenginliğidir ancak bu farklılıkların hangi yöntemle ifade edildiği bir ülkenin siyasi olgunluğunu ve kurumsal kapasitesini gösterir. Siyasetin meşru zemini hukuk, sandık, Meclis ve demokratik müzakere ve uzlaşma alanıdır. Çünkü Meclis yalnızca kanun yapılan bir kurum değil, millet iradesinin temsil edildiği, farklı görüşlerin sözle, akılla ve usulle karşılaştığı en yüksek demokratik platformdur. Siyasi rekabetin dili toplumsal huzuru zedelemeyecek bir sorumluluk içinde kurulmalıdır. Siyasi itiraz elbette ki mümkündür ve gereklidir. Eleştiri demokrasinin doğal unsurudur fakat itirazın amacı kamu düzenini sarsmak değil, hukuk içinde çözüm üretmek olmalıdır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun devam edin.
ERKAN AKÇAY (Manisa) - Türkiye'deki siyasi ve hukuki tartışmaları, yargı kararlarını yabancı başkentlere, okyanus ötesi yayın organlarına şikâyet ederek dışarıdan medet ummak, demokratik siyasetin meşru zeminlerine, millî iradeye ve Türkiye'nin egemenlik vakarına uygun bir tutum değildir. Unutulmamalıdır ki millî siyasetin çözüm mercii Washington veya Brüksel değil, Ankara'dır. Türkiye gibi tarihî tecrübesi derin, toplumsal dokusu güçlü, bölgesel sorumlulukları ağır bir ülkede siyasetin görevi gerilimi büyütmek değil, aklıselimi, sağduyu ve ortak geleceğe dair güveni güçlendirmektir. Hiçbir siyasi görüş, hiçbir gündem, hiçbir tartışma milletimizin huzurundan, devletin kurumsal işleyişinden ve toplumsal barışımızdan daha değerli değildir. Türkiye'yi karıştırmaya, kutuplaşmayı derinleştirmeye,
demokratik rekabeti gerilim alanına dönüştürmeye kimsenin hakkı yoktur, kimseye de faydası yoktur ancak zararı ve bedeli vardır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun tamamlayın.
ERKAN AKÇAY (Manisa) - Demokrasiler yalnızca seçimlerle değil, hukuk kültürü ile sorumluluk ahlakıyla ve meşru zemine bağlılıkla yaşar; bizim ihtiyacımız budur, daha çok müzakere, daha çok hukuk, daha çok sağduyu ve daha güçlü bir millî sorumluluk bilincidir diyoruz.
Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.